İçtihad, müçtehitlerin Kur’an ve Sünnet ışığında İslam’ın daha iyi yaşanılır kılınması için müçtehitlerin hükümler çıkarma gayretinin adı olarak ifade edilir. İslam dini kıyamete kadar geçerli son gerçek dindir. Bu yüzden ortaya yeni çıkan ve çıkabilecek problemlere çözümler ortaya koyması kendisinden beklenir. Bu çözümün gerçekleştirilmesi için müçtehitler belirli usuller, yöntemler ve mekanizmalar geliştirmişlerdir. İslam tarihi boyunca içtihad, özellikle ilk dönemlerde önemli bir hukuki ve dini mekanizma olarak kullanılmıştır. Ancak zamanla bazı fakihler içtihad kapısının kapandığını iddia etmiş, bunun gerekçesi olarak da mezheplerin fıkhi doktrinlerinin olgunlaşmasını ve yeni içtihadlara ihtiyaç duyulmadığını öne sürmeleridir. Diğer yandan özellikle günümüz bazı İslam âlimleri içtihad kapısının kapanmadığını, aksine İslam hukukunun güncel sorunlara çözüm üretmesi için açık tutulması gerektiğini belirtmişlerdir. İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır. Bu araştırmamızda içtihad kapısı meselesi mevcut veriler göz önünde bulundurularak konu araştırma yöntemiyle tahlil edilmeye çalışılacaktır. Bu çalışmayla İslam ümmetinin çok önemli bir konusu olan içtihad kapısının durum tespiti yapılacak, literatüre katkı sağlanacaktır. Yapılan çalışmanın sonucuna göre içtihad kapısı usul, ilke ve prensipler noktasında kapalı iken; furu’, detaylar ve yeni çıkacak problemlerin çözümü konusunda kıyamete kadar açıktır.
Anahtar Kelimeler: İçtihad; İçtihad Kapısı; Müçtehit; Usul; Furu’; İslam Hukuku
Bu yazının devamı
219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Kur’ân ayı” Ramazan, Kur’ân’a çağırıyor insanları. Kur’ân da, takvâlı olmaya çağırıyor. Takvâlı olmak; ancak Kur’ân’a kulak verip buyruklarına uymakla mümkün. Ramazan, Allah’a itaat edişin, boyun eğişin, kulluğun yıllık sınav zamanıdır. Allah’a teslimiyetin, Kur’ân’ı rehber, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yolunu yol edinişin deneniş vaktidir. Yasakları terk edip helallere yönelmenin sınanış günleridir. Ne yaptığını bilerek, bilinçli olarak, gerektiği …
Bugün zamanın ruhu hâline gelmiş olan değerler daha çok modern Batıda üretilmiş değerlerdir. Tüm dünyayı bir şekilde etkileyen bu değerler ise kapitalizmi üretmiştir. Kapitalizm de büyük bir sömürü düzenini. Sömürü ve kapitalizm birbirini besleyip büyüten iki kardeş gibidir. Bunun sonucu tatminsiz ruhlar, bedeninden memnun olmayan insanlar, tüketimde sınır tanımayan kitlelerdir. Çalışmak, tüketmekten başka bir şey düşünmeyen, değerlerinden uzaklaşmış, eğlence ve hazzı amaç edinmiş bir nesil hep hâkim paradigmanın eseridir.
“Sünnet”in Hz. Muhammed’in genel hayat karşısındaki “duruşu” olarak da tanımlanabileceği kanaatindeyiz. Buna göre sünnet; Hz. Muhammed’in mücadelelerle dolu hayatında karşılaştığı olaylar karşısındaki genel duruşunu ifade eden bir terim olmaktadır. Başka bir deyişle Hz. Muhammed’in sünnetini bilmek, onun hangi durumlar karşısında hangi davranışları sergileyip sergilemeyeceği hususunda bir farkındalığa sahip olmak anlamına gelmektedir.
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
Ahlâk; bireysel hayattan toplum hayatına, cinsel hayattan aile hayatına, ilimden sanata, devlet yönetiminden uluslararası ilişkilere, savaş hukukuna kadar hayatın her alanını kapsayıp bu alanlara yön veren, erdem ve fazilet olarak kabul edilebilecek her türlü düşünce ve davranışın genel adıdır.
İçtihad Kapısı Kapalı mıydı Gerçekten, Ya da Hangi İçtihad?
