Hayattaki en büyük pişmanlıklarımdan biri Ayşegül’ün kalın örüklü saçlarını çekmemdi. Bir sayfaya doldurduğu kocaman “Ali gel”leri de, sınıftaki hemen herkesin onu hor görmesini de unutmuyorum. En fazla altı yaşındaydım, sınıf arkadaşlarım çoğunlukla yedi, gene de bu bize ona kötü davranma hakkı vermiyordu. Kök hatıra diye bir şey var mı bilmiyorum, eğer varsa kötülük içeren bu kök hatıra, insan olma yolunda bana çok şey öğretti. Kendime bile zar zor yetişirken; elimin, aklımın, hayallerimin değdiği hemen her yeri kuşatan korkunçluklara ne yapabilirim, ne yapabiliriz? Son zamanlarda kendimi sık sık kötülük ve kötü olma hakkında düşünürken yakalıyorum. Kaba tasniflere aldıracak olsak, birisini öldürmemiş, ciddi yaralamamış, iftirayla hayatını karartmamış, malını mülkünü çalıp çırpmamışsanız kötü değilsiniz. Başa çıkılabilir kaba bir karikatür. Konforumuzu hep...
Aşikâr ki ölüm dikkatini yitirmeden dünyanın -ve iç dünyamızın- ayartıcılarına tam anlamıyla kapılamıyoruz. Bunun farkında olarak çarklarını döndürmek isteyen sistem, ölüm düşüncesini hayatın büsbütün dışına atmak için elinden geleni yapıyor. Bunu yapamadığındaysa ona alışmamızı ve sıradan bir hadise olarak yorumlamamızı istiyor.
Masallar mutlu sonla biter. Ejderhalar mağlup olur, ormanı kaplayan karanlık aydınlığa dönüşür, ‘iyiler’ yol boyu hep iyi olarak kalır ve daha büyük bir iyileşme ile yurtlarına varırlar. Üstelik yola çıkan kahramanımız acemidir. Olağanüstü olaylara karşı onu koruyan da bu hamlığıdır. Kahramanımız yolu yürürken gelişir ve bu gelişme bizim hayal gücümüzü geliştirir aynı zamanda. Ejderhaları yenebileceğimize dair umudumuzu masallara olan inancımızla hissederiz.
İnternet kesilince ne olur, tüketimden kaçınmak için neler yapılır, çocuğun bireyselliği nasıl korunur, doğadan kopmamak adına çocuk hangi toprağa dikilir sorularını tartışan zamane romanlarının, öykülerinin neredeyse tam karşısında duruyor Amerikan taşrasını konu alan erken çocuk edebiyatı eserleri.
Gazze’de … kişi daha öldürüldü. Bir hastane ve iki okul bombalandı. Güvenli bölgeye geçmeye çalışan sivillere ateş açıldı. Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana katledilen kişilerin sayısı … oldu.
Kaydıramadı.
Eli, parmakları uyuşmuştu sanki. Sustu, içinden sustu ve telefonu aldığı yere koydu.
‘Sağlığımda beni teperler \ Ölünce mezarım öperler’
Atalar sözü olan ‘Kör ölür, badem gözlü olur’ tümcesi de bizi hemen hemen aynı kapıya götürür. Bu kapının üzerinde sitem, şikayet, vefasızlık vardır. İnsanın değeri bazen hayatteyken bilinir, çoğu zamansa dünyasını değiştirdikten sonra.
Kalbin Gördüğünü Hiçbir Güncelleme Silemez
Hayattaki en büyük pişmanlıklarımdan biri Ayşegül’ün kalın örüklü saçlarını çekmemdi. Bir sayfaya doldurduğu kocaman “Ali gel”leri de, sınıftaki hemen herkesin onu hor görmesini de unutmuyorum. En fazla altı yaşındaydım, sınıf arkadaşlarım çoğunlukla yedi, gene de bu bize ona kötü davranma hakkı vermiyordu. Kök hatıra diye bir şey var mı bilmiyorum, eğer varsa kötülük içeren bu kök hatıra, insan olma yolunda bana çok şey öğretti. Kendime bile zar zor yetişirken; elimin, aklımın, hayallerimin değdiği hemen her yeri kuşatan korkunçluklara ne yapabilirim, ne yapabiliriz? Son zamanlarda kendimi sık sık kötülük ve kötü olma hakkında düşünürken yakalıyorum. Kaba tasniflere aldıracak olsak, birisini öldürmemiş, ciddi yaralamamış, iftirayla hayatını karartmamış, malını mülkünü çalıp çırpmamışsanız kötü değilsiniz. Başa çıkılabilir kaba bir karikatür. Konforumuzu hep...
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
223. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Gassal: Randevuyla Çalışmıyoruz
Aşikâr ki ölüm dikkatini yitirmeden dünyanın -ve iç dünyamızın- ayartıcılarına tam anlamıyla kapılamıyoruz. Bunun farkında olarak çarklarını döndürmek isteyen sistem, ölüm düşüncesini hayatın büsbütün dışına atmak için elinden geleni yapıyor. Bunu yapamadığındaysa ona alışmamızı ve sıradan bir hadise olarak yorumlamamızı istiyor.
Geleneksel Masallar
Masallar mutlu sonla biter. Ejderhalar mağlup olur, ormanı kaplayan karanlık aydınlığa dönüşür, ‘iyiler’ yol boyu hep iyi olarak kalır ve daha büyük bir iyileşme ile yurtlarına varırlar. Üstelik yola çıkan kahramanımız acemidir. Olağanüstü olaylara karşı onu koruyan da bu hamlığıdır. Kahramanımız yolu yürürken gelişir ve bu gelişme bizim hayal gücümüzü geliştirir aynı zamanda. Ejderhaları yenebileceğimize dair umudumuzu masallara olan inancımızla hissederiz.
Amerikan Taşrasından Bugüne Uymayan Haller Manzumesi
İnternet kesilince ne olur, tüketimden kaçınmak için neler yapılır, çocuğun bireyselliği nasıl korunur, doğadan kopmamak adına çocuk hangi toprağa dikilir sorularını tartışan zamane romanlarının, öykülerinin neredeyse tam karşısında duruyor Amerikan taşrasını konu alan erken çocuk edebiyatı eserleri.
Kaydıraç
Gazze’de … kişi daha öldürüldü. Bir hastane ve iki okul bombalandı. Güvenli bölgeye geçmeye çalışan sivillere ateş açıldı. Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana katledilen kişilerin sayısı … oldu.
Kaydıramadı.
Eli, parmakları uyuşmuştu sanki. Sustu, içinden sustu ve telefonu aldığı yere koydu.
Bir Yazarın Notları
‘Sağlığımda beni teperler \ Ölünce mezarım öperler’
Atalar sözü olan ‘Kör ölür, badem gözlü olur’ tümcesi de bizi hemen hemen aynı kapıya götürür. Bu kapının üzerinde sitem, şikayet, vefasızlık vardır. İnsanın değeri bazen hayatteyken bilinir, çoğu zamansa dünyasını değiştirdikten sonra.