“Nas” kelimesi İslam’da özellikle hüküm içerikli dinî metinleri kapsayan bir anlam alanına sahiptir. Bununla daha çok İslâmî Metinler olarak da isimlendirilebilecek İslâm’ın ilk ortaya çıktığı dönem hakkında bilgi ihtiva eden Mushaf ve Mushaf dışında kalan rivâyet malzemesi kastedilir. Müslüman gelenekte nasların normatif bir perspektifle yorumlanması daha çok fıkıh ilminin uhdesinde yürütülen bir faaliyettir. Fıkıh ilmi Müslümanların hayat biçimini şekillendiren hemen her alanda, naslardan hareketle düzenleme yapmakla mükelleftir. Fıkıh ilminin bu sorumluluğunu naslarla sınırlamak sağlıklı bir tutum olmaz. Zira fıkıh geleneğinde naslarla çözüme kavuşturulması imkân dâhilinde olmayan çoğu meselenin çözümü için kıyas, istihsan, maslahat ve makasıd gibi başka içtihat yollarına başvurulmak durumunda kalındığı bir vakıadır. Bu bağlamda fıkıh ilminin İslâmî ilimler arasında en sistematik ve kendisini yenilemeye kabil disiplin olduğu rahatlıkla ifade edilebilir. Fıkıh ve fıkıh usulü alanında farklı mezheplere mensup âlimler tarafından kaleme alınan eserler bunun en önemli şahididir.
Fıkhın, kendini güncelleme kabiliyeti sayesinde Müslüman toplumlarda ortaya çıkan birçok probleme asırlar boyunca etkin çözümler ürettiğini ifade etmek hakkaniyetli bir değerlendirme olur.
Bu yazının devamı
214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Pek çok yaklaşım ilk insan, ilk toplum ve ilk(el) devlet organizasyonu gibi evrimci bir paradigma ile tanımlama yapsa da bilinen tarihi bilgide devlet mefhumu neredeyse insan ile yaşıt durumdadır. Tarihte pek çok devlet bugün anlaşılan aşkın bir yapıda olmasa da siyasal bir organizasyon olarak her daim varlığını devam ettirmiştir.
İdeolojik yönelim müzik üzerinden kendini dışa vurur. Aslında ‘İstiklal Marşı’ üzerinden yürütülen tartışma da müzik alanında yaşanan tartışmanın içeriğine ilişkin bilgi vericidir. Özellikle 28 Şubat sürecinde ‘İstiklal Marşı’na karşı ‘Onuncu yıl Marşı’nın öne çıkarılması, kuşku yok ki İstiklal Marşı’nın içeriği ile ilgili bir konudur.
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Varoluşun temel olgularından biridir müzik. İnsanı büyüleme gücü en yüksek sanattır müzik. Sevgileri, coşkuları, hasreti sesler aracılığıyla anlatma sanatıdır müzik. Bir araya gelen ses dalgalarının oluşturduğu uyumlu, ritimli, hoşa giden, insanda çeşitli duygular oluşturan kompozisyonlardır müzik. Varlığı tanımlama biçimlerinden biridir müzik.
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Nas Bağımlılığı ve Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” Filmi
Giriş
“Nas” kelimesi İslam’da özellikle hüküm içerikli dinî metinleri kapsayan bir anlam alanına sahiptir. Bununla daha çok İslâmî Metinler olarak da isimlendirilebilecek İslâm’ın ilk ortaya çıktığı dönem hakkında bilgi ihtiva eden Mushaf ve Mushaf dışında kalan rivâyet malzemesi kastedilir. Müslüman gelenekte nasların normatif bir perspektifle yorumlanması daha çok fıkıh ilminin uhdesinde yürütülen bir faaliyettir. Fıkıh ilmi Müslümanların hayat biçimini şekillendiren hemen her alanda, naslardan hareketle düzenleme yapmakla mükelleftir. Fıkıh ilminin bu sorumluluğunu naslarla sınırlamak sağlıklı bir tutum olmaz. Zira fıkıh geleneğinde naslarla çözüme kavuşturulması imkân dâhilinde olmayan çoğu meselenin çözümü için kıyas, istihsan, maslahat ve makasıd gibi başka içtihat yollarına başvurulmak durumunda kalındığı bir vakıadır. Bu bağlamda fıkıh ilminin İslâmî ilimler arasında en sistematik ve kendisini yenilemeye kabil disiplin olduğu rahatlıkla ifade edilebilir. Fıkıh ve fıkıh usulü alanında farklı mezheplere mensup âlimler tarafından kaleme alınan eserler bunun en önemli şahididir.
Bu yazının devamı 214. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsanın Laneti ve Hikmeti Arasında Devletin Modern Hali
Pek çok yaklaşım ilk insan, ilk toplum ve ilk(el) devlet organizasyonu gibi evrimci bir paradigma ile tanımlama yapsa da bilinen tarihi bilgide devlet mefhumu neredeyse insan ile yaşıt durumdadır. Tarihte pek çok devlet bugün anlaşılan aşkın bir yapıda olmasa da siyasal bir organizasyon olarak her daim varlığını devam ettirmiştir.
Müzik ve Siyaset
İdeolojik yönelim müzik üzerinden kendini dışa vurur. Aslında ‘İstiklal Marşı’ üzerinden yürütülen tartışma da müzik alanında yaşanan tartışmanın içeriğine ilişkin bilgi vericidir. Özellikle 28 Şubat sürecinde ‘İstiklal Marşı’na karşı ‘Onuncu yıl Marşı’nın öne çıkarılması, kuşku yok ki İstiklal Marşı’nın içeriği ile ilgili bir konudur.
İslam Dinin’de Tevhid-Adalet İlişkisi
İslam dinine göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. Adalet, doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek gibi mânâlara gelen bir mastardır. Bu kavram doğruluk, hakkaniyet, denge ve düzen anlamlarıyla isim olarak kullanıldığı gibi çok adil anlamında sıfat olarak da kullanılır. Adalet sıfatı, mübalağa ifade eden bir sıfat olup çok adil, asla zulmetmeyen, hakkaniyetle hükmeden, haktan başkasını söylemeyen ve yapmayan, her zaman her şeye karşı adaletli davranan anlamında kullanılmıştır. Zira Yüce Allah, adaletli bir hâkim olup her şeyi hakkıyla gören, işiten, her şeyin içini-dışını, önünü-sonunu bilen ve her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Popüler Kültürden Uzak Bir Müzik
Varoluşun temel olgularından biridir müzik. İnsanı büyüleme gücü en yüksek sanattır müzik. Sevgileri, coşkuları, hasreti sesler aracılığıyla anlatma sanatıdır müzik. Bir araya gelen ses dalgalarının oluşturduğu uyumlu, ritimli, hoşa giden, insanda çeşitli duygular oluşturan kompozisyonlardır müzik. Varlığı tanımlama biçimlerinden biridir müzik.
Mutluluk ve Ahlâk İlişkisi
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Alışverişe devam et