Düşlenen diyarlar ya da lanetlenen diyarlar; rüyalarımıza sinen cennet ya da kabuslarımızı yönlendiren cehennem! Ütopyaların ve distopyaların edebiyat içinde önemli bir yeri var. İçinde olduğumuz normdan, vasattan taşmak, onu kıyasıya eleştirmek için göz kamaştırıcı bir fırsattı bunlar. Masallar, efsaneler çağı kapanıp gücünü yitirirken; antik edebiyatın modern edebiyata lehimlendiği noktalarda beliriyor ütopyalar ve distopyalar. Bireyin toplum içindeki konumunu soruşturan bireyden yana çığlıklar, ya da toplumu mahveden çiğ düşüncesizliklerin yankıları, birbirini dengeleyen sesler olarak doluyor kulaklarımıza.
Siyasetnameler ya da Prens gibi şaheserler, yöneticiden yana yontan nalıncı keserleriyken, ütopya ya da distopyada keskin bir siyaset, kültür eleştirisi yapılır ve kurgu içinde siyaset felsefesi terbiyesi verilir okura. Tabii ki onlar da kendi kültür çemberleri içinden baktıkları için dünyayı tekleştirme gibi bir kötürümlükten kurtaramaz kendisini. Hikayelediği duruma deva diye sunduğu çoğulculuk, metnin ima ettiği paradigmayı hesaba kattığımızda kendi söküğünü dikemeyen terziyi çıkarır karşımıza.
Cumhuriyet (Devlet), Faziletli Şehir, Güneş Ülkesi, Ütopya, 1984 ya da Cesur Yeni Dünya’ya dalmayacağım bu giriş sonrasında. Çocuk edebiyatında hatırlı bir yer kazanmaya başlayan distopik bilimkurgunun son ve iyi halkalarından birinde konaklayacağım.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Post-kolonyal çalışmaların şekillendirdiği alanların başında kültür çalışmaları ve edebiyat gelir. Edebi eserlerin birçoğu dönemin siyasi, toplumsal ve ekonomik altyapısından etkilenir veya döneme damgasını vuran olaylar ve süreçler yazarlara, şairlere ilham kaynağı olur.
Oyun bozuldu ve sokaklar boşaldı. Fakat eve dönen de olmadı. Mevsimler karıştı. Çiçeklerin adı unutuldu.
Kardeşlerden biri hasta olursa, diğeri pencereden seyrederdi karın sessizliğini. Şimdi kardeşlerin pencereleri sırt sırta. En güzel top oynayan işte onunki süper kahraman desenli bir perde, hiç açılmıyor artık . Eski sokağa bakan diğer pencerede de bir rüzgar gülü duruyor.
Her sabah kardeşler, erkenden kayboluyorlar ortalıktan.
Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde.
Su İçinde Susuzluk: Aklına Tekme Atan İnsan
Düşlenen diyarlar ya da lanetlenen diyarlar; rüyalarımıza sinen cennet ya da kabuslarımızı yönlendiren cehennem! Ütopyaların ve distopyaların edebiyat içinde önemli bir yeri var. İçinde olduğumuz normdan, vasattan taşmak, onu kıyasıya eleştirmek için göz kamaştırıcı bir fırsattı bunlar. Masallar, efsaneler çağı kapanıp gücünü yitirirken; antik edebiyatın modern edebiyata lehimlendiği noktalarda beliriyor ütopyalar ve distopyalar. Bireyin toplum içindeki konumunu soruşturan bireyden yana çığlıklar, ya da toplumu mahveden çiğ düşüncesizliklerin yankıları, birbirini dengeleyen sesler olarak doluyor kulaklarımıza.
Siyasetnameler ya da Prens gibi şaheserler, yöneticiden yana yontan nalıncı keserleriyken, ütopya ya da distopyada keskin bir siyaset, kültür eleştirisi yapılır ve kurgu içinde siyaset felsefesi terbiyesi verilir okura. Tabii ki onlar da kendi kültür çemberleri içinden baktıkları için dünyayı tekleştirme gibi bir kötürümlükten kurtaramaz kendisini. Hikayelediği duruma deva diye sunduğu çoğulculuk, metnin ima ettiği paradigmayı hesaba kattığımızda kendi söküğünü dikemeyen terziyi çıkarır karşımıza.
Cumhuriyet (Devlet), Faziletli Şehir, Güneş Ülkesi, Ütopya, 1984 ya da Cesur Yeni Dünya’ya dalmayacağım bu giriş sonrasında. Çocuk edebiyatında hatırlı bir yer kazanmaya başlayan distopik bilimkurgunun son ve iyi halkalarından birinde konaklayacağım.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Seyir
Bir rüyanın fevkinde
Fevkalade bir gezegende
Yürüyordum durmadan
MÜDA-Fİ-İL
Lütfen beni anla
Bir ağaç değilim sadece gölgeden
Yapraklarım yok karşılıksız besin üreten
Toni Morrison ve Ötekilerin Kökeni
Post-kolonyal çalışmaların şekillendirdiği alanların başında kültür çalışmaları ve edebiyat gelir. Edebi eserlerin birçoğu dönemin siyasi, toplumsal ve ekonomik altyapısından etkilenir veya döneme damgasını vuran olaylar ve süreçler yazarlara, şairlere ilham kaynağı olur.
Kardeşlerim
Oyun bozuldu ve sokaklar boşaldı. Fakat eve dönen de olmadı. Mevsimler karıştı. Çiçeklerin adı unutuldu.
Kardeşlerden biri hasta olursa, diğeri pencereden seyrederdi karın sessizliğini. Şimdi kardeşlerin pencereleri sırt sırta. En güzel top oynayan işte onunki süper kahraman desenli bir perde, hiç açılmıyor artık . Eski sokağa bakan diğer pencerede de bir rüzgar gülü duruyor.
Her sabah kardeşler, erkenden kayboluyorlar ortalıktan.
Ölümsüzler Köyü
Ölümlü olma düşüncesi tarihin başından beri insanoğlunun peşini bırakmayan açık yarası olmuştur. Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidu’nun ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir: “Yüreğim umutsuzluk içinde.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.