1.GirişRus yazar İvan Gonçarov’un 1859’da kaleme aldığı Oblomov, yalnızca bir edebi karakterin tembelliğiyle değil, bir çağın zihinsel ve fiziksel bir inme/felç haliyle ilgilenir. Aslında bir çağın durumunu ifade ederken tüm çağlarla var olan bir durumu da ifade eder. Her yönüyle atalet içinde duran insan tipolojisidir. Oblomov, basit bir üşengeçlik anlatısı değil; insan ruhunun sorumluluk, arzu, kaygı ve güvenlik arasındaki gerilimde nasıl kilitlendiğinin incelikli bir vaka analizidir.Romanın merkezindeki İlya İlyiç Oblomov, aristokrat bir Rus’un konforlu durağanlığını temsil eder: çalışmaz, üretmez, ama durmadan düşünür. Bu düşünme eylemi ise hiçbir zaman davranışa dönüşmez. Oblomov’un yatağı, yalnızca bir ev eşyası/yattığı yer değildir; zihinsel bir metafordur. Düşünce ile eylem arasında konforlu bir engel gibidir. Bu figür, Rus toplumundaki soylu sınıfın çöküşünü simgelediği kadar, modern dünyanın...
11 Eylül sonrası film okumalarını sadece Batı sinemaları (ABD, Avrupa) bağlamında değil, diğer ülke ve ulus aşırı sinemalar bağlamında da ele almak gerekir. Bu bağlamda Hindistan ve Pakistan sinemasında önemli yapımların karşımıza çıktığını görmekteyiz. Müslümanların sinemadaki temsiline Pakistanlı bir yönetmenin değinmesi ve İslam dünyasında ortaya çıkan sorunları işlemesi son derece dikkat çekicidir.
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde. Postmodernizmi anlamak için modernizmi bilmek, modernizmi anlamak için de Hıristiyanlığın kurumsal ve kolektif kimliğe dönüştüğü bin yıllık feodalite dönemini kavramak gerekmektedir.
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte. Bir yanda savaşlar, terör, insan ticareti, fuhuş, adam öldürme, yaralama, tehdit, dolandırıcılık, hırsızlık, gasp, on iki yaşa inen uyuşturucu kullanımı… Diğer yanda küresel ısınma, yoksulluk, …
Yorgun bedenler, bıkkın gönüller… Kendilerine bile izahını yapamadıkları bir çağda her türlü ikilemin kıskacında aradıklarının derman sunamamasının verdiği sancıyla can çekişmekteler.
Yalnız değiller; yalnız değiliz…
Muhabbet ve merhametin, sadakat ve adaletin, kanaat ve sabrın, itaat ve istişarenin, saygı ve sevginin tasfiye edildiği bir toplumda, ebeveyn çaresizliği arasına sıkıştırılmış çocukların dünyasına dair bir şeyler söylemek için önce onları tanımak gerekiyor. ‘Tanım’lamanın işimize gelen ve rahatsızlık vermeyen tarafı, ‘tanıma’yı silikleştirdiği için bilimsel tasnifler “çocuğa göre” olması gereken davranışlarımızı mekanikleştirmeye başlıyor. İlişkilerin ‘ne’ üzerinden ve ‘ne ile’ kurulacağı karmaşası, ‘tekno-çağ’ın mekanik her aracını tutarsız ilişkiler sarmalında asgari saçmalık seviyesine taşımayı kolaylaştırıyor.
