Çoğu sıkı okur tarafından rahatlıkla bilineceği üzere; romanda insan, toplum ve varoluş düşüncesi ekseninde hem bilinen varoluş düşüncesi hakkında hem de bu bilinenlerin de ötesinde varoluşun derinlikleri hakkındaki yazdıklarıyla adeta varoluş düşüncesinde yeni ufuklar açan F. M. Dostoyevski’nin ölümsüz eseri Suç ve Ceza, yalnızca bir cinayetin hikâyesi değil; aynı zamanda insan ruhunun, ahlâki bunalımların, suçun, vicdanın ve adaletin karmaşık yapısının derinlemesine analizinin yapıldığı bir başyapıt niteliğindedir.
Bu anlamda romanın başkahramanı olan Rodion Romanoviç Raskolnikov’un yaşadığı bütün içsel çatışmalar, sadece 19. yüzyıl Rusya’sının değil, günümüz insanının da vicdani labirentlerine ışık tutacak biçimde işlenmesiyle bile bahse konu romanı varoluş ekseninde yazılmış nice felsefi yapıtın üstünde bir yere taşımıştır.
Nitekim bu yazıda, Raskolnikov’un psikolojisi üzerinden suç, vicdan, ahlâk, adalet ve bireyin toplumsal konumuna dair tartışmaları irdeleyecek, bu kavramların günümüzdeki karşılıklarını güncel örneklerle birlikte ele alarak, kısaca bir yandan romanın kahramanı Raskolnikov’u incelerken, bir yandan da Dostoyevski’nin varoluş düşüncesi ekseninde felsefi olmaktan çok, düşüncenin yazıya işlenmiş biçimdeki romantik işlenişini ve bu işlenişin yüzyılımıza akseden içeriğini incelemeye çalışacağız.
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir. Çoğunlukla fırsatçılık (oportünizm) veya yararcılık (utilitaryanizm) ile karıştırılır. Charles S. Peirce ve daha çok da William James tarafından kurulduğu kabul edilen bu yaklaşım, Batı düşüncesinin gelişim evrelerinin belirli …
Dinlerin büyük çoğunluğunun temel paradigması insanın yaratıcısına kulluk etmek için dünyaya gelmiş olmasıdır. Yani hayat, teleolojiktir/erekseldir/amaçsaldır. İnsanın var olmasının dinler açısından ilâhî bir amacı vardır. Bu da en genel anlamıyla kulluk etmektir. Kulluk nasıl yapılır sorusuna, ibadet etmekten adaletli davranmaya, işi ehline vermekten tevhidî bir itikada sahip olmak gibi onlarca cevap verilebilir. Özellikle İslâm teolojisi bağlamında düşünülecek olursa; insan, -farklı mezheplerde çeşitli yorumlar olmakla beraber- irade sahibi, tercih yapabilen, özgür bir varlıktır.
Introduction The reflections presented below are part of a broader research project (both theoretical and “interventionist”) devoted to the reconstruction and reaffirmation of the positive social and political philosophy of liberalism, with social development (human development) as its guiding principle. The most well-known, effective, and recognized variant of this broad intellectual family, which has achieved …
Otuz beş senelik sıçramayla bugünün okuma kültürüne baktığımızda tür, başlık, biçim, tasarım vb. birimlerin, aşırılaşan ve baş döndüren seçenekleri arasında okuru ürküttüğünü düşünebiliriz. Çocuk kolayca seçiyor aslında, ürken anası babası. Birçok şey gibi okumanın da güncellenmesi gereken temel bir beceri olduğunu gözden kaçıran taş devri okuru; mamutlar hatta dinozorlar kadar eski olan okuma pratikleriyle bugünü kavramaya çalışan trajikomik insan grupları.
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması noktasında ise önümüze ahlâk kavramı çıkmaktadır. Devlet dediğimiz sistemli yapıların gelişmediği topluluklarda, toplumun “düzen”, “toplumsal ihtiyaçları karşılama” ve “adalet” ihtiyaçlarını ahlak dediğimiz olgu karşılamaktaydı.
