Tanım yapmak, uzun bir arayışın sonucunda elde edilen bilgi birikimiyle kural koymak gibi, hüküm vermek gibi, kati ve kesin yargılarda bulunmayı çağrıştıran bir iktidar alanına işaret eder. Öyle ki bilginin kendinden menkul kutsiyetiyle, sınırları belirli bir alan inşa etme sürecidir tanım yapmak. Bu sürecin öznesi olan bilginin, nesneleştirdiği varlık âleminde tanımlanan olmak, varolabilmenin yegâne imkânı gibi görünmektedir. Modernitenin kutsal olandan arınma süreci, belki de kendi kutsalını yaratma, kendi kutsalını üretme boyutuyla bilginin yüceltildiği, tartışılmaz bir kutsallık halesiyle bezendiği yeni bir iktidar alanına işaret etmektedir. Bilgiye dair kuşkuların varoluşşal bir savrulma olarak anlam ve mânâ sınırlarından çıkarılması dahi, bu yeni kutsallarla hayatımızın ne denli kuşatıldığının anlaşılması için üzerinde düşünülmesi gereken konulardandır.
Aydınlanma çağıyla birlikte bilginin deney ve gözlem gibi aklî süreçlerle doğrulanması, bilgi üretiminin sınırlarını kontrol etmek için kesin ve net sınırlar çizilmesine imkân sağlamıştır. Aydınlanma sonrası dönem hangi bilginin bilimsel yani kabul edilebilir olduğuna karar verecek yeni kıstasların geliştiği bir dönemdir. Burası yeni bir iktidar alanıdır ve bu güç bilgiyi üretenlerin elindedir. Kimdir bunlar?
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
. Filozofik bir soru olan erdem kazanımında doğanın ve alışkanlıkların konumlandırılışı sorunsalı hakkında bir görüş ortaya koymak için konu hakkında düşünmeye teşvik edecek kapsamlı bir akıl yürütmeye ihtiyaç vardır. Söz konusu akıl yürütme hangi çizgide ele alınabilir?
‘Kimlik’ meselesi, paradigmal bir değişimin yaşandığı modernite-sonrası dönemde, sosyal ve beşerî bilim çevrelerinin yoğun ilgisine mazhar olmuş bir mevzudur. Genellikle modernite döneminde ‘giydirilmiş kimlikler’ olarak tabir edilen varoluş biçimlerine yönelik itirazlar çerçevesinde şekillenen bu ilgi yoğunluğu, halen de büyük ölçüde devam etmektedir.
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
İşin gerçeği dünden bugüne toplumların (ve hatta fertlerin) kendilerine has özelliklerinin bulunduğu üzerinde durulagelmiştir. Katı-yumuşak, sevecen-öfkeli, güler yüzlü-asık suratlı, çalışkan- tembel, gibi farklı özellikler tespit edilmiş,
Tedavinin bir netice vermesi için doğru bir teşhis şarttır. Yukarıda özetlenen fikirler İslam âleminin hâl-i pür melali ile içtihat kapısının kapanması arasında bir sebep sonuç ilişkisi kurmakta dolayısıyla çözümü de burada aramaktadır. Peki, esas mesele hukuki değilse o zaman ne olacaktır?
Modern Kuşatılmışlık ve Eğitim
Bize filozof değil, demirci lâzım!
Yusuf AKÇURA
Tanım yapmak, uzun bir arayışın sonucunda elde edilen bilgi birikimiyle kural koymak gibi, hüküm vermek gibi, kati ve kesin yargılarda bulunmayı çağrıştıran bir iktidar alanına işaret eder. Öyle ki bilginin kendinden menkul kutsiyetiyle, sınırları belirli bir alan inşa etme sürecidir tanım yapmak. Bu sürecin öznesi olan bilginin, nesneleştirdiği varlık âleminde tanımlanan olmak, varolabilmenin yegâne imkânı gibi görünmektedir. Modernitenin kutsal olandan arınma süreci, belki de kendi kutsalını yaratma, kendi kutsalını üretme boyutuyla bilginin yüceltildiği, tartışılmaz bir kutsallık halesiyle bezendiği yeni bir iktidar alanına işaret etmektedir. Bilgiye dair kuşkuların varoluşşal bir savrulma olarak anlam ve mânâ sınırlarından çıkarılması dahi, bu yeni kutsallarla hayatımızın ne denli kuşatıldığının anlaşılması için üzerinde düşünülmesi gereken konulardandır.
Aydınlanma çağıyla birlikte bilginin deney ve gözlem gibi aklî süreçlerle doğrulanması, bilgi üretiminin sınırlarını kontrol etmek için kesin ve net sınırlar çizilmesine imkân sağlamıştır. Aydınlanma sonrası dönem hangi bilginin bilimsel yani kabul edilebilir olduğuna karar verecek yeni kıstasların geliştiği bir dönemdir. Burası yeni bir iktidar alanıdır ve bu güç bilgiyi üretenlerin elindedir. Kimdir bunlar?
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Natüralist Çizgide Erdem Kazanımı: Aristoteles, Nikomakhos’a Etik
. Filozofik bir soru olan erdem kazanımında doğanın ve alışkanlıkların konumlandırılışı sorunsalı hakkında bir görüş ortaya koymak için konu hakkında düşünmeye teşvik edecek kapsamlı bir akıl yürütmeye ihtiyaç vardır. Söz konusu akıl yürütme hangi çizgide ele alınabilir?
Müslümanın ‘Kim’liği
‘Kimlik’ meselesi, paradigmal bir değişimin yaşandığı modernite-sonrası dönemde, sosyal ve beşerî bilim çevrelerinin yoğun ilgisine mazhar olmuş bir mevzudur. Genellikle modernite döneminde ‘giydirilmiş kimlikler’ olarak tabir edilen varoluş biçimlerine yönelik itirazlar çerçevesinde şekillenen bu ilgi yoğunluğu, halen de büyük ölçüde devam etmektedir.
Kur’ân Güfte mi?
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
“İnsan Topluluğu”ndan “Refah Kitlesi”ne
İşin gerçeği dünden bugüne toplumların (ve hatta fertlerin) kendilerine has özelliklerinin bulunduğu üzerinde durulagelmiştir. Katı-yumuşak, sevecen-öfkeli, güler yüzlü-asık suratlı, çalışkan- tembel, gibi farklı özellikler tespit edilmiş,
İslam Dünyasının “Geri” Kalması ve İslam Hukukunda İçtihat Kapısı
Tedavinin bir netice vermesi için doğru bir teşhis şarttır. Yukarıda özetlenen fikirler İslam âleminin hâl-i pür melali ile içtihat kapısının kapanması arasında bir sebep sonuç ilişkisi kurmakta dolayısıyla çözümü de burada aramaktadır. Peki, esas mesele hukuki değilse o zaman ne olacaktır?
Alışverişe devam et