Çoğu sıkı okur tarafından rahatlıkla bilineceği üzere; romanda insan, toplum ve varoluş düşüncesi ekseninde hem bilinen varoluş düşüncesi hakkında hem de bu bilinenlerin de ötesinde varoluşun derinlikleri hakkındaki yazdıklarıyla adeta varoluş düşüncesinde yeni ufuklar açan F. M. Dostoyevski’nin ölümsüz eseri Suç ve Ceza, yalnızca bir cinayetin hikâyesi değil; aynı zamanda insan ruhunun, ahlâki bunalımların, suçun, vicdanın ve adaletin karmaşık yapısının derinlemesine analizinin yapıldığı bir başyapıt niteliğindedir.
Bu anlamda romanın başkahramanı olan Rodion Romanoviç Raskolnikov’un yaşadığı bütün içsel çatışmalar, sadece 19. yüzyıl Rusya’sının değil, günümüz insanının da vicdani labirentlerine ışık tutacak biçimde işlenmesiyle bile bahse konu romanı varoluş ekseninde yazılmış nice felsefi yapıtın üstünde bir yere taşımıştır.
Nitekim bu yazıda, Raskolnikov’un psikolojisi üzerinden suç, vicdan, ahlâk, adalet ve bireyin toplumsal konumuna dair tartışmaları irdeleyecek, bu kavramların günümüzdeki karşılıklarını güncel örneklerle birlikte ele alarak, kısaca bir yandan romanın kahramanı Raskolnikov’u incelerken, bir yandan da Dostoyevski’nin varoluş düşüncesi ekseninde felsefi olmaktan çok, düşüncenin yazıya işlenmiş biçimdeki romantik işlenişini ve bu işlenişin yüzyılımıza akseden içeriğini incelemeye çalışacağız.
Bu yazının devamı
221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslâm’ın temel esaslarından biri olan oruç, ay takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan’da Müslümanların tüm ayı oruçla geçirmesidir. Müslümanlar ve Gayr-ı Müslimler için oldukça mühim olan oruç ayının maksadını doğru kavramak önemlidir çünkü çoğu zaman çok şekilsel olarak oruç tutuyoruz;
Kendi nefsimize karşı pek koruyucu olan duyarlılığımızla, hayata dair bütün evrensel değerleri yalnızca kendimize yakıştırıp topladığımız ve bizim dışımızda elle tutulur hiçbir gerçeğin olmadığı kanaatini taşıyan tasavvurlarımızla acaba bizler, gerçekte Kur’an rûhunun beslediği islâmî bir hayatın ne kadar içindeyiz? Zira bugün Müslümanların yaşama biçimlerini besleyen algılama tarzlarına dikkat ettiğinizde, onların gerçek bir hayatı değil, kırık …
Görüleceği gibi Ahbârîler, şer’î hükmün zann-ı galibe dayalı olmasını reddetmişlerdir. Onlara göre şer’î hüküm yalnızca nassa dayanmalıdır. Nas ise nefsu’l-emre(şeyin kendindeliğine/hakikatine) uygun düşen rivayetlerdir. Masum İmamlardan nakledilen rivayetler nefsu’l-emre uygun düştüğü için asıl delil Kur’ân ve İmamlardan gelen hadislerdir.
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır.
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
Raskolnikov, Ahlâk, Adalet ve Günümüz: Suçun Vicdani Anatomisi
Çoğu sıkı okur tarafından rahatlıkla bilineceği üzere; romanda insan, toplum ve varoluş düşüncesi ekseninde hem bilinen varoluş düşüncesi hakkında hem de bu bilinenlerin de ötesinde varoluşun derinlikleri hakkındaki yazdıklarıyla adeta varoluş düşüncesinde yeni ufuklar açan F. M. Dostoyevski’nin ölümsüz eseri Suç ve Ceza, yalnızca bir cinayetin hikâyesi değil; aynı zamanda insan ruhunun, ahlâki bunalımların, suçun, vicdanın ve adaletin karmaşık yapısının derinlemesine analizinin yapıldığı bir başyapıt niteliğindedir.
Bu anlamda romanın başkahramanı olan Rodion Romanoviç Raskolnikov’un yaşadığı bütün içsel çatışmalar, sadece 19. yüzyıl Rusya’sının değil, günümüz insanının da vicdani labirentlerine ışık tutacak biçimde işlenmesiyle bile bahse konu romanı varoluş ekseninde yazılmış nice felsefi yapıtın üstünde bir yere taşımıştır.
Nitekim bu yazıda, Raskolnikov’un psikolojisi üzerinden suç, vicdan, ahlâk, adalet ve bireyin toplumsal konumuna dair tartışmaları irdeleyecek, bu kavramların günümüzdeki karşılıklarını güncel örneklerle birlikte ele alarak, kısaca bir yandan romanın kahramanı Raskolnikov’u incelerken, bir yandan da Dostoyevski’nin varoluş düşüncesi ekseninde felsefi olmaktan çok, düşüncenin yazıya işlenmiş biçimdeki romantik işlenişini ve bu işlenişin yüzyılımıza akseden içeriğini incelemeye çalışacağız.
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Oruç Hakikati
İslâm’ın temel esaslarından biri olan oruç, ay takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan’da Müslümanların tüm ayı oruçla geçirmesidir. Müslümanlar ve Gayr-ı Müslimler için oldukça mühim olan oruç ayının maksadını doğru kavramak önemlidir çünkü çoğu zaman çok şekilsel olarak oruç tutuyoruz;
Silinmemiş Bir Hayâl’in Adı: Bektaş
Kendi nefsimize karşı pek koruyucu olan duyarlılığımızla, hayata dair bütün evrensel değerleri yalnızca kendimize yakıştırıp topladığımız ve bizim dışımızda elle tutulur hiçbir gerçeğin olmadığı kanaatini taşıyan tasavvurlarımızla acaba bizler, gerçekte Kur’an rûhunun beslediği islâmî bir hayatın ne kadar içindeyiz? Zira bugün Müslümanların yaşama biçimlerini besleyen algılama tarzlarına dikkat ettiğinizde, onların gerçek bir hayatı değil, kırık …
Şii Fıkıh Geleneğinde İctihadın Anlam Değişimi ve kabulü: Masum İmamlara Rağmen İctihad Mümkün mü?
Görüleceği gibi Ahbârîler, şer’î hükmün zann-ı galibe dayalı olmasını reddetmişlerdir. Onlara göre şer’î hüküm yalnızca nassa dayanmalıdır. Nas ise nefsu’l-emre(şeyin kendindeliğine/hakikatine) uygun düşen rivayetlerdir. Masum İmamlardan nakledilen rivayetler nefsu’l-emre uygun düştüğü için asıl delil Kur’ân ve İmamlardan gelen hadislerdir.
Yemekteyiz: Kendi(liği)mizi Yiyoruz
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır.
Dinlerde Tövbe
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.