11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik. Bu yazıda Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin Kefernahum (Capharnaüm, 2018) filmine yer vereceğiz. Bazen bir filme başlamadan evvel, filmin adının gönderme yaptığı yerleri anlayarak ve öğrenerek değerlendirmeye başlamak gerekebilir. Bazı yönetmenleri sinemanın filozofları olarak tanımlarsak, bu sine-feylesofların işaret ettikleri, anlattıkları ve filmi oluşturan her katmanın sıradan bir kullanımı olmadığını unutmamak gerekir. Çünkü bir şair, romancı, düşünür, mütefekkir gibi yönetmen de, kendi zihin-dünyasını oluştururken ilham aldığı konuları filme döker, sahnelemeye başvurur. Yönetmenin fırçası, kalemi kamerasıdır, mekanik bir aygıttan dünyayı yeniden anlamlandırır. Bize hayallerini, görmek istediklerini ve bizim görmek istediklerimizi anlatır. O halde, yönetmenin eserinin ait olduğu bu zihin-dünyayı iyi bilmek gerekir. Her sanatçının kullandığı usül, yöntem ve yaklaşım gibi yönetmenin de bir metodolojisinin olduğunu varsaymak önemli bir ayrıntı olarak zikredilebilir. Bunu bilmek, izlediğimiz filmin ya da görsel metnin rastgele üretilmediğini; bir filmin başından sonuna kadar bilinçli tercihlere dayalı görsel imgelemlerin toplamı olduğunu anlamamızı kolaylaştırabilir.
Celile Denizi kuzeyinde yer alan Capernaum şehri
Bu yazının devamı
197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
İnsanlık tüketmeyi öğrendiğinden beri huzura kavuşamadı. Çünkü tüketmeyi öğrenen insanın kodlarına yok etmenin temel hazları işlendi. Temel sorun yok edilenin de evrende bir yer kaplayacağını düşünmemekti. Sonsuzluk algısında meydana gelen dönüşüm de bu konuda etkili.
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Kefernahum’da Çocuk Olmak ve Ötekileri Yeniden Düşünmek
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik. Bu yazıda Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin Kefernahum (Capharnaüm, 2018) filmine yer vereceğiz. Bazen bir filme başlamadan evvel, filmin adının gönderme yaptığı yerleri anlayarak ve öğrenerek değerlendirmeye başlamak gerekebilir. Bazı yönetmenleri sinemanın filozofları olarak tanımlarsak, bu sine-feylesofların işaret ettikleri, anlattıkları ve filmi oluşturan her katmanın sıradan bir kullanımı olmadığını unutmamak gerekir. Çünkü bir şair, romancı, düşünür, mütefekkir gibi yönetmen de, kendi zihin-dünyasını oluştururken ilham aldığı konuları filme döker, sahnelemeye başvurur. Yönetmenin fırçası, kalemi kamerasıdır, mekanik bir aygıttan dünyayı yeniden anlamlandırır. Bize hayallerini, görmek istediklerini ve bizim görmek istediklerimizi anlatır. O halde, yönetmenin eserinin ait olduğu bu zihin-dünyayı iyi bilmek gerekir. Her sanatçının kullandığı usül, yöntem ve yaklaşım gibi yönetmenin de bir metodolojisinin olduğunu varsaymak önemli bir ayrıntı olarak zikredilebilir. Bunu bilmek, izlediğimiz filmin ya da görsel metnin rastgele üretilmediğini; bir filmin başından sonuna kadar bilinçli tercihlere dayalı görsel imgelemlerin toplamı olduğunu anlamamızı kolaylaştırabilir.
Celile Denizi kuzeyinde yer alan Capernaum şehri
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mektup-X
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Kosmosun Gölgesinde Dirayetli Bir Kaos Öyküsü: Evrenin Öncesi ve Şimdisi
Eski çamlar bardak olmuş, o devirler eskide kalmış, akıl almaz şeylermiş kimin umurunda, bizi hâlâ hikâyeler bağlıyor birbirimize.
Ataleti Yenmenin Anahtarı: Kalk ve Diren (1988)
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Baumanın Iskarta Hayatlar Kavramı Üzerinden ‘İsraf Atık Ve Getto’
İnsanlık tüketmeyi öğrendiğinden beri huzura kavuşamadı. Çünkü tüketmeyi öğrenen insanın kodlarına yok etmenin temel hazları işlendi. Temel sorun yok edilenin de evrende bir yer kaplayacağını düşünmemekti. Sonsuzluk algısında meydana gelen dönüşüm de bu konuda etkili.
Mektup XIII
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.