Hüküm yalnızca Allah’ındır.” Yûsuf Sûresi 40. âyet “Devlet, en iyi ifadeyle gerekli kötülüktür. Kötü ifadeyle, dayanılmaz kötülüktür.” Thomas Paine (1737-1809) “Bize hâkim olan iktidarın, bizden fazla sadece bir şeyi var; O da bizi yönetmek için ona vermiş olduğumuz üstünlük.” E. de La Boetie (1530-1563) Devlet Kavramı Devlet nedir, kimdir, neden vardır, insanlığın …
Oblomovluk Sendromu: Psikososyal Bir Yaklaşım ve Türk Entelektüelinin Eylemsizliği
1.GirişRus yazar İvan Gonçarov’un 1859’da kaleme aldığı Oblomov, yalnızca bir edebi karakterin tembelliğiyle değil, bir çağın zihinsel ve fiziksel bir inme/felç haliyle ilgilenir. Aslında bir çağın durumunu ifade ederken tüm çağlarla var olan bir durumu da ifade eder. Her yönüyle atalet içinde duran insan tipolojisidir. Oblomov, basit bir üşengeçlik anlatısı değil; insan ruhunun sorumluluk, arzu, kaygı ve güvenlik arasındaki gerilimde nasıl kilitlendiğinin incelikli bir vaka analizidir.Romanın merkezindeki İlya İlyiç Oblomov, aristokrat bir Rus’un konforlu durağanlığını temsil eder: çalışmaz, üretmez, ama durmadan düşünür. Bu düşünme eylemi ise hiçbir zaman davranışa dönüşmez. Oblomov’un yatağı, yalnızca bir ev eşyası/yattığı yer değildir; zihinsel bir metafordur. Düşünce ile eylem arasında konforlu bir engel gibidir. Bu figür, Rus toplumundaki soylu sınıfın çöküşünü simgelediği kadar, modern dünyanın...
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
222. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Modern Dünyadaki Açmazlarımıza Bol (2011) Filminden Bakmak
11 Eylül sonrası film okumalarını sadece Batı sinemaları (ABD, Avrupa) bağlamında değil, diğer ülke ve ulus aşırı sinemalar bağlamında da ele almak gerekir. Bu bağlamda Hindistan ve Pakistan sinemasında önemli yapımların karşımıza çıktığını görmekteyiz. Müslümanların sinemadaki temsiline Pakistanlı bir yönetmenin değinmesi ve İslam dünyasında ortaya çıkan sorunları işlemesi son derece dikkat çekicidir.
Postmodern Dünyada Eğitim: Özne Anlam İlişkisi
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde. Postmodernizmi anlamak için modernizmi bilmek, modernizmi anlamak için de Hıristiyanlığın kurumsal ve kolektif kimliğe dönüştüğü bin yıllık feodalite dönemini kavramak gerekmektedir.
Modernitenin Ahlâk Sorunu
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte. Bir yanda savaşlar, terör, insan ticareti, fuhuş, adam öldürme, yaralama, tehdit, dolandırıcılık, hırsızlık, gasp, on iki yaşa inen uyuşturucu kullanımı… Diğer yanda küresel ısınma, yoksulluk, …
Çocukluğun Görsel Devinimi: Teyakkûz Hâlleri
Yorgun bedenler, bıkkın gönüller… Kendilerine bile izahını yapamadıkları bir çağda her türlü ikilemin kıskacında aradıklarının derman sunamamasının verdiği sancıyla can çekişmekteler.
Yalnız değiller; yalnız değiliz…
Muhabbet ve merhametin, sadakat ve adaletin, kanaat ve sabrın, itaat ve istişarenin, saygı ve sevginin tasfiye edildiği bir toplumda, ebeveyn çaresizliği arasına sıkıştırılmış çocukların dünyasına dair bir şeyler söylemek için önce onları tanımak gerekiyor. ‘Tanım’lamanın işimize gelen ve rahatsızlık vermeyen tarafı, ‘tanıma’yı silikleştirdiği için bilimsel tasnifler “çocuğa göre” olması gereken davranışlarımızı mekanikleştirmeye başlıyor. İlişkilerin ‘ne’ üzerinden ve ‘ne ile’ kurulacağı karmaşası, ‘tekno-çağ’ın mekanik her aracını tutarsız ilişkiler sarmalında asgari saçmalık seviyesine taşımayı kolaylaştırıyor.
Modernizmin Korkuttuğu Müslümanlar: Devlet Çıkmazı
Hüküm yalnızca Allah’ındır.” Yûsuf Sûresi 40. âyet “Devlet, en iyi ifadeyle gerekli kötülüktür. Kötü ifadeyle, dayanılmaz kötülüktür.” Thomas Paine (1737-1809) “Bize hâkim olan iktidarın, bizden fazla sadece bir şeyi var; O da bizi yönetmek için ona vermiş olduğumuz üstünlük.” E. de La Boetie (1530-1563) Devlet Kavramı Devlet nedir, kimdir, neden vardır, insanlığın …