Raskolnikov, Ahlâk, Adalet ve Günümüz: Suçun Vicdani Anatomisi
Çoğu sıkı okur tarafından rahatlıkla bilineceği üzere; romanda insan, toplum ve varoluş düşüncesi ekseninde hem bilinen varoluş düşüncesi hakkında hem de bu bilinenlerin de ötesinde varoluşun derinlikleri hakkındaki yazdıklarıyla adeta varoluş düşüncesinde yeni ufuklar açan F. M. Dostoyevski’nin ölümsüz eseri Suç ve Ceza, yalnızca bir cinayetin hikâyesi değil; aynı zamanda insan ruhunun, ahlâki bunalımların, suçun, vicdanın ve adaletin karmaşık yapısının derinlemesine analizinin yapıldığı bir başyapıt niteliğindedir.
Bu anlamda romanın başkahramanı olan Rodion Romanoviç Raskolnikov’un yaşadığı bütün içsel çatışmalar, sadece 19. yüzyıl Rusya’sının değil, günümüz insanının da vicdani labirentlerine ışık tutacak biçimde işlenmesiyle bile bahse konu romanı varoluş ekseninde yazılmış nice felsefi yapıtın üstünde bir yere taşımıştır.
Nitekim bu yazıda, Raskolnikov’un psikolojisi üzerinden suç, vicdan, ahlâk, adalet ve bireyin toplumsal konumuna dair tartışmaları irdeleyecek, bu kavramların günümüzdeki karşılıklarını güncel örneklerle birlikte ele alarak, kısaca bir yandan romanın kahramanı Raskolnikov’u incelerken, bir yandan da Dostoyevski’nin varoluş düşüncesi ekseninde felsefi olmaktan çok, düşüncenin yazıya işlenmiş biçimdeki romantik işlenişini ve bu işlenişin yüzyılımıza akseden içeriğini incelemeye çalışacağız.
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
221. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Pragmatizm Müslümana Uyar Mı
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir. Çoğunlukla fırsatçılık (oportünizm) veya yararcılık (utilitaryanizm) ile karıştırılır. Charles S. Peirce ve daha çok da William James tarafından kurulduğu kabul edilen bu yaklaşım, Batı düşüncesinin gelişim evrelerinin belirli …
“İnsan”ın Yapısal Dönüşümü: Teo-Kadercilikten Biyo-Kaderciliğe
Dinlerin büyük çoğunluğunun temel paradigması insanın yaratıcısına kulluk etmek için dünyaya gelmiş olmasıdır. Yani hayat, teleolojiktir/erekseldir/amaçsaldır. İnsanın var olmasının dinler açısından ilâhî bir amacı vardır. Bu da en genel anlamıyla kulluk etmektir. Kulluk nasıl yapılır sorusuna, ibadet etmekten adaletli davranmaya, işi ehline vermekten tevhidî bir itikada sahip olmak gibi onlarca cevap verilebilir. Özellikle İslâm teolojisi bağlamında düşünülecek olursa; insan, -farklı mezheplerde çeşitli yorumlar olmakla beraber- irade sahibi, tercih yapabilen, özgür bir varlıktır.
Islam and Islamophobia in the post-liberal world of late democracy. Neo-real-political foundations of racism
Introduction The reflections presented below are part of a broader research project (both theoretical and “interventionist”) devoted to the reconstruction and reaffirmation of the positive social and political philosophy of liberalism, with social development (human development) as its guiding principle. The most well-known, effective, and recognized variant of this broad intellectual family, which has achieved …
Yıldızların Özüne İşlenmiş Hikâyeler
Otuz beş senelik sıçramayla bugünün okuma kültürüne baktığımızda tür, başlık, biçim, tasarım vb. birimlerin, aşırılaşan ve baş döndüren seçenekleri arasında okuru ürküttüğünü düşünebiliriz. Çocuk kolayca seçiyor aslında, ürken anası babası. Birçok şey gibi okumanın da güncellenmesi gereken temel bir beceri olduğunu gözden kaçıran taş devri okuru; mamutlar hatta dinozorlar kadar eski olan okuma pratikleriyle bugünü kavramaya çalışan trajikomik insan grupları.
Hukuk ve Ahlak Arasındaki Normsal İlişki
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması noktasında ise önümüze ahlâk kavramı çıkmaktadır. Devlet dediğimiz sistemli yapıların gelişmediği topluluklarda, toplumun “düzen”, “toplumsal ihtiyaçları karşılama” ve “adalet” ihtiyaçlarını ahlak dediğimiz olgu karşılamaktaydı.
Alışverişe devam et