Bilindiği kadarıyla canlılar arasında ontolojik gerçekliğinin farkında olan, diğer bir ifadeyle var olduğunun farkında olan insandır. Bu ontolojik farkındalık ve bilinç hâli tarih boyunca insanın kim, ne, nasıl, neden olduğu sorularının sorulmasına da neden olmuştur. Dinlerden mitolojilere, ideolojilerden felsefeye pek çok disiplin bu konuyu anlamlandırmaya çalışmıştır. Bilinen yazılı kültür içerisinde insanın ontolojik gerçekliği, uzun bir dönem dinler tarafından izah edilmeye çalışılmıştır. Özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık bu konuda tarihin önemli bir diliminde toplumlar için anlamlandırıcı unsur olarak kendini göstermiştir. Bu arada, ‘din sadece İslâm’dı. Diğerleri bu inancın insan eliyle yozlaşmış hâlidir. Hz. Âdem’den bu yana bütün resûl ve nebiler İslâm adına gelmiştir’ minvalinde itirazlar gelebilir. Elbette bu doğrudur, İslâmî paradigma bu şekilde bir anlatıma sahiptir.
Dinlerin büyük çoğunluğunun temel paradigması insanın yaratıcısına kulluk etmek için dünyaya gelmiş olmasıdır. Yani hayat, teleolojiktir/erekseldir/amaçsaldır. İnsanın var olmasının dinler açısından ilâhî bir amacı vardır. Bu da en genel anlamıyla kulluk etmektir. Kulluk nasıl yapılır sorusuna, ibadet etmekten adaletli davranmaya, işi ehline vermekten tevhidî bir itikada sahip olmak gibi onlarca cevap verilebilir. Özellikle İslâm teolojisi bağlamında düşünülecek olursa; insan, -farklı mezheplerde çeşitli yorumlar olmakla beraber- irade sahibi, tercih yapabilen, özgür bir varlıktır.
Bu yazının devamı
204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
TEVRAT VE KUR’ÂN Öz İnsan var olduğu andan itibaren kendini arayış, varlığını sorgulayış, kâinattaki oluşumun nasıllığını ve nedenselliğini araştırma, bilgiye vâkıf olabilme gayreti ve yorumlama çabası içinde olmuştur. Kendisi ve kâinatın yaratılışı hakkında bir ilim edinebilmenin aslî kaynaklarından birisi ise yerkürede ikâme edilen, tüm yaratılmışlara farklı vakit ve zamanlarda gönderilmiş olan din ve o dinin …
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik, mantık, psikoloji ve mimarisi oluşturulan neoliberalizm sonrası teknoloji soğuk savaşı dünyasında Müslüman dindarların muhtemel …
Bir akıl tutulması… Bir çarpık ve manipüle edilmiş zihin yapısı… Model paradigmanın değişmezliğine iman edilmesi… Küresel tahakküme karşı durmanın yolunun onun dışında kalarak, yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olabileceğinin umursanmayıp paradigma içi muhalefetin benimsenmesi ve nehrin suyundan içildikçe içilmesi… Nehrin suyundan bolca içtikleri için dizlerinin bağı çözülenlerin Calut’un mağlup edilemeyeceğine inanması…
“(Nehirden çokça içenler) ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler” (Bakara, 2/249) Demek ki zulmedenler ve onların yandaşları o nehirden tıka basa içmişler. Calut adına ve ondan korkarak…
“İnsan”ın Yapısal Dönüşümü: Teo-Kadercilikten Biyo-Kaderciliğe
Bilindiği kadarıyla canlılar arasında ontolojik gerçekliğinin farkında olan, diğer bir ifadeyle var olduğunun farkında olan insandır. Bu ontolojik farkındalık ve bilinç hâli tarih boyunca insanın kim, ne, nasıl, neden olduğu sorularının sorulmasına da neden olmuştur. Dinlerden mitolojilere, ideolojilerden felsefeye pek çok disiplin bu konuyu anlamlandırmaya çalışmıştır. Bilinen yazılı kültür içerisinde insanın ontolojik gerçekliği, uzun bir dönem dinler tarafından izah edilmeye çalışılmıştır. Özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık bu konuda tarihin önemli bir diliminde toplumlar için anlamlandırıcı unsur olarak kendini göstermiştir. Bu arada, ‘din sadece İslâm’dı. Diğerleri bu inancın insan eliyle yozlaşmış hâlidir. Hz. Âdem’den bu yana bütün resûl ve nebiler İslâm adına gelmiştir’ minvalinde itirazlar gelebilir. Elbette bu doğrudur, İslâmî paradigma bu şekilde bir anlatıma sahiptir.
Dinlerin büyük çoğunluğunun temel paradigması insanın yaratıcısına kulluk etmek için dünyaya gelmiş olmasıdır. Yani hayat, teleolojiktir/erekseldir/amaçsaldır. İnsanın var olmasının dinler açısından ilâhî bir amacı vardır. Bu da en genel anlamıyla kulluk etmektir. Kulluk nasıl yapılır sorusuna, ibadet etmekten adaletli davranmaya, işi ehline vermekten tevhidî bir itikada sahip olmak gibi onlarca cevap verilebilir. Özellikle İslâm teolojisi bağlamında düşünülecek olursa; insan, -farklı mezheplerde çeşitli yorumlar olmakla beraber- irade sahibi, tercih yapabilen, özgür bir varlıktır.
Bu yazının devamı 204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Garibal Enfeksiyonlar-2
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Yaratılış Bağlamında Kutsal Metinlerin Mukayesesi
TEVRAT VE KUR’ÂN Öz İnsan var olduğu andan itibaren kendini arayış, varlığını sorgulayış, kâinattaki oluşumun nasıllığını ve nedenselliğini araştırma, bilgiye vâkıf olabilme gayreti ve yorumlama çabası içinde olmuştur. Kendisi ve kâinatın yaratılışı hakkında bir ilim edinebilmenin aslî kaynaklarından birisi ise yerkürede ikâme edilen, tüm yaratılmışlara farklı vakit ve zamanlarda gönderilmiş olan din ve o dinin …
Politik Estetiğin Alacakaranlığında Kadim Zaman-Mekân Estetiği
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Post-Neoliberalizmin Dijitalleşme ve Yapay Zekâlaşma Bağlamında Dindarlığa Etkisi
Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik, mantık, psikoloji ve mimarisi oluşturulan neoliberalizm sonrası teknoloji soğuk savaşı dünyasında Müslüman dindarların muhtemel …
Meğer İsrail Gazze’nin Dışında Hemen Her Yeri İşgal Etmiş
Bir akıl tutulması… Bir çarpık ve manipüle edilmiş zihin yapısı… Model paradigmanın değişmezliğine iman edilmesi… Küresel tahakküme karşı durmanın yolunun onun dışında kalarak, yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olabileceğinin umursanmayıp paradigma içi muhalefetin benimsenmesi ve nehrin suyundan içildikçe içilmesi… Nehrin suyundan bolca içtikleri için dizlerinin bağı çözülenlerin Calut’un mağlup edilemeyeceğine inanması…
“(Nehirden çokça içenler) ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler” (Bakara, 2/249) Demek ki zulmedenler ve onların yandaşları o nehirden tıka basa içmişler. Calut adına ve ondan korkarak…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.