Çoğu sıkı okur tarafından rahatlıkla bilineceği üzere; romanda insan, toplum ve varoluş düşüncesi ekseninde hem bilinen varoluş düşüncesi hakkında hem de bu bilinenlerin de ötesinde varoluşun derinlikleri hakkındaki yazdıklarıyla adeta varoluş düşüncesinde yeni ufuklar açan F. M. Dostoyevski’nin ölümsüz eseri Suç ve Ceza, yalnızca bir cinayetin hikâyesi değil; aynı zamanda insan ruhunun, ahlâki bunalımların, suçun, vicdanın ve adaletin karmaşık yapısının derinlemesine analizinin yapıldığı bir başyapıt niteliğindedir.
Bu anlamda romanın başkahramanı olan Rodion Romanoviç Raskolnikov’un yaşadığı bütün içsel çatışmalar, sadece 19. yüzyıl Rusya’sının değil, günümüz insanının da vicdani labirentlerine ışık tutacak biçimde işlenmesiyle bile bahse konu romanı varoluş ekseninde yazılmış nice felsefi yapıtın üstünde bir yere taşımıştır.
Nitekim bu yazıda, Raskolnikov’un psikolojisi üzerinden suç, vicdan, ahlâk, adalet ve bireyin toplumsal konumuna dair tartışmaları irdeleyecek, bu kavramların günümüzdeki karşılıklarını güncel örneklerle birlikte ele alarak, kısaca bir yandan romanın kahramanı Raskolnikov’u incelerken, bir yandan da Dostoyevski’nin varoluş düşüncesi ekseninde felsefi olmaktan çok, düşüncenin yazıya işlenmiş biçimdeki romantik işlenişini ve bu işlenişin yüzyılımıza akseden içeriğini incelemeye çalışacağız.
Bu yazının devamı
221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kafka’nın “Metamorfoz/Dönüşüm”deki Bay Samsa bir sabah kendisini bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunda babası, annesi ve kız kardeşi dehşet içinde kalmışlar,
Hayat ve ölüm hakkını elinde tutan modern iktidar sistemleri eylemlerin de işlevsizleştirmesini sağlarlar, eylem özünde bir potansiyeli göstermekten ziyade onu terbiye etme yöntemi olarak vardır. Dolayısıyla hakikatin ve anlamın değersizleştiği bir dünyada ifade etme özgürlüğünü tartışamazsın. Ölüm ve yaşam hakkının ifade etmeyle özdeşleştiği bir dünyada eylemin değil susmanın özgürlüğünü tartışmamız lazım. Susma hakkını elinde tutabildiğin ölçüde potansiyel bir tehdit olabilirsin. Bu da elbette nefes alma hürriyetiyle alakalıdır.
Bugün Gazze’de yaşanan trajik gerçek, tam da nekroiktidarın gücünü gösterir.
Bugün Türkiye’deki entelektüel kesimin bir kısmı —akademisyeninden yazarına, sanatçısından kanaat önderine kadar— benzer bir Oblomovluk haliyle kuşatılmış gibidir.
“Kulluk nedir?” diye sorulduğunda ise; ‘Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik; O’nun sınırlarını aşmayan, emirlerini ise eksiltmeyen bir yaşam biçimi’ olduğu dile getirilebilir. O’nun rızası gözetilerek ortaya koyulan her iş, oluş, eylem kulluğun bir parçası hâline gelmektedir. Bu tanımın, kulluğun yapılabilecek en geniş anlamdaki tanımı olduğu söylenebilir. Kulluğun bir cüz’ü olarak ise; Allah’ın kullarına belirli zamanlarda ve belirli şekillerde yapılmasını emrettiği fiiller olan (namaz, oruç, hac, zekât vb.) ibadetlerden bahsedilebilir.
Sözlükte ‘bir aracı vasıtasıyla maddî veya manevî derecesi yüksek birine yaklaşmayı arzu etmek; iyi amellerle Allah’a yaklaşmayı ummak’ anlamındaki vsl kökünden türeyen tevessül, bir müslümanın işlediği sâlih amelleri, Hz. Peygamber’i yahut velî denilenleri veya sâlih kulları vesîle/aracı
Raskolnikov, Ahlâk, Adalet ve Günümüz: Suçun Vicdani Anatomisi
Çoğu sıkı okur tarafından rahatlıkla bilineceği üzere; romanda insan, toplum ve varoluş düşüncesi ekseninde hem bilinen varoluş düşüncesi hakkında hem de bu bilinenlerin de ötesinde varoluşun derinlikleri hakkındaki yazdıklarıyla adeta varoluş düşüncesinde yeni ufuklar açan F. M. Dostoyevski’nin ölümsüz eseri Suç ve Ceza, yalnızca bir cinayetin hikâyesi değil; aynı zamanda insan ruhunun, ahlâki bunalımların, suçun, vicdanın ve adaletin karmaşık yapısının derinlemesine analizinin yapıldığı bir başyapıt niteliğindedir.
