Sezai Karakoç, çağımızın yaşayan en önemli şair ve düşünce adamlarından biridir. Şiirde gelenekten beslenmiş, kendi üslûbunu bulmuş; düşüncede kendine özgü bir paradigma oluşturmaya çalışmış ve bunu ‘Diriliş’ adıyla mücessem hâle getirmiş çok boyutlu bir insandır. Yaklaşık elli sekiz kitabın müellifi olan Sezai Karakoç, ideolojilere alelamyâ (körü körüne) bağlanmış okuryazarlar ve entelektüeller dışındaki okuryazarlar ve entelektüeller tarafından saygıyla anılmıştır.
Sezai Karakoç’tan bahseden/alıntı yapan insanları üç kategoriye ayırıyorum:
Sezai Karakoç’u ciddiyetle okuyanlar
Sezai Karakoç’u okuyan ama duruşuna sırt çevirenler
Sezai Karakoç’u isim olarak duymuş ama eserlerinin içeriğinden habersiz olanlar
Sezai Karakoç’u ciddiyetle okuyan ve Sezai Karakoç’un duruşundan etkilenen insanlara elbette sözüm yok. Onlar zaten kimi okuduklarının farkında olan insanlar. Onlar okuma eyleminin sadece iki kapak arasındaki satırlardan ibaret olmadığını bilen insanlar. Dolayısıyla hangi nehirden/nehirlerden denize ulaşabileceklerini gören insanlar.
İkinci kategorideki insanlar için Sezai Karakoç’u okumuş ama sembolik ifadeler dışında onun derdiyle dertlenmemiş insanlar diyebiliriz.
Bu yazının devamı
197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
Geçmişten günümüze kadar gelen tüm pedagogların/eğitimcilerin cevabını aradığı temel sorulardan biri de: “Bilgi, muhataba en iyi şekilde nasıl aktarılabilir?” sorusu olmuştur. Bu soruya cevap sadedinde ortaya koyulmuş birçok çaba disiplin haline getirilerek ‘öğretim yöntem ve teknikleri’ olarak adlandırılan çalışmaların ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
Ankara’dan taşınarak İstanbul’a yerleşme kararı aldığımız o günlerde ilginç bir rüya görmüştüm: kayalık dağların arasından çok yüksek sesle ezan okuyordum ve beni kimse duymuyordu. İstanbul’da ormanlar arasında köy benzeri bir yere taşınmak nasip oldu. Komşularımız ya sonradan oraya ev yaptırıp daha çok dinlenmek için gelen kimselerdi ya da otuz kırk sene önce çoğunlukla Karadeniz’den gelip …
Popüler Sezai Karakoç Versus Gerçek Sezai Karakoç
Sezai Karakoç, çağımızın yaşayan en önemli şair ve düşünce adamlarından biridir. Şiirde gelenekten beslenmiş, kendi üslûbunu bulmuş; düşüncede kendine özgü bir paradigma oluşturmaya çalışmış ve bunu ‘Diriliş’ adıyla mücessem hâle getirmiş çok boyutlu bir insandır. Yaklaşık elli sekiz kitabın müellifi olan Sezai Karakoç, ideolojilere alelamyâ (körü körüne) bağlanmış okuryazarlar ve entelektüeller dışındaki okuryazarlar ve entelektüeller tarafından saygıyla anılmıştır.
Sezai Karakoç’tan bahseden/alıntı yapan insanları üç kategoriye ayırıyorum:
Sezai Karakoç’u ciddiyetle okuyan ve Sezai Karakoç’un duruşundan etkilenen insanlara elbette sözüm yok. Onlar zaten kimi okuduklarının farkında olan insanlar. Onlar okuma eyleminin sadece iki kapak arasındaki satırlardan ibaret olmadığını bilen insanlar. Dolayısıyla hangi nehirden/nehirlerden denize ulaşabileceklerini gören insanlar.
İkinci kategorideki insanlar için Sezai Karakoç’u okumuş ama sembolik ifadeler dışında onun derdiyle dertlenmemiş insanlar diyebiliriz.
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Adamak Üstüne
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
Seyir
Bir rüyanın fevkinde
Fevkalade bir gezegende
Yürüyordum durmadan
Tebliğde Anlatım Yöntemi ve Muhatabı Tanımanın Önemine Dair
Geçmişten günümüze kadar gelen tüm pedagogların/eğitimcilerin cevabını aradığı temel sorulardan biri de: “Bilgi, muhataba en iyi şekilde nasıl aktarılabilir?” sorusu olmuştur. Bu soruya cevap sadedinde ortaya koyulmuş birçok çaba disiplin haline getirilerek ‘öğretim yöntem ve teknikleri’ olarak adlandırılan çalışmaların ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
Aynı Dili Konuşmak
Ankara’dan taşınarak İstanbul’a yerleşme kararı aldığımız o günlerde ilginç bir rüya görmüştüm: kayalık dağların arasından çok yüksek sesle ezan okuyordum ve beni kimse duymuyordu. İstanbul’da ormanlar arasında köy benzeri bir yere taşınmak nasip oldu. Komşularımız ya sonradan oraya ev yaptırıp daha çok dinlenmek için gelen kimselerdi ya da otuz kırk sene önce çoğunlukla Karadeniz’den gelip …
Müslüman Yılmaz!
Sebat, ağlayanı bir gün güldürür.
Sabredip azmeden menzile yürür.
İnsanı öldürmez hapis, işkence;
Öldürürse, ümitsizlik öldürür!
Alışverişe devam et