Zamanın İçinden Zamanın Dışından Gelenek İle Modernlik Arasında – Besim F. Dellaoğlu – Heretik Yayınları
“Türkiye için burjuvazi de, işçi sınıfı da ‘hayali cemaat’lerdir. Olan değil olması gerekenlerdir. Türkiye’de uzun yıllar burjuvazi açığı ‘asker-sivil bürokrasi’ proletarya açığı da ‘kültürel solculuk’ la ikame edildi. Demokratik bilincin temel bir koşulu, yaşama biçimini bir ideoloji haline getirmemektir. Türkiye’de solcuların yeterince demokrat olmamasının anahtarı burasıdır. Solcu olmanın koşulu ezilen kesimlerin çıkarlarını savunmaktır, onlara ‘doğru’ yaşama biçimi önermek, öğretmek değil. Türkiye’de Kemalizm’in modernliği giyim kuşama bağlanması gibi, solcular da ateizme bağlanmıştır örneğin. Türkiye’de sol, ‘ilerleme’, ‘aydınlanma’, ‘çağdaşlık’ gibi kavramlara peşinen abone olduğu için modernliğe karşı yeterince eleştirel bir tavır asla geliştirememiştir. Ama modern bir sol niye olmasın? Geçmişi, geleneği kategorik olarak reddetmeyen. Dinle, imanla uğraşmakla kafayı bozmamış. Hafızası güçlü. Pozitivist olmayan. Siyasal maneviyatı güçlü bir sol.”
Kendini okur-yazar olarak tanımlayan Prof. Dellaoğlu Türk soluna, Türk muhafazakârlığına ve Kemalizme geniş eleştiriler içeren yeni kitabın da Marksizm’in çeşitli fraksiyonları da eleştirirken Frankfurt Okulu ekolünü ise ideale en yakın kabul ediyor. İslamcılığa yönelik eleştirilerin ise oldukça yüzeysel ve tek taraflı olduğunu ise itiraf etmeliyiz. Dellaoğlu’na göre modernleşme bizim gibi toplumların, yanı başlarında ortaya çıkan modernliğe kayıtsız kalamamalarından kaynaklanan bir tepkidir ve Ona göre artık küresel ve modern olanı kendimiz dışında bir şeymiş gibi algılamaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Hatta bu ısrarlı modernlik savunusunu bir Zizek bile çıkaramadık sözüyle bir üst seviyelere çıkarıyor. Ama aynı zamanda modernliğin bütün sorunları çözmeyeceğini sadece farklı sorunlar doğuracağını da itiraf ediyor. Kitabın en önemsenen konular ise romantizm, melankoli, Walter Benjamin ve ne batıcı ne yerlici ne doğucu ne batıcı tam olması gerektiği haliyle modern dediği A. Hamdi Tanpınar.
Bu yazının devamı
185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem
“Teröristlerin işledikleri korkunç şeylerin, bazen ahlâki olarak meşru olduğunu bir mazeret olarak öne sürmek istemiyorum. Ben yalnızca, modern devletlerin daha kolay bir şekilde ve şimdiye kadar olanlardan da çok büyük bir ölçekte hayatı tahrip ve kesintiye uğratabilmeye muktedir oldukları ve teröristlerin asla
Bir argüman mantık kriterini sağlamasa da kimi zaman sadece doğru öncülleri olduğu için iyi argüman olabilir. Evet en iyi argüman olamaz ancak sadece en iyi argümanları kabul edecek olursak zihni kapasitemizi epeyce kapatmış oluruz ve yaşadığımız pek çok şeyi rasyonel bir şekilde anlamlandıramayız.
