Sinema olayı bütün yeryüzünde endüstriyel egemenliğini kurduktan hemen sonra Yedinci Sanat olarak anılmaya başlamıştı. Daha önceleri edebiyat, müzik, resim, heykel, mimari ve tiyatro, altı sanat dalı diye bilinmekteydi. Tarihin en eski dönemlerinden bu yana bütün insanlık kitlesi tarafından şöyle veya böyle kullanılan bu altı sanat olayı beşeri hayatın inkâr götürmez gerçeği halinde bugün de etkinliğini aynı kudrette sürdürmektedir. Sanat dalları arasına dans fenomenini ekleyen görüşler de yok değildir. Folklorik anlamdaki dansın beşeri hayattaki rolünü görmezden gelmemekle beraber, onu, mesela tiyatronun bir türü şeklinde değerlendirmek, Batı’da opera, Doğu’da ise Ortaoyunu ile bütünleştirmek mümkündür.Fanatizm nasıl tarihi ve olumsuz bir insanlık gerçeği ise sanat alanları da aynı ölçüde olumlu ve olumsuz örnekleriyle birer dünyevi ve insani gerçekliktir. Fanatizmi, bağnazlığı bu konuda sanata paralel...
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bugün Türkiye’deki entelektüel kesimin bir kısmı —akademisyeninden yazarına, sanatçısından kanaat önderine kadar— benzer bir Oblomovluk haliyle kuşatılmış gibidir.
İnsanoğlunun varlık dünyasındaki öncelikli konumu, ilahî bir nedenselliğe bağlanmasa dahi genellikle somut karşılıklar eliyle mâkûl bulunur. Bu, insanın kendisini diğer varlıklar karşısında yoklaması sonucu pek çok açıdan teyit edilecek bir gerçeklik durumu oluşturur.
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
Bir vakıa olarak var olmakla birlikte “İslâm Düşüncesi” tabiri modern zamanlara ait bir kullanımdır. İslâm düşüncesi “Müslümanların, özellikle, Kur’ân-ı Kerim ve Sünnetten hareketle, diğer kadim insanlık kültürlerinden de faydalanarak; bir sistem dâhilinde ve tutarlılığı esas alarak ortaya koydukları, bütün uhrevî, dünyevî yorumlar ve tevillerdir… İslâm düşüncesi; Allah, varlık, bilgi, sanat, estetik, ahlâk, felsefe, değer vb. hakkında Müslümanların tefekkürünü ihtivâ ettiği gibi onların sırât-ı müstakim üzere olmalarını da akılları nispetinde telkin etmektedir.
Kaçıncı Sanattır Müzik
Sinema olayı bütün yeryüzünde endüstriyel egemenliğini kurduktan hemen sonra Yedinci Sanat olarak anılmaya başlamıştı. Daha önceleri edebiyat, müzik, resim, heykel, mimari ve tiyatro, altı sanat dalı diye bilinmekteydi. Tarihin en eski dönemlerinden bu yana bütün insanlık kitlesi tarafından şöyle veya böyle kullanılan bu altı sanat olayı beşeri hayatın inkâr götürmez gerçeği halinde bugün de etkinliğini aynı kudrette sürdürmektedir. Sanat dalları arasına dans fenomenini ekleyen görüşler de yok değildir. Folklorik anlamdaki dansın beşeri hayattaki rolünü görmezden gelmemekle beraber, onu, mesela tiyatronun bir türü şeklinde değerlendirmek, Batı’da opera, Doğu’da ise Ortaoyunu ile bütünleştirmek mümkündür.Fanatizm nasıl tarihi ve olumsuz bir insanlık gerçeği ise sanat alanları da aynı ölçüde olumlu ve olumsuz örnekleriyle birer dünyevi ve insani gerçekliktir. Fanatizmi, bağnazlığı bu konuda sanata paralel...
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Oblomovluk Sendromu: Psikososyal Bir Yaklaşım ve Türk Entelektüelinin Eylemsizliği
Bugün Türkiye’deki entelektüel kesimin bir kısmı —akademisyeninden yazarına, sanatçısından kanaat önderine kadar— benzer bir Oblomovluk haliyle kuşatılmış gibidir.
Dinsel Sanat Dindar Sanatçı
İnsanoğlunun varlık dünyasındaki öncelikli konumu, ilahî bir nedenselliğe bağlanmasa dahi genellikle somut karşılıklar eliyle mâkûl bulunur. Bu, insanın kendisini diğer varlıklar karşısında yoklaması sonucu pek çok açıdan teyit edilecek bir gerçeklik durumu oluşturur.
Kutsallaştırılıp Duygusallığa Terk Edilen Kavram: İçtihat
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
Hukuk ve Ahlak Arasındaki Normsal İlişki
Hukuk kavramının herkesçe kabul edilmiş bir tanımı olmamakla birlikte genel kabul görmüş bazı fonksiyonlarından bahsetmek mümkündür. Bu fonksiyonlar ise; düzen, toplumsal ihtiyaçları karşılama ve adalet olarak ifade edilebilir. Tüm bu fonksiyonların karşılanması
İslâm Düşünce Geleneği
Bir vakıa olarak var olmakla birlikte “İslâm Düşüncesi” tabiri modern zamanlara ait bir kullanımdır. İslâm düşüncesi “Müslümanların, özellikle, Kur’ân-ı Kerim ve Sünnetten hareketle, diğer kadim insanlık kültürlerinden de faydalanarak; bir sistem dâhilinde ve tutarlılığı esas alarak ortaya koydukları, bütün uhrevî, dünyevî yorumlar ve tevillerdir… İslâm düşüncesi; Allah, varlık, bilgi, sanat, estetik, ahlâk, felsefe, değer vb. hakkında Müslümanların tefekkürünü ihtivâ ettiği gibi onların sırât-ı müstakim üzere olmalarını da akılları nispetinde telkin etmektedir.