İnsan nerede emniyetli, esen ve salim hal üzeredir?
Bir hayatın, bir adın bir coğrafyada yaşayabilmesine, orayı yurt edinmesine ve orada ölmesine, yasının tutulmasına kim karar verir? Ya da daha genel olarak insan nerede ve ne zaman yası tutulabilir olur? Bir hayatın “yası tutulabilir bir hayat” olduğuna kim karar verir? Eğer yası tutulabilir olan, “değerli bir hayatı” ve egemen olan ise diğerleri?! Onlar sadece telef olan, imha edilen yalın bedenler midir? Buna nasıl karar verilir, kimin ölümünün ve yaşamının değerli kimin ki değersiz, belirleyen nedir?/kimdir? İ K T İ D A R olandır, B İ L G İ’nin çerçevelerini (kavramlarını, araçlarını, kuramlarını) tanımlayandır.
Can, ten ve bedenle kayıtlı olan kişi (insan ve insan olmayan) ölüme yazgılıdır; doğum ve ölüm arasına sığdırılan etik, teolojik ve estetik olan hayat pratikleri kamusallığı, yasa karşısında temsili, hastalığı ve ölümü açısından aynı zamanda da politiktir. Varoluşu ölüme yazılmış kişilerin, Heidegger’in ifadesiyle, “dünyaya açık olma” deneyimini, yabancılığını, yersiz-yurtsuzluğunu duyumsayarak var olmanın dayanılmaz ağırlığını ve sorumluluğunu yüklenip kendi yüzünü oluşturması, yüzünde bir mabed oluşturması o kişiyi özgün, otantik ve tekrar edilemez kılar.
İnsan oluşu varlıkta bilfiil hazır bulunduran “ölüm”…
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
Dünyalılar sara hastalığına tutulmuş. İnsanlık cinnet üstüne cinnet geçiriyor. Her taraftan insan kaynaklı krizlerin feryat –figanları yükseliyor. Olan bitenin azıcık bir kısmına şahit oluyoruz, şoklar yaşıyoruz. Tarihte de benzeri kriz nöbetleri yaşandı ve insanoğlu hemcinsini akla hayale gelmeyen yöntemlerle aşağıladı ve hayvanın hayvana verdiğinden çok daha büyük zararlar verdi. Bugün olan biteni anlamak çok zor. …
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
Öz: Türkiye’de 1960’lı yılların sonundan itibaren geniş bir muhalif toplumsal harekete dönüşen İslami gruplar, 1980’li yılların ardından toplumsal tabanını genişletmiş; fakat 1990’lı yıllardan itibaren kamusal alanda sunulan yeni fırsatları değerlendirerek hızlı bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu dönüşüm, özellikle 28 Şubat’ın ardından, niteliği ve kimliği öncekinden farklı bir biçim almış; yenilik söylemleriyle ortaya çıkan AK Parti …
Ahlâk; bireysel hayattan toplum hayatına, cinsel hayattan aile hayatına, ilimden sanata, devlet yönetiminden uluslararası ilişkilere, savaş hukukuna kadar hayatın her alanını kapsayıp bu alanlara yön veren, erdem ve fazilet olarak kabul edilebilecek her türlü düşünce ve davranışın genel adıdır.
Yası Tutul(a)mayan ve Yüzü Başkasında Yok Sayılanların Varlığı Üzerine
İnsan nerede emniyetli, esen ve salim hal üzeredir?
Bir hayatın, bir adın bir coğrafyada yaşayabilmesine, orayı yurt edinmesine ve orada ölmesine, yasının tutulmasına kim karar verir? Ya da daha genel olarak insan nerede ve ne zaman yası tutulabilir olur? Bir hayatın “yası tutulabilir bir hayat” olduğuna kim karar verir? Eğer yası tutulabilir olan, “değerli bir hayatı” ve egemen olan ise diğerleri?! Onlar sadece telef olan, imha edilen yalın bedenler midir? Buna nasıl karar verilir, kimin ölümünün ve yaşamının değerli kimin ki değersiz, belirleyen nedir?/kimdir? İ K T İ D A R olandır, B İ L G İ’nin çerçevelerini (kavramlarını, araçlarını, kuramlarını) tanımlayandır.
Can, ten ve bedenle kayıtlı olan kişi (insan ve insan olmayan) ölüme yazgılıdır; doğum ve ölüm arasına sığdırılan etik, teolojik ve estetik olan hayat pratikleri kamusallığı, yasa karşısında temsili, hastalığı ve ölümü açısından aynı zamanda da politiktir. Varoluşu ölüme yazılmış kişilerin, Heidegger’in ifadesiyle, “dünyaya açık olma” deneyimini, yabancılığını, yersiz-yurtsuzluğunu duyumsayarak var olmanın dayanılmaz ağırlığını ve sorumluluğunu yüklenip kendi yüzünü oluşturması, yüzünde bir mabed oluşturması o kişiyi özgün, otantik ve tekrar edilemez kılar.
İnsan oluşu varlıkta bilfiil hazır bulunduran “ölüm”…
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
216. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Gazze’nin Hatırlattıkları ve Gösterdikleri
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
Yitik Değer: Vicdan
Dünyalılar sara hastalığına tutulmuş. İnsanlık cinnet üstüne cinnet geçiriyor. Her taraftan insan kaynaklı krizlerin feryat –figanları yükseliyor. Olan bitenin azıcık bir kısmına şahit oluyoruz, şoklar yaşıyoruz. Tarihte de benzeri kriz nöbetleri yaşandı ve insanoğlu hemcinsini akla hayale gelmeyen yöntemlerle aşağıladı ve hayvanın hayvana verdiğinden çok daha büyük zararlar verdi. Bugün olan biteni anlamak çok zor. …
Özgürlük Manifestosu
Tövbe bir özgürlük manifestosudur.
İçsel bir bildiridir. Kişinin kendi iç aleminde kendisine verdiği bir manifestodur. Günah yüklerinden, hataların ağırlığından özgürleşmenin bildirisidir.
Tövbe, bir şeyden geri dönmek, dönüş yapmak, yönelmek demektir. Hatalardan, günahlardan dönerek Allah’a yönelişin eylemsel bir ifadesidir.
Tövbe, kişinin kendisini değerlendirme eylemidir. Tövbe, söylem ve eylemlerin objektif bir şekilde değerlendirilebilmesidir. Öyle ki kişinin kendisiyle karşılaşması ve kendisinin tüm yanlışlarını ortaya koyarak doğruya yönelebilme cesaretidir.
Kimlikten Sınıfa: İslami Hareketlerin Dönüşümü ve Anti-Kapitalist Müslümanlar
Öz: Türkiye’de 1960’lı yılların sonundan itibaren geniş bir muhalif toplumsal harekete dönüşen İslami gruplar, 1980’li yılların ardından toplumsal tabanını genişletmiş; fakat 1990’lı yıllardan itibaren kamusal alanda sunulan yeni fırsatları değerlendirerek hızlı bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu dönüşüm, özellikle 28 Şubat’ın ardından, niteliği ve kimliği öncekinden farklı bir biçim almış; yenilik söylemleriyle ortaya çıkan AK Parti …
Ahlâkın Neliği Üzerine
Ahlâk; bireysel hayattan toplum hayatına, cinsel hayattan aile hayatına, ilimden sanata, devlet yönetiminden uluslararası ilişkilere, savaş hukukuna kadar hayatın her alanını kapsayıp bu alanlara yön veren, erdem ve fazilet olarak kabul edilebilecek her türlü düşünce ve davranışın genel adıdır.
Alışverişe devam et