Özet
İçtihad, müçtehitlerin Kur’an ve Sünnet ışığında İslam’ın daha iyi yaşanılır kılınması için müçtehitlerin hükümler çıkarma gayretinin adı olarak ifade edilir. İslam dini kıyamete kadar geçerli son gerçek dindir. Bu yüzden ortaya yeni çıkan ve çıkabilecek problemlere çözümler ortaya koyması kendisinden beklenir. Bu çözümün gerçekleştirilmesi için müçtehitler belirli usuller, yöntemler ve mekanizmalar geliştirmişlerdir. İslam tarihi boyunca içtihad, özellikle ilk dönemlerde önemli bir hukuki ve dini mekanizma olarak kullanılmıştır. Ancak zamanla bazı fakihler içtihad kapısının kapandığını iddia etmiş, bunun gerekçesi olarak da mezheplerin fıkhi doktrinlerinin olgunlaşmasını ve yeni içtihadlara ihtiyaç duyulmadığını öne sürmeleridir. Diğer yandan özellikle günümüz bazı İslam âlimleri içtihad kapısının kapanmadığını, aksine İslam hukukunun güncel sorunlara çözüm üretmesi için açık tutulması gerektiğini belirtmişlerdir. İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır. Bu araştırmamızda içtihad kapısı meselesi mevcut veriler göz önünde bulundurularak konu araştırma yöntemiyle tahlil edilmeye çalışılacaktır. Bu çalışmayla İslam ümmetinin çok önemli bir konusu olan içtihad kapısının durum tespiti yapılacak, literatüre katkı sağlanacaktır. Yapılan çalışmanın sonucuna göre içtihad kapısı usul, ilke ve prensipler noktasında kapalı iken; furu’, detaylar ve yeni çıkacak problemlerin çözümü konusunda kıyamete kadar açıktır.
Anahtar Kelimeler: İçtihad; İçtihad Kapısı; Müçtehit; Usul; Furu’; İslam Hukuku
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ramazan, Kur’ân Ve Takvâ
“Kur’ân ayı” Ramazan, Kur’ân’a çağırıyor insanları. Kur’ân da, takvâlı olmaya çağırıyor. Takvâlı olmak; ancak Kur’ân’a kulak verip buyruklarına uymakla mümkün. Ramazan, Allah’a itaat edişin, boyun eğişin, kulluğun yıllık sınav zamanıdır. Allah’a teslimiyetin, Kur’ân’ı rehber, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yolunu yol edinişin deneniş vaktidir. Yasakları terk edip helallere yönelmenin sınanış günleridir. Ne yaptığını bilerek, bilinçli olarak, gerektiği …
Zamanın Ruhunu İnşa Edebilmek
Bugün zamanın ruhu hâline gelmiş olan değerler daha çok modern Batıda üretilmiş değerlerdir. Tüm dünyayı bir şekilde etkileyen bu değerler ise kapitalizmi üretmiştir. Kapitalizm de büyük bir sömürü düzenini. Sömürü ve kapitalizm birbirini besleyip büyüten iki kardeş gibidir. Bunun sonucu tatminsiz ruhlar, bedeninden memnun olmayan insanlar, tüketimde sınır tanımayan kitlelerdir. Çalışmak, tüketmekten başka bir şey düşünmeyen, değerlerinden uzaklaşmış, eğlence ve hazzı amaç edinmiş bir nesil hep hâkim paradigmanın eseridir.
Hz. Muhammed’in Kendisine “Seyyid/Efendi” Denilmesini Nehyetmesinden Bahseden Haberler Üzerine Bir Değerlendirme
“Sünnet”in Hz. Muhammed’in genel hayat karşısındaki “duruşu” olarak da tanımlanabileceği kanaatindeyiz. Buna göre sünnet; Hz. Muhammed’in mücadelelerle dolu hayatında karşılaştığı olaylar karşısındaki genel duruşunu ifade eden bir terim olmaktadır. Başka bir deyişle Hz. Muhammed’in sünnetini bilmek, onun hangi durumlar karşısında hangi davranışları sergileyip sergilemeyeceği hususunda bir farkındalığa sahip olmak anlamına gelmektedir.
Hukuk ve Ahlak Arasındaki Normsal İlişki
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
Ahlâkın Neliği Üzerine
Ahlâk; bireysel hayattan toplum hayatına, cinsel hayattan aile hayatına, ilimden sanata, devlet yönetiminden uluslararası ilişkilere, savaş hukukuna kadar hayatın her alanını kapsayıp bu alanlara yön veren, erdem ve fazilet olarak kabul edilebilecek her türlü düşünce ve davranışın genel adıdır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.