Çoğumuz bu dünyadan göçerken, arkamızda tamamlanmamış işler, çalışılacak dosyalar bırakırız. Ecel, çoğu kez emellerden önce yetişir. Ancak bazı isimler vardır ki onları anarken içimiz biraz daha fazla burkulur. Daha çıkacak kitapları, söylecek sözleri vardı, deriz. Sanıyorum İlhami Çiçek de onlardan birisidir. Otuzuncu yaşına bir kala dünyasını değiştirmesiyle, arkasında böyle bir hissiyat bırakmıştır. Ama eceldir bu ve yetişmiştir. Reşit Güngör Kalkan’la İlhami Çiçek’i ve ‘Türk Şiirine Buruk Bir Armağan’ ithafıyla yayınlanan kitabını konuştuk. Birlikte aynı mısrayı hatırlayarak: ‘’Yalnız hüznü vardır kalbi olanın’’
İlk soruda çoğunlukla, kendinizi nasıl tanımlarsınız, cümlesi yöneltilir muhatabbımıza. Bunu biraz esnetip şöyle sorayım, Reşit Güngör Kalkan kendisinden ve bulunduğu yerden razı mıdır?
-Elhamdülillah. Öyle entel-dantel mavralar sallamanın lüzûmu yok. İşte geldik ve hızla da gidiyoruz. Herkesin bildiği; fakat kimsenin, herkesin bilmediğini sandığı bir gerçek var karşımızda: Ölüyorsun ey insan!
Bu yazının devamı
195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çocukların dünyasının yazmak yazım dünyasının belki de en zoru. Bütün türler için yazdığınız konu ve karakterlerin dünyasına sızmaya çalışırsınız. Çocuğun dünyasına öyle sızmadan daha fazlasına ihtiyacınız var demektir.
Pandemi sürecinin başladığı ilk dönemlerde, evlere kapandığımız sırada, ebeveynler panik halinde çocuklarını meşgul etmek adına, belki de okulda gün boyu yaptıkları etkinliklerden daha fazlasını evde gerçekleştirmeye çalıştılar.
“Bir davası vardır Hakan’ın. Uğruna ölünecek, öldürülecek, kutsal ve nihayetinde cehennemi yaşayan dünyada cenneti inşa edecek bir dava: ‘Bir dava vardı. Baştan aşağı tarumar edilmiş bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarının hıçkırıkları uğuldardı kulaklarımızda.”
İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker.
Enformatik gelişmelerin sürekli ivme kazandığı, kabaca bir tasvirle haberleşme ve bilgi ağının zirvede olduğu atmosferi soluyoruz hep beraber. Yazılı materyallerin yanında dijital diye adlandırdığımız devasa bir bilgi yığını/arşivi de şimdiden oluşmuş durumda.
“İlhami Çiçek” Kitabı Üzerine
Söyleşi: Salih Erayabakan
Çoğumuz bu dünyadan göçerken, arkamızda tamamlanmamış işler, çalışılacak dosyalar bırakırız. Ecel, çoğu kez emellerden önce yetişir. Ancak bazı isimler vardır ki onları anarken içimiz biraz daha fazla burkulur. Daha çıkacak kitapları, söylecek sözleri vardı, deriz. Sanıyorum İlhami Çiçek de onlardan birisidir. Otuzuncu yaşına bir kala dünyasını değiştirmesiyle, arkasında böyle bir hissiyat bırakmıştır. Ama eceldir bu ve yetişmiştir. Reşit Güngör Kalkan’la İlhami Çiçek’i ve ‘Türk Şiirine Buruk Bir Armağan’ ithafıyla yayınlanan kitabını konuştuk. Birlikte aynı mısrayı hatırlayarak: ‘’Yalnız hüznü vardır kalbi olanın’’
İlk soruda çoğunlukla, kendinizi nasıl tanımlarsınız, cümlesi yöneltilir muhatabbımıza. Bunu biraz esnetip şöyle sorayım, Reşit Güngör Kalkan kendisinden ve bulunduğu yerden razı mıdır?
-Elhamdülillah. Öyle entel-dantel mavralar sallamanın lüzûmu yok. İşte geldik ve hızla da gidiyoruz. Herkesin bildiği; fakat kimsenin, herkesin bilmediğini sandığı bir gerçek var karşımızda: Ölüyorsun ey insan!
Bu yazının devamı 195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
“Çocukların Dünyasından Hiçbir Zaman Çıkmadım”
Çocukların dünyasının yazmak yazım dünyasının belki de en zoru. Bütün türler için yazdığınız konu ve karakterlerin dünyasına sızmaya çalışırsınız. Çocuğun dünyasına öyle sızmadan daha fazlasına ihtiyacınız var demektir.
“Çocuklarla İletişim Kurmanın Yolları” Üzerine
Pandemi sürecinin başladığı ilk dönemlerde, evlere kapandığımız sırada, ebeveynler panik halinde çocuklarını meşgul etmek adına, belki de okulda gün boyu yaptıkları etkinliklerden daha fazlasını evde gerçekleştirmeye çalıştılar.
“Sarsıntı” Adlı Romanı Üzerine
“Bir davası vardır Hakan’ın. Uğruna ölünecek, öldürülecek, kutsal ve nihayetinde cehennemi yaşayan dünyada cenneti inşa edecek bir dava: ‘Bir dava vardı. Baştan aşağı tarumar edilmiş bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarının hıçkırıkları uğuldardı kulaklarımızda.”
“Halkın Mutsuzluk Lekeleri” Kitabı, Şiir ve Şair Üzerine
İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker.
“Nuri Pakdil’in Vefâtı Üzerine”
Enformatik gelişmelerin sürekli ivme kazandığı, kabaca bir tasvirle haberleşme ve bilgi ağının zirvede olduğu atmosferi soluyoruz hep beraber. Yazılı materyallerin yanında dijital diye adlandırdığımız devasa bir bilgi yığını/arşivi de şimdiden oluşmuş durumda.
Alışverişe devam et