Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor. Hastalığa mı üzülmeli, acıdan kıvranan hastanın nâdânlığına mı?
Soyut ve gerçekliğe temassız gibi görünse de kavramlar canlıdır. Mademki hayat seyrimizi düşüncelerimiz belirler, peki, düşüncelerimizi ne belirler? Kavramlar diyebiliriz çünkü insan, kelime ve kavramlarla düşünür? Diğer bir insanla ve eşyayla ilişkisini kavramlar üzerinden kurar, hatta kavramlarla şehirlerini imar ve kurumlarını inşa eder. Cansız gibi görünse de canlı bir organizmadır aslında kavramlar. İnsanın ve toplumun zihin kodlarına girer; ya nitelikleri keşfeden, olumlu yönde imar ve inşa sürecini başlatır ya da nitelikleri eriten ve körelten, değerleri tefessüh ettiren bir görev üstlenir.
Düşünce dedik, düşünceyi biçimlendiren de kavramlar. Farketmeliyiz ki yaşanılan çağın hâkim düşüncesi, kavramlarımız ve düşünme biçimimiz üzerinde etkin bir güce sahiptir. Bazen insan, ‘ben böyle düşünüyorum’ der de, aslında düşünmüyor, hâkim düşüncenin gölgesinde serinlemekle meşgul oluyordur. O, birilerinin düşündüğünü tekrarlıyordur da, bunu farketmesi zaman alır.
Bu yazının devamı
197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Son birkaç yılda teknoloji devlerinin önlenemez yükselişi ekonomik merkezileşmede belirgin bir artışa ve ekonomik eşitsizlik açısının daha da büyümesine neden olmuştur. Bundan birkaç yıl önce piyasa değeri bakımından ilk birkaç şirket arasında yer alan şirketler yerlerini teknoloji şirketlerine bırakmıştır.
Bugün Müslümanların önemli sorunlarından birisi, toplumsallaşma alanında yaşanmaktadır. Müslümanlar, birçok gayret göstermelerine, birçok yapı, grup, cemaat vs. kurmalarına rağmen, bir türlü toplumsallaşamamaktadırlar.
Hayatın içerisinde insan tekinin kadın ve erkek olarak büyük görünümü içinde çocukların da yeri tartışmasızdır. Öte yandan edebiyatın hayata koşut olan önemi de ortadadır. Burada, modern zamanlar kategorisini tamamen
Tıpkı dilde lehçe, şive ve ağızların ortadan kalkması gibi farklı kültürel zamanların yok olması, bizi zamanın “zaten” böyle bir şey olduğunu düşünmeye sevk eder ve Kevin K. Birth’in “zaman körlüğü” dediği şeye yol açar. Zamansal deneyimin olumsallığı ortadan kalktığında ise giderek bütün zamanlarımız manipüle edilebilir, paraya çevrilebilir bir şeye dönüşmüş olur. Tüketimin konusu kılınamayan geriye bir tek uyku kalır. 7/24 tüketim dünyasında uyku vakti bile çeşitli şekillerde aşılmaya çalışılır.
“[…] her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin de en az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki sürünün cinsi bozulmasın.”
İnsan Haklarını Konuşmak ‘Kışkırtılmış İnsan’dan ‘Yaratılmış İnsana’
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor. Hastalığa mı üzülmeli, acıdan kıvranan hastanın nâdânlığına mı?
Soyut ve gerçekliğe temassız gibi görünse de kavramlar canlıdır. Mademki hayat seyrimizi düşüncelerimiz belirler, peki, düşüncelerimizi ne belirler? Kavramlar diyebiliriz çünkü insan, kelime ve kavramlarla düşünür? Diğer bir insanla ve eşyayla ilişkisini kavramlar üzerinden kurar, hatta kavramlarla şehirlerini imar ve kurumlarını inşa eder. Cansız gibi görünse de canlı bir organizmadır aslında kavramlar. İnsanın ve toplumun zihin kodlarına girer; ya nitelikleri keşfeden, olumlu yönde imar ve inşa sürecini başlatır ya da nitelikleri eriten ve körelten, değerleri tefessüh ettiren bir görev üstlenir.
Düşünce dedik, düşünceyi biçimlendiren de kavramlar. Farketmeliyiz ki yaşanılan çağın hâkim düşüncesi, kavramlarımız ve düşünme biçimimiz üzerinde etkin bir güce sahiptir. Bazen insan, ‘ben böyle düşünüyorum’ der de, aslında düşünmüyor, hâkim düşüncenin gölgesinde serinlemekle meşgul oluyordur. O, birilerinin düşündüğünü tekrarlıyordur da, bunu farketmesi zaman alır.
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Tekno-Kapitalizm: Dijital Çağın Yeni Egemenlik Düzeni
Son birkaç yılda teknoloji devlerinin önlenemez yükselişi ekonomik merkezileşmede belirgin bir artışa ve ekonomik eşitsizlik açısının daha da büyümesine neden olmuştur. Bundan birkaç yıl önce piyasa değeri bakımından ilk birkaç şirket arasında yer alan şirketler yerlerini teknoloji şirketlerine bırakmıştır.
İlkeler Nasıl Toplumsallaşır
Bugün Müslümanların önemli sorunlarından birisi, toplumsallaşma alanında yaşanmaktadır. Müslümanlar, birçok gayret göstermelerine, birçok yapı, grup, cemaat vs. kurmalarına rağmen, bir türlü toplumsallaşamamaktadırlar.
Çocuk Kitapları Çocukların mı?
Hayatın içerisinde insan tekinin kadın ve erkek olarak büyük görünümü içinde çocukların da yeri tartışmasızdır. Öte yandan edebiyatın hayata koşut olan önemi de ortadadır. Burada, modern zamanlar kategorisini tamamen
Zamanın Sömürgeleştirilmesine Karşı Bir Direniş Eylemi Olarak Namaz
Tıpkı dilde lehçe, şive ve ağızların ortadan kalkması gibi farklı kültürel zamanların yok olması, bizi zamanın “zaten” böyle bir şey olduğunu düşünmeye sevk eder ve Kevin K. Birth’in “zaman körlüğü” dediği şeye yol açar. Zamansal deneyimin olumsallığı ortadan kalktığında ise giderek bütün zamanlarımız manipüle edilebilir, paraya çevrilebilir bir şeye dönüşmüş olur. Tüketimin konusu kılınamayan geriye bir tek uyku kalır. 7/24 tüketim dünyasında uyku vakti bile çeşitli şekillerde aşılmaya çalışılır.
Felsefe Tarihinin Zakkum Ağacı: Öjenizm
“[…] her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin de en az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki sürünün cinsi bozulmasın.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.