Sinemada eğitimcileri, muallimleri konu alan filmlerin mühim bir bölümünde onların yaşadıkları zorluklardan bahsedilir. Bu zorluk, kimi zaman eğitim sistemindeki aksaklıklardan, disiplin ve ceza mekanizmasını işleten yönetici kadrolardan kaynaklandığı gibi talebelerin, öğrencilerin terbiye edilmeleri, eğitim-öğretim hayatları içerisinde karşılaşılan durumlardan ibaret olabilmektedir. Eğitimci her halükârda sorunlarla boğuşan, mücadele eden, değiştiren/dönüştüren, hakikati ve erdemi arayan ve bu yola sevk eden mahiyetleriyle tebellür eder.
Textê Reş (Kara Tahta, 1999) filminde İranlı idealist bir öğretmenin eğitim mücadelesini anlatan Samira Makhmalbaf, İran Sinemasının önemli yönetmenlerinden ve devrim sonrası entelektüellerinden olan Muhsin Makhmalbaf’ın kızıdır. Makhmalbaf, Film Evi’nin ilk mezunlarındandır ve kardeşleri gibi yönetmenliğe ilk adımlarını dokuz yaşında atar (Kanat, 2007, s. 200). Samira daha çocukken babasının film setlerine katılır ve daha sonra kurgusunu yaptığı filmleri izler. Sinemayla ilk tanışması yedi yaşındayken, babasının 1987 yılındaki yaptığı Bisikletçi ile başlar. 18 yaşına geldiğinde ise ilk filmi Elma’yı (1998) çeker, ikinci filmi Kara Tahta ile 2000’de Cannes Film Festivalinden jüri ödülü ile döner. Aynı yıl, Cannes’da iki önemli genç yönetmen daha vardır. Bunlardan İranlı yönetmen Hasan Yektanapah, Cuma (Jom’eh, 2000) filminde Afganlı göçmenlerin sorunlarını anlatır, diğer isim ise sınır boylarında yaşayan Kürtlerin sorunlarını anlatan Sarhoş Atlar Zamanı’nın (2000) yönetmeni Kürt asıllı Bahman Ghobadi’dir. Her iki yönetmen de 2000 Cannes Altın Kamera Ödülü’ne layık görülürler.
Bu yazının devamı
211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
11 Eylül 2001 tarihiyle beraber dünyada yeni bir döneme girilir ve “Yeni Dünya Düzeni” (New World Order) kavramının metaforik bir önem kazandığı görülür. Yeni dünya düzeni kavramı, kendi zihinsel temelleri üzerine oturan
Güneş başıma geçmiş olmalı, baksanıza ne de çok saçmalamışım. Gerçeğe sırtımı dönmüş, hayatta çuvallamışım. Ne şişkin banka hesaplarından ne kocaman villadan ne de sen, ben, sen dalaşından söz açmışım. Oysa hayat böyle mi?
Kara Tahta’dan Öğretmenliğe Dair Notlar
Sinemada eğitimcileri, muallimleri konu alan filmlerin mühim bir bölümünde onların yaşadıkları zorluklardan bahsedilir. Bu zorluk, kimi zaman eğitim sistemindeki aksaklıklardan, disiplin ve ceza mekanizmasını işleten yönetici kadrolardan kaynaklandığı gibi talebelerin, öğrencilerin terbiye edilmeleri, eğitim-öğretim hayatları içerisinde karşılaşılan durumlardan ibaret olabilmektedir. Eğitimci her halükârda sorunlarla boğuşan, mücadele eden, değiştiren/dönüştüren, hakikati ve erdemi arayan ve bu yola sevk eden mahiyetleriyle tebellür eder.
Textê Reş (Kara Tahta, 1999) filminde İranlı idealist bir öğretmenin eğitim mücadelesini anlatan Samira Makhmalbaf, İran Sinemasının önemli yönetmenlerinden ve devrim sonrası entelektüellerinden olan Muhsin Makhmalbaf’ın kızıdır. Makhmalbaf, Film Evi’nin ilk mezunlarındandır ve kardeşleri gibi yönetmenliğe ilk adımlarını dokuz yaşında atar (Kanat, 2007, s. 200). Samira daha çocukken babasının film setlerine katılır ve daha sonra kurgusunu yaptığı filmleri izler. Sinemayla ilk tanışması yedi yaşındayken, babasının 1987 yılındaki yaptığı Bisikletçi ile başlar. 18 yaşına geldiğinde ise ilk filmi Elma’yı (1998) çeker, ikinci filmi Kara Tahta ile 2000’de Cannes Film Festivalinden jüri ödülü ile döner. Aynı yıl, Cannes’da iki önemli genç yönetmen daha vardır. Bunlardan İranlı yönetmen Hasan Yektanapah, Cuma (Jom’eh, 2000) filminde Afganlı göçmenlerin sorunlarını anlatır, diğer isim ise sınır boylarında yaşayan Kürtlerin sorunlarını anlatan Sarhoş Atlar Zamanı’nın (2000) yönetmeni Kürt asıllı Bahman Ghobadi’dir. Her iki yönetmen de 2000 Cannes Altın Kamera Ödülü’ne layık görülürler.
Bu yazının devamı 211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Felsefe Atölyesi Örneği
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
Mafima’ya Mektuplar
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi
Ren geyiğine binmiş
Umut arayışında.
Oryantalist Söylemin ‘Ölümcül Tuzak’ı
11 Eylül 2001 tarihiyle beraber dünyada yeni bir döneme girilir ve “Yeni Dünya Düzeni” (New World Order) kavramının metaforik bir önem kazandığı görülür. Yeni dünya düzeni kavramı, kendi zihinsel temelleri üzerine oturan
Heyecan
Her gün heyecanla yataktan kalkabilmeliyiz.
Bugün daha iyi, daha güzel bir şeyler yapmalıyım, diyerek.
Dünle bugünün bir farkı olmalı düşüncesiyle.
Anlam Dolu Hayatın Harika Anları: Jacominus’nün Hayırlı Ömrü
Güneş başıma geçmiş olmalı, baksanıza ne de çok saçmalamışım. Gerçeğe sırtımı dönmüş, hayatta çuvallamışım. Ne şişkin banka hesaplarından ne kocaman villadan ne de sen, ben, sen dalaşından söz açmışım. Oysa hayat böyle mi?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.