Günlük hayat içerisinde çok fazla dile getirilen fakat anlaşılması bir o kadar zor ve muğlak kavramlar olan “şiddet” ve “meşrûiyet” hemen herkesin ya kullandığı ya da maruz kaldığı kavramlardır. Kavramlar yalnızca dilde gerçekleşen söz dizinlerinden ibaret değildirler; kasıtlarını gittikleri yere taşımakta ve yer yer zulümlere varan günlük hayata müdahale şekline dönüşmektedirler. Bu meseleyi anlamlandırabilmek biraz da kelime ve kavramların tarihsel süreç içerisinde yüklendiği anlamların izini sürmekle ilgilidir.
Düşüncelerdeki dönüşümler pratikteki değişim ve dönüşümleri beraberinde getirdiği gibi pratikteki değişim ve dönüşümler de düşüncelerde değişim ve dönüşümler meydana getirmektedir. Bu değişim ve dönüşümleri fark edemeyenlerin anakronizme düşmeleri ise kaçınılmazdır.
Değişen dünyada söz söyleyebilmek, ifade edilen kavramlara ne anlam yüklendiğini doğru anlayabilmekten geçmektedir. Alev Alatlı’nın “toplumsal afazi”[1] olarak dile getirdiği; insanların aynı kelimelerle konuşup farklı anlamları kastetmesi meselesi bunun önemini en bariz ortaya koyan ifadelendirmelerden biridir. Zira ilkçağda dile getirilen varlık anlayışıyla ortaçağ ve çağdaş dönemde dile getirilen varlık anlayışı tamamen aynı şeyi söylememektedir. Bir dönemde varlık aşkın parametrelere sahipken; bir dönemde tam zıttı olarak beşerî epistemolojik parametrelere sahiptir. Fakat kavram yine aynı kavramdır. Bu anlamda şiddet ve meşruiyet kavramları da dönemsel olarak aynı fonetik yapıya sahip olsa da kastı ve pratikteki yansımaları bakımından farklılaşmaktadır.
Bu yazının devamı
208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim
Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik, mantık, psikoloji ve mimarisi oluşturulan neoliberalizm sonrası teknoloji soğuk savaşı dünyasında Müslüman dindarların muhtemel …
İslâm’ın temel esaslarından biri olan oruç, ay takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan’da Müslümanların tüm ayı oruçla geçirmesidir. Müslümanlar ve Gayr-ı Müslimler için oldukça mühim olan oruç ayının maksadını doğru kavramak önemlidir çünkü çoğu zaman çok şekilsel olarak oruç tutuyoruz;
Toplumsal değişimler çoğu zaman büyük siyasal olaylar, ekonomik krizler veya hukuki düzenlemeler üzerinden okunmaya çalışılır. Oysa bir toplumun zihniyetinde meydana gelen en derin dönüşümler, çoğu zaman gündelik hayatın sıradan görünen ritüellerinde, alışkanlıklarında ve ürettiği sembollerde daha açık biçimde izlenebilir.
Önceki süreçte makine, emperyalizmin aracı iken yeni süreçte başta internet ve yapay zekâ olmak üzere yeni teknolojiler neo-emperyalizmin araçları olmuştur. Tekno-feodalizm kendi ülkelerinde egemenlik sağlarken, tekno emperyalizm başka ülkelerde egemenlik sağlama unsuru olmuştur.
Şiddetin Meşrûiyetinden Meşrûiyetin Şiddetine: Döngüsel Bir İlişkiye Dair
Giriş
Günlük hayat içerisinde çok fazla dile getirilen fakat anlaşılması bir o kadar zor ve muğlak kavramlar olan “şiddet” ve “meşrûiyet” hemen herkesin ya kullandığı ya da maruz kaldığı kavramlardır. Kavramlar yalnızca dilde gerçekleşen söz dizinlerinden ibaret değildirler; kasıtlarını gittikleri yere taşımakta ve yer yer zulümlere varan günlük hayata müdahale şekline dönüşmektedirler. Bu meseleyi anlamlandırabilmek biraz da kelime ve kavramların tarihsel süreç içerisinde yüklendiği anlamların izini sürmekle ilgilidir.
Düşüncelerdeki dönüşümler pratikteki değişim ve dönüşümleri beraberinde getirdiği gibi pratikteki değişim ve dönüşümler de düşüncelerde değişim ve dönüşümler meydana getirmektedir. Bu değişim ve dönüşümleri fark edemeyenlerin anakronizme düşmeleri ise kaçınılmazdır.
Değişen dünyada söz söyleyebilmek, ifade edilen kavramlara ne anlam yüklendiğini doğru anlayabilmekten geçmektedir. Alev Alatlı’nın “toplumsal afazi”[1] olarak dile getirdiği; insanların aynı kelimelerle konuşup farklı anlamları kastetmesi meselesi bunun önemini en bariz ortaya koyan ifadelendirmelerden biridir. Zira ilkçağda dile getirilen varlık anlayışıyla ortaçağ ve çağdaş dönemde dile getirilen varlık anlayışı tamamen aynı şeyi söylememektedir. Bir dönemde varlık aşkın parametrelere sahipken; bir dönemde tam zıttı olarak beşerî epistemolojik parametrelere sahiptir. Fakat kavram yine aynı kavramdır. Bu anlamda şiddet ve meşruiyet kavramları da dönemsel olarak aynı fonetik yapıya sahip olsa da kastı ve pratikteki yansımaları bakımından farklılaşmaktadır.
Bu yazının devamı 208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kitle, İktidar ve Eğitim Üzerine Mülahazalar
Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim
Post-Neoliberalizmin Dijitalleşme ve Yapay Zekâlaşma Bağlamında Dindarlığa Etkisi
Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik, mantık, psikoloji ve mimarisi oluşturulan neoliberalizm sonrası teknoloji soğuk savaşı dünyasında Müslüman dindarların muhtemel …
Oruç Hakikati
İslâm’ın temel esaslarından biri olan oruç, ay takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan’da Müslümanların tüm ayı oruçla geçirmesidir. Müslümanlar ve Gayr-ı Müslimler için oldukça mühim olan oruç ayının maksadını doğru kavramak önemlidir çünkü çoğu zaman çok şekilsel olarak oruç tutuyoruz;
Mezuniyet Fotoğrafları ve Zihniyetin Sessiz Dönüşümü
Toplumsal değişimler çoğu zaman büyük siyasal olaylar, ekonomik krizler veya hukuki düzenlemeler üzerinden okunmaya çalışılır. Oysa bir toplumun zihniyetinde meydana gelen en derin dönüşümler, çoğu zaman gündelik hayatın sıradan görünen ritüellerinde, alışkanlıklarında ve ürettiği sembollerde daha açık biçimde izlenebilir.
Yapay Zekâ ve Dijital Sömürgecilik: Tekno-Endüstriyel Çağda Yeni Neo-Sömürgeci Paradigmalar
Önceki süreçte makine, emperyalizmin aracı iken yeni süreçte başta internet ve yapay zekâ olmak üzere yeni teknolojiler neo-emperyalizmin araçları olmuştur. Tekno-feodalizm kendi ülkelerinde egemenlik sağlarken, tekno emperyalizm başka ülkelerde egemenlik sağlama unsuru olmuştur.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.