Bu anlamda romanın başkahramanı olan Rodion Romanoviç Raskolnikov’un yaşadığı bütün içsel çatışmalar, sadece 19. yüzyıl Rusya’sının değil, günümüz insanının da vicdani labirentlerine ışık tutacak biçimde işlenmesiyle bile bahse konu romanı varoluş ekseninde yazılmış nice felsefi yapıtın üstünde bir yere taşımıştır.
Nitekim bu yazıda, Raskolnikov’un psikolojisi üzerinden suç, vicdan, ahlâk, adalet ve bireyin toplumsal konumuna dair tartışmaları irdeleyecek, bu kavramların günümüzdeki karşılıklarını güncel örneklerle birlikte ele alarak, kısaca bir yandan romanın kahramanı Raskolnikov’u incelerken, bir yandan da Dostoyevski’nin varoluş düşüncesi ekseninde felsefi olmaktan çok, düşüncenin yazıya işlenmiş biçimdeki romantik işlenişini ve bu işlenişin yüzyılımıza akseden içeriğini incelemeye çalışacağız.
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kolektif Gerçeklik Bağlamında Köleleştirilmiş Bireyde Vicdanın Kaybı
Kafka’nın “Metamorfoz/Dönüşüm”deki Bay Samsa bir sabah kendisini bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunda babası, annesi ve kız kardeşi dehşet içinde kalmışlar,
Nekropolitikalar ve Ortadoğu
Hayat ve ölüm hakkını elinde tutan modern iktidar sistemleri eylemlerin de işlevsizleştirmesini sağlarlar, eylem özünde bir potansiyeli göstermekten ziyade onu terbiye etme yöntemi olarak vardır. Dolayısıyla hakikatin ve anlamın değersizleştiği bir dünyada ifade etme özgürlüğünü tartışamazsın. Ölüm ve yaşam hakkının ifade etmeyle özdeşleştiği bir dünyada eylemin değil susmanın özgürlüğünü tartışmamız lazım. Susma hakkını elinde tutabildiğin ölçüde potansiyel bir tehdit olabilirsin. Bu da elbette nefes alma hürriyetiyle alakalıdır.
Bugün Gazze’de yaşanan trajik gerçek, tam da nekroiktidarın gücünü gösterir.
Oblomovluk Sendromu: Psikososyal Bir Yaklaşım ve Türk Entelektüelinin Eylemsizliği
Bugün Türkiye’deki entelektüel kesimin bir kısmı —akademisyeninden yazarına, sanatçısından kanaat önderine kadar— benzer bir Oblomovluk haliyle kuşatılmış gibidir.
Kulluğun Bir Cüz’ü Olarak Oruç ve Ramazan
“Kulluk nedir?” diye sorulduğunda ise; ‘Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik; O’nun sınırlarını aşmayan, emirlerini ise eksiltmeyen bir yaşam biçimi’ olduğu dile getirilebilir. O’nun rızası gözetilerek ortaya koyulan her iş, oluş, eylem kulluğun bir parçası hâline gelmektedir. Bu tanımın, kulluğun yapılabilecek en geniş anlamdaki tanımı olduğu söylenebilir. Kulluğun bir cüz’ü olarak ise; Allah’ın kullarına belirli zamanlarda ve belirli şekillerde yapılmasını emrettiği fiiller olan (namaz, oruç, hac, zekât vb.) ibadetlerden bahsedilebilir.
Tevessül ve Vesîle: İnancı ve Tarihi
Sözlükte ‘bir aracı vasıtasıyla maddî veya manevî derecesi yüksek birine yaklaşmayı arzu etmek; iyi amellerle Allah’a yaklaşmayı ummak’ anlamındaki vsl kökünden türeyen tevessül, bir müslümanın işlediği sâlih amelleri, Hz. Peygamber’i yahut velî denilenleri veya sâlih kulları vesîle/aracı
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.