Neoliberalizm, liberalizmin günümüz dünyasında siyasi, toplumsal ve ekonomik yaşamda kendini gösteren yeni biçiminin adıdır. Düşünsel kökenleri biraz daha eski olmakla birlikte neoliberal siyasi ve ekonomik düzenin 1970’lerin ortalarından itibaren yükselmeye başladığını ve 1980’den sonra dünyada hâkim hale geldiğini söylemek mümkündür. Neoliberalizm, Batı’da özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında 1945 ile 1970 arasında hâkim olan sosyal devlet anlayışına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Neoliberalizm, 1970’lerin ortasında baş gösteren ekonomik krizin devletin ekonomiye müdahalesinden kaynaklandığını iddia etmiştir. Neoliberalizmi savunanlara göre; bu müdahale, hem kaynakların verimli kullanılamamasından kaynaklanan ekonomik krizi hem de devletin artan yüküyle beraber hantal hale gelmesinden kaynaklanan yönetim krizini beraberinde getirmiştir. Sorunun giderilebilmesi için yapılması gereken şey, devletin küçültülmesidir. Neoliberaller bu nedenle piyasanın düzenini bozmayan küçük ve etkin bir devlet anlayışını savunmuşlardır. Neoliberal programların yürütüldüğü ülkelerde gördüğümüz özelleştirme politikaları bu anlayışın bir ürünüdür.
Piyasaya müdahale etmeyen, görevi hukuku korumak ve güvenliği sağlamakla sınırlı minimal devlet anlayışı klasik liberalizmin karakteristik bir özelliği olduğu için neoliberalizm genellikle klasik liberalizme bir geri dönüş olarak anlaşılmıştır. Neoliberalizme ilişkin bu kavrayış kuşkusuz bir doğruluk payına sahiptir. Bununla birlikte neoliberalizmi yalnızca böyle anlamak, onu tam olarak anlamamak ya da eksik anlamak demektir.
Bu yazının devamı
212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
; “adalete yönelmek”, “toplumsal yaşam” ve “toplumsal düzen” olmak üzere hukukun üç fonksiyonu ön plana alınmıştır. Burayı biraz açacak olursak; hukuk, adalete yönelmek gibi bir temenni ile inşâ edilmeye çalışılmıştır. Dünya ölçeğindeki her devlet hukukunu adalete yönelme temelinde tanımlamaya ve oluşturmaya çalıştığını iddia etmiştir. Stalin’in Rusya’sı da, Hitler’in Almanya’sı da hukuku adalete yönelen bir olgu olarak tanımlamıştır. Sonuç olarak bakıldığında, yapılan eylemler bu söylemin sadece sözde kaldığını göstermektedir.
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
Neoliberalizm
Neoliberalizm, liberalizmin günümüz dünyasında siyasi, toplumsal ve ekonomik yaşamda kendini gösteren yeni biçiminin adıdır. Düşünsel kökenleri biraz daha eski olmakla birlikte neoliberal siyasi ve ekonomik düzenin 1970’lerin ortalarından itibaren yükselmeye başladığını ve 1980’den sonra dünyada hâkim hale geldiğini söylemek mümkündür. Neoliberalizm, Batı’da özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında 1945 ile 1970 arasında hâkim olan sosyal devlet anlayışına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Neoliberalizm, 1970’lerin ortasında baş gösteren ekonomik krizin devletin ekonomiye müdahalesinden kaynaklandığını iddia etmiştir. Neoliberalizmi savunanlara göre; bu müdahale, hem kaynakların verimli kullanılamamasından kaynaklanan ekonomik krizi hem de devletin artan yüküyle beraber hantal hale gelmesinden kaynaklanan yönetim krizini beraberinde getirmiştir. Sorunun giderilebilmesi için yapılması gereken şey, devletin küçültülmesidir. Neoliberaller bu nedenle piyasanın düzenini bozmayan küçük ve etkin bir devlet anlayışını savunmuşlardır. Neoliberal programların yürütüldüğü ülkelerde gördüğümüz özelleştirme politikaları bu anlayışın bir ürünüdür.
Piyasaya müdahale etmeyen, görevi hukuku korumak ve güvenliği sağlamakla sınırlı minimal devlet anlayışı klasik liberalizmin karakteristik bir özelliği olduğu için neoliberalizm genellikle klasik liberalizme bir geri dönüş olarak anlaşılmıştır. Neoliberalizme ilişkin bu kavrayış kuşkusuz bir doğruluk payına sahiptir. Bununla birlikte neoliberalizmi yalnızca böyle anlamak, onu tam olarak anlamamak ya da eksik anlamak demektir.
Bu yazının devamı 212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Eşcinsellik Üzerine Bir Değerlendirme
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
Hukukta Eleştirel Düşünmenin Yeri
; “adalete yönelmek”, “toplumsal yaşam” ve “toplumsal düzen” olmak üzere hukukun üç fonksiyonu ön plana alınmıştır. Burayı biraz açacak olursak; hukuk, adalete yönelmek gibi bir temenni ile inşâ edilmeye çalışılmıştır. Dünya ölçeğindeki her devlet hukukunu adalete yönelme temelinde tanımlamaya ve oluşturmaya çalıştığını iddia etmiştir. Stalin’in Rusya’sı da, Hitler’in Almanya’sı da hukuku adalete yönelen bir olgu olarak tanımlamıştır. Sonuç olarak bakıldığında, yapılan eylemler bu söylemin sadece sözde kaldığını göstermektedir.
İktisadî Hayat ve Temel Prensipler
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Elhân-ı Osmanî (Osmanlı Sarayında Müzik ve Himâye)
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
Hz. Muhammed Müşriklerin Çocuklarını Öldürme Emri Verdi mi?
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.