Theseus’un Gemisi, felsefenin en bilinen ve en eski paradokslarından biridir ve temel olarak kimlik ile süreklilik ilişkisini sorgular. Zaman içerisinde parçaları tek tek değiştirilen bir nesnenin, tüm bileşenleri yenilendiğinde hâlâ aynı nesne olarak kabul edilip edilemeyeceği sorusu bu paradoksun merkezinde yer alır. Her geçen gün tahtaları ve çivileri değiştirilen bir gemi, son parçası da yenilendiğinde hâlâ aynı gemi midir? Bu soruyu daha da derinleştiren Thomas Hobbes, eskiyen parçaların bir araya getirilerek ikinci bir gemi oluşturulması durumunda hangisinin gerçek Theseus’un Gemisi sayılacağını sorar. Bu düşünce deneyi ilk bakışta nesnelerle ilgili görünse de aslında çok daha derin bir problemi, yani kişisel özdeşlik meselesini gündeme getirir. Zira insan da zaman içerisinde fiziksel ve psikolojik olarak değişmekte; buna rağmen kendisini aynı kişi olarak görmeye devam etmektedir. Bu durum, değişim ile kimlik arasındaki ilişkinin yalnızca ontolojik değil, aynı zamanda ahlâki ve felsefi açıdan da sorgulanmasını gerekli kılar.
Theseus’un Gemisi paradoksundan hareketle ele alınan kimlik sorunu, insan söz konusu olduğunda çok daha karmaşık bir hâl alır. Zira insan yalnızca fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda zihinsel ve psikolojik süreçleri bünyesinde barındıran dinamik bir bütündür. Zaman içerisinde bireyin bedeni değişime uğramakta, hücreleri yenilenmekte; buna paralel olarak hatıraları, inançları ve kişilik özellikleri de dönüşmektedir. Buna rağmen kişi, tüm bu değişimlere karşın kendisini aynı birey olarak görmeye devam eder. Bu durumu daha somut kılmak için Alzheimer hastası bir birey düşünülebilir.
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“[…] her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin de en az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki sürünün cinsi bozulmasın.”
Şu soruların yöneltilmesi gerek: Kendimiz olmamız için ne kadar izin verilmektedir? Kendi kararlarımızla mı yoksa başkalarının kararlarıyla mı hareket ediyoruz? Özgür irademizle mi meylettiğimiz şeylere yöneliyoruz? Sosyal medyayı sürekli takip eden birisi takip ettiklerini kendi tercihleri ile mi gerçekleştiriyor?
Buna göre özellikle korku, kaygı ve panik duyguları olmak üzere insanların muhtelif duygusal zaafları kullanılarak sansasyonel bir teori ortaya atılmakta ve insanlar duygusal bir girdaba doğru çekilmektedir. Komplo teorileri bu süreç için nispeten elverişlidir zira aslında aralarında bağlantı olmayan hadiseler ve olgular arasında mesnetsiz bağlantılar oluşturmak suretiyle insanlar duygusal olarak manipüle edilebilmektedir.
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
Tıp üzerine yapılan çalışmalar genelde meslekten tıpçı araştırmacılar tarafından yapılagelmiştir. Bir alanda uzman kişilerin kendi alanları üzerine araştırmalarda bulunması, metinler kaleme alması ve söylemsel bir alan oluşturmasından daha doğal ne olabilir ki!
Aynı Kişi miyim? Zaman ve Değişim Bağlamında Kişisel Kimlik Problemi
Theseus’un Gemisi, felsefenin en bilinen ve en eski paradokslarından biridir ve temel olarak kimlik ile süreklilik ilişkisini sorgular. Zaman içerisinde parçaları tek tek değiştirilen bir nesnenin, tüm bileşenleri yenilendiğinde hâlâ aynı nesne olarak kabul edilip edilemeyeceği sorusu bu paradoksun merkezinde yer alır. Her geçen gün tahtaları ve çivileri değiştirilen bir gemi, son parçası da yenilendiğinde hâlâ aynı gemi midir? Bu soruyu daha da derinleştiren Thomas Hobbes, eskiyen parçaların bir araya getirilerek ikinci bir gemi oluşturulması durumunda hangisinin gerçek Theseus’un Gemisi sayılacağını sorar. Bu düşünce deneyi ilk bakışta nesnelerle ilgili görünse de aslında çok daha derin bir problemi, yani kişisel özdeşlik meselesini gündeme getirir. Zira insan da zaman içerisinde fiziksel ve psikolojik olarak değişmekte; buna rağmen kendisini aynı kişi olarak görmeye devam etmektedir. Bu durum, değişim ile kimlik arasındaki ilişkinin yalnızca ontolojik değil, aynı zamanda ahlâki ve felsefi açıdan da sorgulanmasını gerekli kılar.
Theseus’un Gemisi paradoksundan hareketle ele alınan kimlik sorunu, insan söz konusu olduğunda çok daha karmaşık bir hâl alır. Zira insan yalnızca fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda zihinsel ve psikolojik süreçleri bünyesinde barındıran dinamik bir bütündür. Zaman içerisinde bireyin bedeni değişime uğramakta, hücreleri yenilenmekte; buna paralel olarak hatıraları, inançları ve kişilik özellikleri de dönüşmektedir. Buna rağmen kişi, tüm bu değişimlere karşın kendisini aynı birey olarak görmeye devam eder. Bu durumu daha somut kılmak için Alzheimer hastası bir birey düşünülebilir.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Felsefe Tarihinin Zakkum Ağacı: Öjenizm
“[…] her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin de en az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki sürünün cinsi bozulmasın.”
Manipüle Edilmiş Zihinler ya da Başkaları için Yaşamak
Şu soruların yöneltilmesi gerek: Kendimiz olmamız için ne kadar izin verilmektedir? Kendi kararlarımızla mı yoksa başkalarının kararlarıyla mı hareket ediyoruz? Özgür irademizle mi meylettiğimiz şeylere yöneliyoruz? Sosyal medyayı sürekli takip eden birisi takip ettiklerini kendi tercihleri ile mi gerçekleştiriyor?
Komplo Teorileri Bağlamında Manipülasyon
Buna göre özellikle korku, kaygı ve panik duyguları olmak üzere insanların muhtelif duygusal zaafları kullanılarak sansasyonel bir teori ortaya atılmakta ve insanlar duygusal bir girdaba doğru çekilmektedir. Komplo teorileri bu süreç için nispeten elverişlidir zira aslında aralarında bağlantı olmayan hadiseler ve olgular arasında mesnetsiz bağlantılar oluşturmak suretiyle insanlar duygusal olarak manipüle edilebilmektedir.
‘Şartlar’ Neyi Belirler
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
Tıbbi Epistemolojinin Teolojik ‘Acı’dan Kopuşu ve Bedensel ‘Ağrı’nın Sekülerleşmesi
Tıp üzerine yapılan çalışmalar genelde meslekten tıpçı araştırmacılar tarafından yapılagelmiştir. Bir alanda uzman kişilerin kendi alanları üzerine araştırmalarda bulunması, metinler kaleme alması ve söylemsel bir alan oluşturmasından daha doğal ne olabilir ki!
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.