Son zamanlarda yaptığım küçük bir araştırma sonucunda sinemada eğitim ve eğitimcileri konu alan filmlerin sayısının 2000’e yakın olduğunu fark ettim. Belki sayı bundan daha fazla ya da az, ancak “filmlerde eğitim ve eğitimci” ilişkisini sorgulayan yapımların önemli olduğunu düşünüyorum. Elbette sinema tarihinden şimdiye kadar bu ilişkiyi içinde barındıran filmlerin tasnifini yapabilmek oldukça zordur. Çünkü eğitim ile ilgili filmleri ele aldığımızda “sınıf, okul, öğretmen, öğrenci, muallim, mekteb, medrese, üniversite” gibi pek çok kavramla karşı karşıya kalabiliriz. Üstelik eğitimle ilgili filmlerin farklı tür (dram, tarihi, biyografi, aile, animasyon, komedi gibi) ve farklı formatlarda (belgesel, kısa film, sinema filmi, dizi film) karşımıza çıkabileceği düşünüldüğünde konunun mahiyeti, kapsamının derinliği de anlaşılmaya başlanacaktır.
Kıtalar, ülkeler, yönetmenler bağlamında yapılacak katmanlı bir çalışma ise bu konudaki gayreti belirli bir yere taşıyabilir. Belki de en önemlisi popüler anlatıların ve fazla duyulmayan yapımların ardına düşmek olsa gerek diye düşünüyorum. Bu konuyla ilgili ilk yazıda da sinema ve eğitim ilişkisini sorgulayacağımız filmlerde klasik anlatıların, çok bilinen ve çokça zikredilen hikayelerin dışına çıkılmasının altını çizmiştik. Filmlerden söz ederken belirli bir sabiteye bağlanmamak, belirli bölgelere ve ülkelere hapsedilmiş bir sinema anlayışından uzaklaşmak, erdemin, hikmetin, bilgeliğin, manevi değerlerin içinde yer aldığı kıymetli filmleri okurlarıyla buluşturmak bizi ilgilendiren asıl hususlardır.
Bu yazının devamı
210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
Peki, gerçekte sanat olan, sanatlı olan sadece sonbahar mıdır? Kar tanelerinin yere inişi, yağmurun şıkırtısı, ağaçların çiçeklenişi daha mı az heyecan verir insana? Mevsimler, insanlar, ağaçlar, kuşlar ve yaratılmış olan her bir ‘’şey’’ hikmetle bakıldığında kendi başına bir sanat, kendi başına şaheser değil midir?
Sırada ne var? Sükûnun ebedi olmadığı aşikâr. O halde bir ses çık-ar-malı. Bir ses ki çarkı yeniden döndürsün. İlk kıvılcımı atsın da hareket başlasın. Peki, nasıl olmalı bu ses? Hafifçe mi, aniden mi, sert bir şekilde mi? Tercih ikinciden yana.
Uykusuz gözlerini avcuyla ovuşturarak, biraz olsun kendine gelmeye çalıştı. Yüzüne odaklananlar, gözlerinin kırmızıya çalan rengini seçebiliyordu. Bu halde, ne kadar daha uykuyu mağlup edebilirdi? Evvelki geceyi de uykusuz geçirmiş, sadece kafilenin soluklanmak
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Düşünmek mi Yazmak mı? Forrester’ı Bulmak Üzerine Bir Deneme
Son zamanlarda yaptığım küçük bir araştırma sonucunda sinemada eğitim ve eğitimcileri konu alan filmlerin sayısının 2000’e yakın olduğunu fark ettim. Belki sayı bundan daha fazla ya da az, ancak “filmlerde eğitim ve eğitimci” ilişkisini sorgulayan yapımların önemli olduğunu düşünüyorum. Elbette sinema tarihinden şimdiye kadar bu ilişkiyi içinde barındıran filmlerin tasnifini yapabilmek oldukça zordur. Çünkü eğitim ile ilgili filmleri ele aldığımızda “sınıf, okul, öğretmen, öğrenci, muallim, mekteb, medrese, üniversite” gibi pek çok kavramla karşı karşıya kalabiliriz. Üstelik eğitimle ilgili filmlerin farklı tür (dram, tarihi, biyografi, aile, animasyon, komedi gibi) ve farklı formatlarda (belgesel, kısa film, sinema filmi, dizi film) karşımıza çıkabileceği düşünüldüğünde konunun mahiyeti, kapsamının derinliği de anlaşılmaya başlanacaktır.
Kıtalar, ülkeler, yönetmenler bağlamında yapılacak katmanlı bir çalışma ise bu konudaki gayreti belirli bir yere taşıyabilir. Belki de en önemlisi popüler anlatıların ve fazla duyulmayan yapımların ardına düşmek olsa gerek diye düşünüyorum. Bu konuyla ilgili ilk yazıda da sinema ve eğitim ilişkisini sorgulayacağımız filmlerde klasik anlatıların, çok bilinen ve çokça zikredilen hikayelerin dışına çıkılmasının altını çizmiştik. Filmlerden söz ederken belirli bir sabiteye bağlanmamak, belirli bölgelere ve ülkelere hapsedilmiş bir sinema anlayışından uzaklaşmak, erdemin, hikmetin, bilgeliğin, manevi değerlerin içinde yer aldığı kıymetli filmleri okurlarıyla buluşturmak bizi ilgilendiren asıl hususlardır.
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Süreyya’yı Sinemada Taşlamak
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
Sanat Bizim Neyimiz Olur?
Peki, gerçekte sanat olan, sanatlı olan sadece sonbahar mıdır? Kar tanelerinin yere inişi, yağmurun şıkırtısı, ağaçların çiçeklenişi daha mı az heyecan verir insana? Mevsimler, insanlar, ağaçlar, kuşlar ve yaratılmış olan her bir ‘’şey’’ hikmetle bakıldığında kendi başına bir sanat, kendi başına şaheser değil midir?
Sessizlik Öyküleri I
Sırada ne var? Sükûnun ebedi olmadığı aşikâr. O halde bir ses çık-ar-malı. Bir ses ki çarkı yeniden döndürsün. İlk kıvılcımı atsın da hareket başlasın. Peki, nasıl olmalı bu ses? Hafifçe mi, aniden mi, sert bir şekilde mi? Tercih ikinciden yana.
Sınırın Ardı
Uykusuz gözlerini avcuyla ovuşturarak, biraz olsun kendine gelmeye çalıştı. Yüzüne odaklananlar, gözlerinin kırmızıya çalan rengini seçebiliyordu. Bu halde, ne kadar daha uykuyu mağlup edebilirdi? Evvelki geceyi de uykusuz geçirmiş, sadece kafilenin soluklanmak
Kefernahum’da Çocuk Olmak ve Ötekileri Yeniden Düşünmek
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.