“Arkadaşlarına karşı iyi” diyerek dalga geçerdik, hakkaniyetten uzak kişilerle. Yeniyetmeliğimiz, bu keskin bakışa kavuşmamıza engel değildi. Adalet teorimiz yoktu, biraz sezgi bolca gözlemle, birçok kişinin nalıncı keserleriyle ömür sürdüğünü anlayabilmiştik. Büyüdükçe dünyanın genel gidişatının da bu yönde oluşuna hayıflandık. Ne oluyor sorusu pek ırgalamıyordu insanları, bizimkiler sahadaysa yanında durulmalıydı, ateşli sloganlara eşlik edilmeli, hedefe ulaşmak için her yol mubah görülmeliydi. Onlar; zaten “onlar olmakla” baştan kaybetmişlerdi.
Hamamböcekleri dediler ezdiler; fareler, sıçanlar diye kovaladılar, canavar görüp eylem hakkı tanımadılar; barbarlar bilip dillerini anlaşılmaz saydılar. Öteki bu kadar kalabalıklaşıp çeşitlendikçe biz dairesi daraldı ve yoksunlaştı. Muteber, normal, meşru… anlamını yitireyazdı. Otuz sene sonra gene dalga geçiyoruz; “Zındık mı tamam iyidir, deli mi ne güzel, hain mi hangimiz değiliz ki?” diye. Bir yerde işimiz kolaylaşıyor, itilmiş kakılmışlarla yola koyuluyoruz.
Dünyanın ta öbür ucunda, Yeni Zelanda derler diyarda yaşayan Joy Cowley nine, bugünlerde doksan yaşına girmiş olağanüstü velut bir yazar.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Satranç oynuyoruz saatlerdir. Saat gece bir olmuş. Çoğunlukla yeniliyorum, bazen de yeniyorum. Bilerek mi yeniliyor, gerçekten yeniyor muyum emin olamıyorum. Bilerek yenildiğini belli edecek hamleler yapmıyor. Ama yenememem lazım dokuz yaşındaki satranç bilgimle.
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Burası dünyaydı geçici yürüyüş alanımız… Yürürken levhalara dikkat edip yolumuzu şaşırmayacaktık. Doğru görüp doğru düşünecektik. Doğru düşünüp doğru yaşayacaktık. Hoşumuza gitse de gitmese de yoldaki işaretleri takip edecektik.
”Ey insanlar şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Allah katında en değerli olanınız o’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Her şeyden haberdardır.” Hucurat 13 Suretimiz haktan yana siretimiz meydanda. Özgürlüğü yanlış anladık galiba, özgürlük bize sorumluluğumuzu unutturmuş olmalı; sorumsuzluk samimiyetsizliği, samimiyetsizlik bencilliği tetiklerken yaralandık. Geçim sıkıntısı çektiğimiz bundan… Bu …
Ötekinin Şifası: Yaşasın Cadılar, Fareler, Kara Kediler, Baykuşlar, Kargalar ve Hamamböcekleri
“Arkadaşlarına karşı iyi” diyerek dalga geçerdik, hakkaniyetten uzak kişilerle. Yeniyetmeliğimiz, bu keskin bakışa kavuşmamıza engel değildi. Adalet teorimiz yoktu, biraz sezgi bolca gözlemle, birçok kişinin nalıncı keserleriyle ömür sürdüğünü anlayabilmiştik. Büyüdükçe dünyanın genel gidişatının da bu yönde oluşuna hayıflandık. Ne oluyor sorusu pek ırgalamıyordu insanları, bizimkiler sahadaysa yanında durulmalıydı, ateşli sloganlara eşlik edilmeli, hedefe ulaşmak için her yol mubah görülmeliydi. Onlar; zaten “onlar olmakla” baştan kaybetmişlerdi.
Hamamböcekleri dediler ezdiler; fareler, sıçanlar diye kovaladılar, canavar görüp eylem hakkı tanımadılar; barbarlar bilip dillerini anlaşılmaz saydılar. Öteki bu kadar kalabalıklaşıp çeşitlendikçe biz dairesi daraldı ve yoksunlaştı. Muteber, normal, meşru… anlamını yitireyazdı. Otuz sene sonra gene dalga geçiyoruz; “Zındık mı tamam iyidir, deli mi ne güzel, hain mi hangimiz değiliz ki?” diye. Bir yerde işimiz kolaylaşıyor, itilmiş kakılmışlarla yola koyuluyoruz.
Dünyanın ta öbür ucunda, Yeni Zelanda derler diyarda yaşayan Joy Cowley nine, bugünlerde doksan yaşına girmiş olağanüstü velut bir yazar.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Efendibaba
Satranç oynuyoruz saatlerdir. Saat gece bir olmuş. Çoğunlukla yeniliyorum, bazen de yeniyorum. Bilerek mi yeniliyor, gerçekten yeniyor muyum emin olamıyorum. Bilerek yenildiğini belli edecek hamleler yapmıyor. Ama yenememem lazım dokuz yaşındaki satranç bilgimle.
Diasporaki “Canım Öğretmenim” Dertlere Deva Olabilir Mi?
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Ataleti Yenmenin Anahtarı: Kalk ve Diren (1988)
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Son Nefes
Burası dünyaydı geçici yürüyüş alanımız… Yürürken levhalara dikkat edip yolumuzu şaşırmayacaktık. Doğru görüp doğru düşünecektik. Doğru düşünüp doğru yaşayacaktık. Hoşumuza gitse de gitmese de yoldaki işaretleri takip edecektik.
Düzelir Miyiz? Bilmem
”Ey insanlar şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Allah katında en değerli olanınız o’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Her şeyden haberdardır.” Hucurat 13 Suretimiz haktan yana siretimiz meydanda. Özgürlüğü yanlış anladık galiba, özgürlük bize sorumluluğumuzu unutturmuş olmalı; sorumsuzluk samimiyetsizliği, samimiyetsizlik bencilliği tetiklerken yaralandık. Geçim sıkıntısı çektiğimiz bundan… Bu …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.