Kavramlar, tarihsel süreç içinde yüklendiği anlamlar ile birlikte günümüze kadar gelmektedirler. Kavramların bugün taşıdığı anlamı kavrayabilmek için tarihsel süreç içinde geçirmiş oldukları değişim ve dönüşüme de bakmak gerekmektedir. Bizler de adalet kavramını bu bağlam içerisinde değerlendirerek, adalet kavramının bugün gelmiş olduğu noktayı anlamak için geçmişe giderek, kavramın geçirmiş olduğu süreçleri konuşmaya ve anlamaya çalıştık. Hayatın merkezî kavramlarından biri olan adalet kavramının izini Platon’dan başlayarak günümüze kadar takip etmeye gayret ettik. Bu süreç okumasının kavramı anlamamıza fayda sağlayacağı kanaatindeyiz. Adalet kavramının felsefî alt yapısını birlikte ele aldığımız değerli felsefe tarihi profesörü Kasım Küçükalp ile yapmış olduğumuz hoş sohbetle sizleri baş başa bırakıyoruz.
Platon’un adalete yüklediği anlam ile Aristoteles’in adalete yüklediği anlam arasında derin bir farklılık olduğu görülmekte. Siz bu farklılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Buranın altında yatan temel saik sizce nedir?
Bu yazının devamı
202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
Organik bir açıklama gibi göz önünde ve bir yönetme meselesi olarak otoritenin kullanımı cihetinden baktığımızda bunun başlangıcını aileye kadar götürebiliriz. Aile, sosyal bir dünya olduğu gibi aynı zamanda bir yönetim merkezi ve dinî/duygusal bir örgütlenme modelidir.
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
Yönünü ve ufkunu hakikate dönmüş; kendini O’na teslim etmiş insanın tahtından olup, yalnız ve savunmasız kaldığı; hakikat, anlam ve değerin yegâne belirleyeni gibi görülmek istendiği, hakikatin vakıa karşısında hesaba çekildiği(!) çağa erdik. Aşina değiliz bu hâle. Kasım Küçükalp ile ‘İktidar’ı, felsefi, erdem ve hakikat boyutuyla konuştuk.
Felsefî Bağlamda Adalet Kavramı ve Yansımaları Üzerine
Röportaj: Ferhat Koç
Kavramlar, tarihsel süreç içinde yüklendiği anlamlar ile birlikte günümüze kadar gelmektedirler. Kavramların bugün taşıdığı anlamı kavrayabilmek için tarihsel süreç içinde geçirmiş oldukları değişim ve dönüşüme de bakmak gerekmektedir. Bizler de adalet kavramını bu bağlam içerisinde değerlendirerek, adalet kavramının bugün gelmiş olduğu noktayı anlamak için geçmişe giderek, kavramın geçirmiş olduğu süreçleri konuşmaya ve anlamaya çalıştık. Hayatın merkezî kavramlarından biri olan adalet kavramının izini Platon’dan başlayarak günümüze kadar takip etmeye gayret ettik. Bu süreç okumasının kavramı anlamamıza fayda sağlayacağı kanaatindeyiz. Adalet kavramının felsefî alt yapısını birlikte ele aldığımız değerli felsefe tarihi profesörü Kasım Küçükalp ile yapmış olduğumuz hoş sohbetle sizleri baş başa bırakıyoruz.
Platon’un adalete yüklediği anlam ile Aristoteles’in adalete yüklediği anlam arasında derin bir farklılık olduğu görülmekte. Siz bu farklılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Buranın altında yatan temel saik sizce nedir?
Bu yazının devamı 202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İktidarın Soykütükleri
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
Modern Devlet ve Açmazları Üzerine
Organik bir açıklama gibi göz önünde ve bir yönetme meselesi olarak otoritenin kullanımı cihetinden baktığımızda bunun başlangıcını aileye kadar götürebiliriz. Aile, sosyal bir dünya olduğu gibi aynı zamanda bir yönetim merkezi ve dinî/duygusal bir örgütlenme modelidir.
Panoptikon’un Evrimi ve Şiddet İlişkisi Üzerine
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
Cemâleddîn Efgânî, Etkileri ve Hakkındaki Tartışmalara Dair
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
İktidar ve Erdem Üzerine
Yönünü ve ufkunu hakikate dönmüş; kendini O’na teslim etmiş insanın tahtından olup, yalnız ve savunmasız kaldığı; hakikat, anlam ve değerin yegâne belirleyeni gibi görülmek istendiği, hakikatin vakıa karşısında hesaba çekildiği(!) çağa erdik. Aşina değiliz bu hâle. Kasım Küçükalp ile ‘İktidar’ı, felsefi, erdem ve hakikat boyutuyla konuştuk.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.