Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik. O da oradaydı. Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı. Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler. Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti. Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar. “İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım.
Bu yazının devamı
184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
Talim, terbiye, maarif, tahsil, kültür gibi anlamlara gelen eğitim; akılla, zekâyla, düşünmeyle, muhakemeyle, denemeyle gerçekleşir. İnsanı insan yapan en önemli özelliği eğitilmeye müsait olmasıdır. İnsan gibi insan, kendisine ve topluma faydalı olan kâmil insan ancak eğitimle yetişir.
Rabbimiz, elçilerini ve kitapları insanı eğitmek için gönderdi:
Son nebisi için: “Ve seni yol bilmez, şaşırmış halde bulup da yol göstermedi mi?” buyuruyor.
“Gerçekten onlara inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.”
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum… Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Yolum, ömrüm boyunca hiç ayak basmadığım; kıssalarda, hikâyelerde, belgesellerde dinleyip gördüğüm çöllerden bir çöle düştü. Yalnız bu çöl diğer çöllerden biraz farklı. Kum taneleri, kelimelerden oluşan bir çöl. Her ayak basışımda kelimeler de yer değiştiriyor.
İnsan Her Acıya Katlanabilir mi
Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik.
O da oradaydı.
Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı.
Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler.
Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti.
Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar.
“İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım.
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ölüm Konuşur
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
İnsan Eğitiminde Temel Ders Kitabı Kur’an’dır
Talim, terbiye, maarif, tahsil, kültür gibi anlamlara gelen eğitim; akılla, zekâyla, düşünmeyle, muhakemeyle, denemeyle gerçekleşir. İnsanı insan yapan en önemli özelliği eğitilmeye müsait olmasıdır. İnsan gibi insan, kendisine ve topluma faydalı olan kâmil insan ancak eğitimle yetişir.
Rabbimiz, elçilerini ve kitapları insanı eğitmek için gönderdi:
Son nebisi için: “Ve seni yol bilmez, şaşırmış halde bulup da yol göstermedi mi?” buyuruyor.
“Gerçekten onlara inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.”
Bir Soylu Öfke Biriktiriyorum
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum… Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Anahtar Kelimeler
Yolum, ömrüm boyunca hiç ayak basmadığım; kıssalarda, hikâyelerde, belgesellerde dinleyip gördüğüm çöllerden bir çöle düştü. Yalnız bu çöl diğer çöllerden biraz farklı. Kum taneleri, kelimelerden oluşan bir çöl. Her ayak basışımda kelimeler de yer değiştiriyor.
Kar/Anlık Ağlıyor
Kalabalık, camii çıkışında ejder çığlıklı rüzgârın yüzlerine çarptığı karlardan sakınarak, paltolarına sımsıkı sarınarak, bacalarından mavi dumanlar yükselen sıcak evlerine dağıldılar. Akşamın alaca karanlığında, baklakırı atının üstünde, ağzı yüzü sımsıkı sarılmış vaziyette buz heykellerini andıran meşhur
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.