Son birkaç yılda teknoloji devlerinin önlenemez yükselişi ekonomik merkezileşmede belirgin bir artışa ve ekonomik eşitsizlik açısının daha da büyümesine neden olmuştur. Bundan birkaç yıl önce piyasa değeri bakımından ilk birkaç şirket arasında yer alan şirketler yerlerini teknoloji şirketlerine bırakmıştır. Yeni bir sistem söz konusudur artık.Postmodern dönemin vaat ettiği sözde özgürlük, ilerleme ve kalkınma idealleri 21. yüzyılda yeni bir evreye girmiştir. Klasik kapitalizmin yerini dijital platformlar, yapay zekâ sistemleri ve küresel teknoloji şirketleri almıştır. Bu yeni sistem farklı şekillerde adlandırılmaktadır: Tekno-kapitalizm… Dijital kapitalizm… Algoritmik kapitalizm… Tekno-feodalizm… Ekonomi, siyaset, kültür, ahlâk ve din yeniden biçimlenmeye çalışılmaktadır bu sistemde. “Tekno-feodalizm” terimi, dev teknoloji şirketlerinin yükselişini tanımlamak için sol kesimde yaygın olarak kullanılmaktadır. Yunanistan eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis ve Fransız ekonomist Cédric Durand gibi sol...
Bu yazının devamı
224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Modern kentin herhangi bir semtinde yürüyün. Bir plazanın giriş katında yoga stüdyosu, karşısında “nefes atölyesi”, köşede bir “şifa merkezi”, telefonunuzda günlük burç bildirimi, sosyal medyada “evrene mesaj bırak” çağrıları…
Tarihin hiçbir aşamasında tek bir hakikat iddiası mutlak egemen olmamış; insanlar, toplumlar, devletler ve medeniyetler arası mücadele ve savaş mutlak anlamda son bulmamıştır. Varlık âleminde herşey zıddıyla kaim olmuştur. Gündüzün hikmeti gecede, imanın küfürde, sıcağın soğukta, bilginin cehalette saklıdır. İçtimai yaşamda da bu kural tarih boyunca geçerli olmuş, “Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan çıkar.” vecizesiyle izah edilmiştir.
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Hiç şüphesiz güzellik kavramını gündemine alan bütün çalışmalar sanat, dil ve belki edebiyat alanına da bakmak durumunda kalacaklardır. Ben, “Vahiy ve Sanat” çalışmamı daha ziyade Müslüman çevrelerdeki yanlış
Tekno-Kapitalizm: Dijital Çağın Yeni Egemenlik Düzeni
Son birkaç yılda teknoloji devlerinin önlenemez yükselişi ekonomik merkezileşmede belirgin bir artışa ve ekonomik eşitsizlik açısının daha da büyümesine neden olmuştur. Bundan birkaç yıl önce piyasa değeri bakımından ilk birkaç şirket arasında yer alan şirketler yerlerini teknoloji şirketlerine bırakmıştır. Yeni bir sistem söz konusudur artık.Postmodern dönemin vaat ettiği sözde özgürlük, ilerleme ve kalkınma idealleri 21. yüzyılda yeni bir evreye girmiştir. Klasik kapitalizmin yerini dijital platformlar, yapay zekâ sistemleri ve küresel teknoloji şirketleri almıştır. Bu yeni sistem farklı şekillerde adlandırılmaktadır: Tekno-kapitalizm… Dijital kapitalizm… Algoritmik kapitalizm… Tekno-feodalizm… Ekonomi, siyaset, kültür, ahlâk ve din yeniden biçimlenmeye çalışılmaktadır bu sistemde. “Tekno-feodalizm” terimi, dev teknoloji şirketlerinin yükselişini tanımlamak için sol kesimde yaygın olarak kullanılmaktadır. Yunanistan eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis ve Fransız ekonomist Cédric Durand gibi sol...
Bu yazının devamı 224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Seccadesiz Secde, Cemaatsiz İbadet ya da Piyasa Dindarlığının Yeni Formları
Modern kentin herhangi bir semtinde yürüyün. Bir plazanın giriş katında yoga stüdyosu, karşısında “nefes atölyesi”, köşede bir “şifa merkezi”, telefonunuzda günlük burç bildirimi, sosyal medyada “evrene mesaj bırak” çağrıları…
Yanlış İnsan Tasavvurunun İfşası: Batı, Self-Sosyal Öjenizm ve Gazze
Tarihin hiçbir aşamasında tek bir hakikat iddiası mutlak egemen olmamış; insanlar, toplumlar, devletler ve medeniyetler arası mücadele ve savaş mutlak anlamda son bulmamıştır. Varlık âleminde herşey zıddıyla kaim olmuştur. Gündüzün hikmeti gecede, imanın küfürde, sıcağın soğukta, bilginin cehalette saklıdır. İçtimai yaşamda da bu kural tarih boyunca geçerli olmuş, “Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan çıkar.” vecizesiyle izah edilmiştir.
Kutsallaştırılıp Duygusallığa Terk Edilen Kavram: İçtihat
Sürekli değişen toplum hayatında yeni sorunların ortaya çıkması doğaldır. Yeni sorunlar ise yeni kuralların kapılarını aralar. Bir hukuk sisteminin söz konusu değişimler karşısında donuk kalması toplumsal çöküşün önünü açar. Bu nedenle toplumdaki değişimlerle birlikte hukuksal normların da değişmesi, yenilenmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm üretmesi gerekir. Bu da söz konusu hukuk sisteminin canlı, dinamik bir yapıda olmasını zorunlu kılar.
İnsani Yardım Stratejisinin ve İnfak Fıkhının Üretilmesi Neden Gereklidir
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Bakma Biçimlerinden Güzellik Olgusuna
Hiç şüphesiz güzellik kavramını gündemine alan bütün çalışmalar sanat, dil ve belki edebiyat alanına da bakmak durumunda kalacaklardır. Ben, “Vahiy ve Sanat” çalışmamı daha ziyade Müslüman çevrelerdeki yanlış