“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine
“Tarihsel yasalar sürekli geçerliliğini koruyan sünnetullaha dayanır. Geçici ve körü körüne meydana gelen bir ilişki, tesadüf ve rast gelmek suretiyle gerçekleşen alelade bağlar değildir. Tarihsel yasalar ilmi bir özelliği olan, tabiat ve kâinatın genel yasalarına bağlı olarak gerçekleşen, normal şekilde seyrini
Vicdani Çürüme
Zamanın İçinden Zamanın Dışından Gelenek İle Modernlik Arasında – Besim F. Dellaoğlu – Heretik Yayınları
“
Türkiye için burjuvazi de, işçi sınıfı da ‘hayali cemaat’lerdir. Olan değil olması gerekenlerdir. Türkiye’de uzun yıllar burjuvazi açığı ‘asker-sivil bürokrasi’ proletarya açığı da ‘kültürel solculuk’ la ikame edildi. Demokratik bilincin temel bir koşulu, yaşama biçimini bir ideoloji haline getirmemektir. Türkiye’de solcuların yeterince demokrat olmamasının anahtarı burasıdır. Solcu olmanın koşulu ezilen kesimlerin çıkarlarını savunmaktır, onlara ‘doğru’ yaşama biçimi önermek, öğretmek değil. Türkiye’de Kemalizm’in modernliği giyim kuşama bağlanması gibi, solcular da ateizme bağlanmıştır örneğin. Türkiye’de sol, ‘ilerleme’, ‘aydınlanma’, ‘çağdaşlık’ gibi kavramlara peşinen abone olduğu için modernliğe karşı yeterince eleştirel bir tavır asla geliştirememiştir. Ama modern bir sol niye olmasın? Geçmişi, geleneği kategorik olarak reddetmeyen. Dinle, imanla uğraşmakla kafayı bozmamış. Hafızası güçlü. Pozitivist olmayan. Siyasal maneviyatı güçlü bir sol.”
Kendini okur-yazar olarak tanımlayan Prof. Dellaoğlu Türk soluna, Türk muhafazakârlığına ve Kemalizme geniş eleştiriler içeren yeni kitabın da Marksizm’in çeşitli fraksiyonları da eleştirirken Frankfurt Okulu ekolünü ise ideale en yakın kabul ediyor. İslamcılığa yönelik eleştirilerin ise oldukça yüzeysel ve tek taraflı olduğunu ise itiraf etmeliyiz. Dellaoğlu’na göre modernleşme bizim gibi toplumların, yanı başlarında ortaya çıkan modernliğe kayıtsız kalamamalarından kaynaklanan bir tepkidir ve Ona göre artık küresel ve modern olanı kendimiz dışında bir şeymiş gibi algılamaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Hatta bu ısrarlı modernlik savunusunu bir Zizek bile çıkaramadık sözüyle bir üst seviyelere çıkarıyor. Ama aynı zamanda modernliğin bütün sorunları çözmeyeceğini sadece farklı sorunlar doğuracağını da itiraf ediyor. Kitabın en önemsenen konular ise romantizm, melankoli, Walter Benjamin ve ne batıcı ne yerlici ne doğucu ne batıcı tam olması gerektiği haliyle modern dediği A. Hamdi Tanpınar.
Bu yazının devamı 185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem
Bellek Yitimine Karşı KİMLİK
“Teröristlerin işledikleri korkunç şeylerin, bazen ahlâki olarak meşru olduğunu bir mazeret olarak öne sürmek istemiyorum. Ben yalnızca, modern devletlerin daha kolay bir şekilde ve şimdiye kadar olanlardan da çok büyük bir ölçekte hayatı tahrip ve kesintiye uğratabilmeye muktedir oldukları ve teröristlerin asla
TÖVBE -Yenilenme ve Dirilmenin İmkânı-
Bir argüman mantık kriterini sağlamasa da kimi zaman sadece doğru öncülleri olduğu için iyi argüman olabilir. Evet en iyi argüman olamaz ancak sadece en iyi argümanları kabul edecek olursak zihni kapasitemizi epeyce kapatmış oluruz ve yaşadığımız pek çok şeyi rasyonel bir şekilde anlamlandıramayız.
“İnsan Hakları” Hakk’a Baş Kaldırmış Egemenin Hakkı
“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine
Bedeni Yeniden Kurgulamak ve Serginin Nesnesi Yapmak
“Tarihsel yasalar sürekli geçerliliğini koruyan sünnetullaha dayanır. Geçici ve körü körüne meydana gelen bir ilişki, tesadüf ve rast gelmek suretiyle gerçekleşen alelade bağlar değildir. Tarihsel yasalar ilmi bir özelliği olan, tabiat ve kâinatın genel yasalarına bağlı olarak gerçekleşen, normal şekilde seyrini
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.