1.GirişRus yazar İvan Gonçarov’un 1859’da kaleme aldığı Oblomov, yalnızca bir edebi karakterin tembelliğiyle değil, bir çağın zihinsel ve fiziksel bir inme/felç haliyle ilgilenir. Aslında bir çağın durumunu ifade ederken tüm çağlarla var olan bir durumu da ifade eder. Her yönüyle atalet içinde duran insan tipolojisidir. Oblomov, basit bir üşengeçlik anlatısı değil; insan ruhunun sorumluluk, arzu, kaygı ve güvenlik arasındaki gerilimde nasıl kilitlendiğinin incelikli bir vaka analizidir.Romanın merkezindeki İlya İlyiç Oblomov, aristokrat bir Rus’un konforlu durağanlığını temsil eder: çalışmaz, üretmez, ama durmadan düşünür. Bu düşünme eylemi ise hiçbir zaman davranışa dönüşmez. Oblomov’un yatağı, yalnızca bir ev eşyası/yattığı yer değildir; zihinsel bir metafordur. Düşünce ile eylem arasında konforlu bir engel gibidir. Bu figür, Rus toplumundaki soylu sınıfın çöküşünü simgelediği kadar, modern dünyanın...
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
Sanat hakkında o kadar çok şey söylenmiş ki; insan bir kapılıverdi mi içinden çıkılmaz bir boşlukta bulabilir kendini. Bu güne kadar birbirini nakzedegelmiş, birbirlerinin eksiğini tamamlamaya kalkmış, bu işle uğraşanlar.
On altıncı yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan bir gerçeklik olarak modernizm, yalnızca kronolojik bir dönem adı değil; aynı zamanda doğanın, toplumun ve insan davranışlarının hesaplanabilir, öngörülebilir ve yönetilebilir bir düzene dönüştürülmesini
Bir telaş, bir yarış, bir hırs, bir kovalamaca… İyi de bu gidiş nereye? Nereye çıkar bu yol? Yolcu neden gittiği yolun doğruluğunu, yanlışlığını düşünmez? Bir geri dönüş olmayacak mı yol yanlış ise? Bir an önce pişman olup doğruya yönelmek sonradan yaşanacak
İnsanın önceliği ‘Hakikat’ mi, yoksa ‘bilgi’ midir? Niçin hakikatle bilgiyi, sanki biri diğerine tercih edilebilirmiş gibi karşı karşıya getirdim? Kalemimin sınırları el verdikçe bunu izah etmeye çalışacağım. Soruyu bir adım ileri taşımak istiyorum: İnsan, varlığın niteliğine, kendi ve çevresindeki tüm varoluşların gayesine dönük sorularına ve dünya saadeti arayışına doğru cevabı nerede arayacaktır? Bu hususta görünmeyen (metafizik) bir şeyin rolü ve etkisi olabilir mi? Modern ontolojiye göre, hayır! Varlık bir değerle izah edilemez.
Oblomovluk Sendromu: Psikososyal Bir Yaklaşım ve Türk Entelektüelinin Eylemsizliği
1.GirişRus yazar İvan Gonçarov’un 1859’da kaleme aldığı Oblomov, yalnızca bir edebi karakterin tembelliğiyle değil, bir çağın zihinsel ve fiziksel bir inme/felç haliyle ilgilenir. Aslında bir çağın durumunu ifade ederken tüm çağlarla var olan bir durumu da ifade eder. Her yönüyle atalet içinde duran insan tipolojisidir. Oblomov, basit bir üşengeçlik anlatısı değil; insan ruhunun sorumluluk, arzu, kaygı ve güvenlik arasındaki gerilimde nasıl kilitlendiğinin incelikli bir vaka analizidir.Romanın merkezindeki İlya İlyiç Oblomov, aristokrat bir Rus’un konforlu durağanlığını temsil eder: çalışmaz, üretmez, ama durmadan düşünür. Bu düşünme eylemi ise hiçbir zaman davranışa dönüşmez. Oblomov’un yatağı, yalnızca bir ev eşyası/yattığı yer değildir; zihinsel bir metafordur. Düşünce ile eylem arasında konforlu bir engel gibidir. Bu figür, Rus toplumundaki soylu sınıfın çöküşünü simgelediği kadar, modern dünyanın...
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Neden Yardım Ederiz
İnsanın erken yaşlardan itibaren yardım etme davranışını sergilediği gözlemlenmiştir. İnsanlardaki yardım
etme davranışı, insan davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikolojiyi “neden” sorusunu sormaya itmiştir.
Sanata Savaş ya da Umutsuz Savaş
Sanat hakkında o kadar çok şey söylenmiş ki; insan bir kapılıverdi mi içinden çıkılmaz bir boşlukta bulabilir kendini. Bu güne kadar birbirini nakzedegelmiş, birbirlerinin eksiğini tamamlamaya kalkmış, bu işle uğraşanlar.
Modernliğin Hukuki Mimarisi: Rasyonalite, Devlet ve Normatif Merkezileşme
On altıncı yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan bir gerçeklik olarak modernizm, yalnızca kronolojik bir dönem adı değil; aynı zamanda doğanın, toplumun ve insan davranışlarının hesaplanabilir, öngörülebilir ve yönetilebilir bir düzene dönüştürülmesini
Her Tövbe Yeni Bir Umuttur
Bir telaş, bir yarış, bir hırs, bir kovalamaca… İyi de bu gidiş nereye? Nereye çıkar bu yol? Yolcu neden gittiği yolun doğruluğunu, yanlışlığını düşünmez? Bir geri dönüş olmayacak mı yol yanlış ise? Bir an önce pişman olup doğruya yönelmek sonradan yaşanacak
Kibrin ve Şiddetin ‘Yöntemine’ Karşı Bilgi, Hakikat ve Tevhidin Ontolojisi Üzerine Düşünceler
İnsanın önceliği ‘Hakikat’ mi, yoksa ‘bilgi’ midir? Niçin hakikatle bilgiyi, sanki biri diğerine tercih edilebilirmiş gibi karşı karşıya getirdim? Kalemimin sınırları el verdikçe bunu izah etmeye çalışacağım. Soruyu bir adım ileri taşımak istiyorum: İnsan, varlığın niteliğine, kendi ve çevresindeki tüm varoluşların gayesine dönük sorularına ve dünya saadeti arayışına doğru cevabı nerede arayacaktır? Bu hususta görünmeyen (metafizik) bir şeyin rolü ve etkisi olabilir mi? Modern ontolojiye göre, hayır! Varlık bir değerle izah edilemez.