Türk Dil Kurumu sözlüğünde ‘kitle’: “1) Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu, kütle. 2) Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı, kütle.”[1] olarak tanımlanmaktadır. Kitle kavramına verilen tanımlamalara bakıldığında ‘belirli bir amaçla bir araya ge(tiri)lmiş ve amacına matuf bir işlevi olan insan topluluğu’ olarak kapsayıcı bir tanım yapmak mümkündür.
Kitle kavramına verilen birinci tanımda kitleyi meydana getiren insanların kendi isteklerinin ön planda ve belirleyici olduğu vurgusu hâkim olsa da ikinci tanımda belirleyen olmaktan ziyade belirlenen kalabalıklardan söz edildiğini ifade etmek mümkündür. Günümüzdeki insan topluluklarını baz alacak olursak ikinci tanımın realiteyle daha iyi örtüştüğünü söyleyebiliriz. Tüm bunlarla birlikte Kitlelerin Psikolojisi üzerine çalışan Le Bon, kitlelerin oluşumu için şunları söylemektedir: “Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim şey olur. Kitle bir tek varlık hâline gelir ve ‘Kitlelerdeki zihniyetin tekleşmesi kanunu’na uyar.”[2] Le Bon’un söylediklerinden hareketle kitle; zihniyeti tekleşen, düşünmeyi, sorgulamayı, araştırmayı bırakarak sürü (kitle) psikolojisine adapte olan topluluklar anlamında kullanılabilir.
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Vicdan’ı nasıl tanımlayabiliriz? Onu, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan içsel/fıtrî bir his olarak mı görmeliyiz, yoksa o ‘edinilmiş’ bir şey midir? Bir davranış ile ilgili olarak örneğin “vicdanım elvermiyor” yahut “bu yapılan vicdansızlıktır’ şeklinde
Pek çok yaklaşım ilk insan, ilk toplum ve ilk(el) devlet organizasyonu gibi evrimci bir paradigma ile tanımlama yapsa da bilinen tarihi bilgide devlet mefhumu neredeyse insan ile yaşıt durumdadır. Tarihte pek çok devlet bugün anlaşılan aşkın bir yapıda olmasa da siyasal bir organizasyon olarak her daim varlığını devam ettirmiştir.
İsrail’in “sınırları belli olmayan bir devlet” olarak 1948’den bu yana Filistin topraklarını işgal ederek sürekli genişlemesini ve daha fazlasını anlamak için Talmudist-Rabbinik Yahudi eskatolojisini anlamak gerekiyor.
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
Kitle, İktidar ve Eğitim Üzerine Mülahazalar
‘Kitle’nin Oluşumu ve Doğası
Türk Dil Kurumu sözlüğünde ‘kitle’: “1) Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu, kütle. 2) Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı, kütle.”[1] olarak tanımlanmaktadır. Kitle kavramına verilen tanımlamalara bakıldığında ‘belirli bir amaçla bir araya ge(tiri)lmiş ve amacına matuf bir işlevi olan insan topluluğu’ olarak kapsayıcı bir tanım yapmak mümkündür.
Kitle kavramına verilen birinci tanımda kitleyi meydana getiren insanların kendi isteklerinin ön planda ve belirleyici olduğu vurgusu hâkim olsa da ikinci tanımda belirleyen olmaktan ziyade belirlenen kalabalıklardan söz edildiğini ifade etmek mümkündür. Günümüzdeki insan topluluklarını baz alacak olursak ikinci tanımın realiteyle daha iyi örtüştüğünü söyleyebiliriz. Tüm bunlarla birlikte Kitlelerin Psikolojisi üzerine çalışan Le Bon, kitlelerin oluşumu için şunları söylemektedir: “Bilinçli kişilik ortadan silinir, bütün bu birleşmiş fertlerin düşünceleri ve duyguları tek bir tarafa yönelir. Şüphesiz geçici, fakat pek açık özellikler gösteren bir kolektif bilinç oluşur. Kolektiftik o zaman, daha iyi bir ifade bulamadığım için ‘oluşmuş bir kitle’, başka bir söyleyişle ‘psikolojik bir kitle’ diyeceğim şey olur. Kitle bir tek varlık hâline gelir ve ‘Kitlelerdeki zihniyetin tekleşmesi kanunu’na uyar.”[2] Le Bon’un söylediklerinden hareketle kitle; zihniyeti tekleşen, düşünmeyi, sorgulamayı, araştırmayı bırakarak sürü (kitle) psikolojisine adapte olan topluluklar anlamında kullanılabilir.
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Vicdan Körelmesi’ Hayra Alamet Değildir!
Vicdan’ı nasıl tanımlayabiliriz? Onu, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan içsel/fıtrî bir his olarak mı görmeliyiz, yoksa o ‘edinilmiş’ bir şey midir? Bir davranış ile ilgili olarak örneğin “vicdanım elvermiyor” yahut “bu yapılan vicdansızlıktır’ şeklinde
İnsanın Laneti ve Hikmeti Arasında Devletin Modern Hali
Pek çok yaklaşım ilk insan, ilk toplum ve ilk(el) devlet organizasyonu gibi evrimci bir paradigma ile tanımlama yapsa da bilinen tarihi bilgide devlet mefhumu neredeyse insan ile yaşıt durumdadır. Tarihte pek çok devlet bugün anlaşılan aşkın bir yapıda olmasa da siyasal bir organizasyon olarak her daim varlığını devam ettirmiştir.
İsrail’i Nasıl Mağlup Ederiz?
İsrail’in “sınırları belli olmayan bir devlet” olarak 1948’den bu yana Filistin topraklarını işgal ederek sürekli genişlemesini ve daha fazlasını anlamak için Talmudist-Rabbinik Yahudi eskatolojisini anlamak gerekiyor.
Ahlâkın Sosyolojisi Sosyolojinin Ahlâkı
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Meraksızlık, Rahatperestlik ve Eleştiri
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.