Etiket Arşivi:Sayı 204

  • Vaziyet

    başlamaya hasretli dilim ötelerden belletilene köprüsün çaktın kibriti lazım değil ruh elinde eksik tarif önünde müşkül bir yol kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan geldiğin gibi olmuyorsun hiç senden değil bu elbet rahat ol şamar oğlanı zaman çizgilerden dalgaya yol alışında cezbe hani bentlere damarlı bileklerle tokmak deyişindeki o ergenlik kükreyen suskunluk senin suçun yok bunda …

    Daha
  • Mobeselere Yakalandık

    Sen benim son düşümsün
    Karşılaştık mı daha evvel?
    Alacaklısın göçüp giden yanımdan
    Seyrek dokunuşlarımdan
    Durgun sularımdan
    İyi bak gördüğün huzmelere:
    ‘Kestiiiik’ diyen sesin yankısı duyuluyor
    Bol korunaklı sitelerimizden
    Yüzüne ancak mobeselerde rastlayan ben
    Takılıp kalıyorum gözlerinde
    Gündüzleri Maria Magdalena’yı taşlayıp
    Sonra şiirin başucuna kıvrılamaz mıyım?

    Daha
  • PANOPTİKON’UN EVRİMİ -Değişen Gözetim Aygıtlarının Gölgesinde Varolmanın İmkânı-

    “Edward Said, entelektüeli, bir müçtehit olarak görüyor ve ondan içtihat yapmasını bekliyor; tabii ki entelektüel bir bakışla… Her ne kadar İslam’ın din olduğundan söz etse bile laik entelektüel zihni gereği İslam’ı bir “düşünce” olarak algılıyor.”

    Daha
  • Şiir

    vaziyet
    başlamaya hasretli dilim
    ötelerden belletilene köprüsün
    çaktın kibriti lazım değil ruh
    elinde eksik tarif
    önünde müşkül bir yol

    kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan
    geldiğin gibi olmuyorsun hiç
    senden değil bu elbet
    rahat ol
    şamar oğlanı zaman

    Daha
  • Mektup V

    Ümit ederim iyisindir, zira ümit soluk alıp-vermenin niteliğini etkiler… Nicedir yazıyorum, içimden geldiği, dilimin döndüğü, aklımın erdiği kadarıyla… Geçen mektupta “istersen yaz e-mail adresime” dedim. Yazmadın, demek ki istemedin, yoksa yazacaklarını bitirmiş, sebeplerini yitirmiş olamazsın. Yok yok, sitem değil bu, niye sitem edeyim ki yazmak benim kararım ve tercihim, senin için de durum aynı diğer bir ifadeyle. Ama yazsaydın, yazmak kadar okumak da iyi gelirdi bana. Hâlinden haber almak, kafanı yoranları, gönlünü besleyenleri, ümidini destekleyenleri görmek isterdim/isterim. Kapsama alanımda olanlar ilgilendirir beni, yazarken dinliyor ve dinleniyorum ben, öyle düşünüyorum işte, yazmak bana iyi geldiği gibi sana da iyi gelir düşüncesindeyim.

    Daha
  • Yoldan Öyküler

    “Yolculuğunuza hicret sevabı versin Rabbim… Yolcunun duası kabul olur. Esas yolculuk Allah’tan Allah’a olandır evladım. Ahiret yolcusuyuz hepimiz. Gönlü açık olanın yolu da açık olur. Sadakamızı vermeden aman ha! Görünmez belayı def eder sadaka. Sıla-i rahim ettiniz, bağları koparmadınız. Sıla-i rahim ta cennete uzanan bir bağdır.”

    Daha
  • Kalk Kendi Önünden

    “Ey gönlüm, derdin varsa eğer uyan uykudan! Seni yemen ve uyuman için getirmediler. Farz edelim cümle âlemi yedin, ölümden kurtulamazsın savaşsan da! Kendinden daha ne kadar zarar göreceksin? Ey kendine afet olan! Afet musibet sensin; kalk kendi önünden.”

    Daha
  • Nils Holgersson Dedemin Nesi Olur? Bayburt-İsveç Hattında Bir Çocuk Edebiyatı Kanonunun Öyküsü

    On dokuzuncu yüzyıl İsveç kırsalına uzanmadan önce otuz beş yıl öncesinin Bayburt’una uzanmalıyız. İsveç’le Bayburt arasındaki göbek bağını hemen herkes bilir. Selma Lagerlöf ile dedemin tanış olduğunu da söylersem ve Nils Holgersson’un, kıymalı pideyle tatlandırılmış dede-nine-torun pazar sabahı resitalinin gizli kahramanı olduğunu da eklersem beni kovalamayın, olmayan arabamın egzozuna gazoz kutuları bağlamayın lütfen.

    Daha
  • “Serçe Risalesi” Üzerine

    Her gece uyuyor her sabah uyanıyoruz. Uyurken ayağımız yerden kesiliyor, düşler görüyoruz. Uyandığımız her sabahla beraber, yeni hayatları kucağımızda bularak hikâyemize yeni sayfalar ekliyoruz. Elimize en nihayetinde tutuşturulacak kitaplarımız bu sayfalardan oluşuyor.

    Daha
Updating
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.