Sinema olayı bütün yeryüzünde endüstriyel egemenliğini kurduktan hemen sonra Yedinci Sanat olarak anılmaya başlamıştı. Daha önceleri edebiyat, müzik, resim, heykel, mimari ve tiyatro, altı sanat dalı diye bilinmekteydi. Tarihin en eski dönemlerinden bu yana bütün insanlık kitlesi tarafından şöyle veya böyle kullanılan bu altı sanat olayı beşeri hayatın inkâr götürmez gerçeği halinde bugün de etkinliğini aynı kudrette sürdürmektedir. Sanat dalları arasına dans fenomenini ekleyen görüşler de yok değildir. Folklorik anlamdaki dansın beşeri hayattaki rolünü görmezden gelmemekle beraber, onu, mesela tiyatronun bir türü şeklinde değerlendirmek, Batı’da opera, Doğu’da ise Ortaoyunu ile bütünleştirmek mümkündür.
Fanatizm nasıl tarihi ve olumsuz bir insanlık gerçeği ise sanat alanları da aynı ölçüde olumlu ve olumsuz örnekleriyle birer dünyevi ve insani gerçekliktir. Fanatizmi, bağnazlığı bu konuda sanata paralel bir olay şeklinde dile getirmemin nedenlerini okuyucum anlamış olmalıdır. Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
Müslüman dünyada sanatın muhtelif dallarına dair genel bakış bizi ilgilendirmektedir. Malumdur ki Kadın sesi haramdır tezini merkeze alarak edebiyat ve mimariye biraz daha toleranslı davranılmışsa da resim, heykel, müzik ve tiyatro yaygın Müslüman kültürde yoğunlukla aforizmaya uğramıştır.
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Hep aynı pencereden mi bakılması gerek hayata, olaylara, geçmişe, geleceğe? Sormak, sorgulamak, eleştirmek gerekmez mi alışılmışları, öne sürülenleri? Sormak, sorgulamak, eleştirmek başka pencereler açmaktır hayata, olaylara. Başka ufuklar kazandırmak, başka imkânlar bulmak…
Vicdan’ı nasıl tanımlayabiliriz? Onu, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan içsel/fıtrî bir his olarak mı görmeliyiz, yoksa o ‘edinilmiş’ bir şey midir? Bir davranış ile ilgili olarak örneğin “vicdanım elvermiyor” yahut “bu yapılan vicdansızlıktır’ şeklinde bir cümle kurduğumuzda, bu, o davranışın sadece ‘gayri ahlakî’ olduğunu mu gösterir, yoksa o davranış aynı zamanda ‘irrasyonel’ de olabilir mi? …
Varoluşun temel olgularından biridir müzik. İnsanı büyüleme gücü en yüksek sanattır müzik. Sevgileri, coşkuları, hasreti sesler aracılığıyla anlatma sanatıdır müzik. Bir araya gelen ses dalgalarının oluşturduğu uyumlu, ritimli, hoşa giden, insanda çeşitli duygular oluşturan kompozisyonlardır müzik. Varlığı tanımlama biçimlerinden biridir müzik.
Doğruluk ve iyilik, her ne kadar akıl aracılığıyla edinilse de, edinilen doğruluk ve iyiliğin gerçek doğruluk ve iyilik olduğu ancak vahyin süzgecinden geçirilmekle anlaşılabilir. Akıl-vahiy bütünlüğü bozulduğu takdirde akıl ilahlaştırılmaya müsait hale gelir. Nitekim milyonlarca insanı öldürmek için üretilen bombalar bir akıl işidir. Gazze’deki soykırımı gerçekleştirenler de bir akılla hareket etmektedir.
Kaçıncı Sanattır Müzik
Sinema olayı bütün yeryüzünde endüstriyel egemenliğini kurduktan hemen sonra Yedinci Sanat olarak anılmaya başlamıştı. Daha önceleri edebiyat, müzik, resim, heykel, mimari ve tiyatro, altı sanat dalı diye bilinmekteydi. Tarihin en eski dönemlerinden bu yana bütün insanlık kitlesi tarafından şöyle veya böyle kullanılan bu altı sanat olayı beşeri hayatın inkâr götürmez gerçeği halinde bugün de etkinliğini aynı kudrette sürdürmektedir. Sanat dalları arasına dans fenomenini ekleyen görüşler de yok değildir. Folklorik anlamdaki dansın beşeri hayattaki rolünü görmezden gelmemekle beraber, onu, mesela tiyatronun bir türü şeklinde değerlendirmek, Batı’da opera, Doğu’da ise Ortaoyunu ile bütünleştirmek mümkündür.
Fanatizm nasıl tarihi ve olumsuz bir insanlık gerçeği ise sanat alanları da aynı ölçüde olumlu ve olumsuz örnekleriyle birer dünyevi ve insani gerçekliktir. Fanatizmi, bağnazlığı bu konuda sanata paralel bir olay şeklinde dile getirmemin nedenlerini okuyucum anlamış olmalıdır. Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
Müslüman dünyada sanatın muhtelif dallarına dair genel bakış bizi ilgilendirmektedir. Malumdur ki Kadın sesi haramdır tezini merkeze alarak edebiyat ve mimariye biraz daha toleranslı davranılmışsa da resim, heykel, müzik ve tiyatro yaygın Müslüman kültürde yoğunlukla aforizmaya uğramıştır.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
213. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Mevcut Toplumda Bir Din Telâkkisi
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Eleştirel Düşünme Ya Da Nida Dergisi
Hep aynı pencereden mi bakılması gerek hayata, olaylara, geçmişe, geleceğe? Sormak, sorgulamak, eleştirmek gerekmez mi alışılmışları, öne sürülenleri? Sormak, sorgulamak, eleştirmek başka pencereler açmaktır hayata, olaylara. Başka ufuklar kazandırmak, başka imkânlar bulmak…
Vicdan Körelmesi’ Hayra Alamet Değildir!
Vicdan’ı nasıl tanımlayabiliriz? Onu, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan içsel/fıtrî bir his olarak mı görmeliyiz, yoksa o ‘edinilmiş’ bir şey midir? Bir davranış ile ilgili olarak örneğin “vicdanım elvermiyor” yahut “bu yapılan vicdansızlıktır’ şeklinde bir cümle kurduğumuzda, bu, o davranışın sadece ‘gayri ahlakî’ olduğunu mu gösterir, yoksa o davranış aynı zamanda ‘irrasyonel’ de olabilir mi? …
Popüler Kültürden Uzak Bir Müzik
Varoluşun temel olgularından biridir müzik. İnsanı büyüleme gücü en yüksek sanattır müzik. Sevgileri, coşkuları, hasreti sesler aracılığıyla anlatma sanatıdır müzik. Bir araya gelen ses dalgalarının oluşturduğu uyumlu, ritimli, hoşa giden, insanda çeşitli duygular oluşturan kompozisyonlardır müzik. Varlığı tanımlama biçimlerinden biridir müzik.
İslam’ın Ahlâki İlkeleri Bir Hukuka Dönüşsün Yeter ki
Doğruluk ve iyilik, her ne kadar akıl aracılığıyla edinilse de, edinilen doğruluk ve iyiliğin gerçek doğruluk ve iyilik olduğu ancak vahyin süzgecinden geçirilmekle anlaşılabilir. Akıl-vahiy bütünlüğü bozulduğu takdirde akıl ilahlaştırılmaya müsait hale gelir. Nitekim milyonlarca insanı öldürmek için üretilen bombalar bir akıl işidir. Gazze’deki soykırımı gerçekleştirenler de bir akılla hareket etmektedir.
Alışverişe devam et