Dünya hayatı bir imtihan yeridir. İmtihanın çeşitleri içinde zenginlikle imtihan kadar fakirlikle imtihan da vardır. İmtihan için cevap hazırlama gayretinde olanlar başaranlardır. Hazırlıksız sınava girenler kaybetmeyi göze alarak sınava girmişlerdir.
Kabullenilmiş şartlar insanlardaki mücadele duygusunu yok etmiş, pasif razı olma biçimleri ortaya koymuştur. “Ne yapalım kaderimiz buymuş. Dünya müslümana sürgün yeri, malda yalan mülkte yalan var biraz da sen oyalan” gibi telkinlerin arkasına sığınıp atalet üzere yaşayanlar fakirliği yazgı olarak mı görmekteler acaba!?
Bu “gönüllü fakirlik” müslüman aleme pahalıya malolmuş, bu körü körüne razı oluş tedbiri elden bıraktırmış “takdir Allahındır” diyerek varolmanın, varlıklı olmanın takdirinin arkasından koşmayı gereksiz göstermiştir.
Bu yazının devamı
186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“İnsan beşerdir şaşar” derler. Değişmeyen bir hayat üzere olsaydı insan, diğer varlıklar gibi mekanik, programlanmış bir bilgisayar gibi yaşar giderdi. O zaman hayatın ne tadı ne de tuzu olurdu.
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Yaşanılan dönemler ve onların olaylara, insanlara yansımaları dikkate alınarak Müslümanlar ve gelinen nokta ile ilgili bir değerlendirme yapılabilir ancak. Geçen dönemde kuşatıcı yapısal bir gelenek ve arzulanan güçlü bir zemin yakalanamadığı için sonraki yıllarda başta İslâmî değerleri önemseyen entelektüeller olmak üzere idealist birçok Müslüman başka adreslerde yer almaya başlamış ve bu durum büyük bir güven kaybına neden olmuştur. Müslüman kitlede ideallerin zayıflamasında bu entelektüellerin etkisi büyüktür. Bedel ödemeden entelektüel sıfatıyla ortaya çıkmanın geleceği nokta burasıdır, dense yanlış olmaz. Hiç kimse bunların veballerinin olmadığını söyleyemez.
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Gönüllü Fakirlik
Dünya hayatı bir imtihan yeridir. İmtihanın çeşitleri içinde zenginlikle imtihan kadar fakirlikle imtihan da vardır. İmtihan için cevap hazırlama gayretinde olanlar başaranlardır. Hazırlıksız sınava girenler kaybetmeyi göze alarak sınava girmişlerdir.
Kabullenilmiş şartlar insanlardaki mücadele duygusunu yok etmiş, pasif razı olma biçimleri ortaya koymuştur. “Ne yapalım kaderimiz buymuş. Dünya müslümana sürgün yeri, malda yalan mülkte yalan var biraz da sen oyalan” gibi telkinlerin arkasına sığınıp atalet üzere yaşayanlar fakirliği yazgı olarak mı görmekteler acaba!?
Bu “gönüllü fakirlik” müslüman aleme pahalıya malolmuş, bu körü körüne razı oluş tedbiri elden bıraktırmış “takdir Allahındır” diyerek varolmanın, varlıklı olmanın takdirinin arkasından koşmayı gereksiz göstermiştir.
Bu yazının devamı 186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Görmek mi Görebilmek mi?
“Allah’ım,
Yol boyunca
Bırakma elimi,
Düşerim sonra.”
Evet, Allah elimizi bırakırsa düşerdik biz. Düşmek kötüydü; yaralanırdık, canımız acırdı, tekrar kalkmakta zorlanırdık.
İnsan; Üç Beş Damla Kan ve Binbir Pişmanlık
“İnsan beşerdir şaşar” derler. Değişmeyen bir hayat üzere olsaydı insan, diğer varlıklar gibi mekanik, programlanmış bir bilgisayar gibi yaşar giderdi. O zaman hayatın ne tadı ne de tuzu olurdu.
Mektup XIII
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Yılgınlık Çürümedir Çürüme Yavaş Ölümdür
Yaşanılan dönemler ve onların olaylara, insanlara yansımaları dikkate alınarak Müslümanlar ve gelinen nokta ile ilgili bir değerlendirme yapılabilir ancak. Geçen dönemde kuşatıcı yapısal bir gelenek ve arzulanan güçlü bir zemin yakalanamadığı için sonraki yıllarda başta İslâmî değerleri önemseyen entelektüeller olmak üzere idealist birçok Müslüman başka adreslerde yer almaya başlamış ve bu durum büyük bir güven kaybına neden olmuştur. Müslüman kitlede ideallerin zayıflamasında bu entelektüellerin etkisi büyüktür. Bedel ödemeden entelektüel sıfatıyla ortaya çıkmanın geleceği nokta burasıdır, dense yanlış olmaz. Hiç kimse bunların veballerinin olmadığını söyleyemez.
Çocuklarımız Bizim mi?
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.