Giriş: İnsan Neyi Kaybetti?İnsan, yalnızca yaşayan değil, yaşadıklarına bir anlam vermek isteyen varlıktır. Başına gelenlerin nedenini bilmek, hayatını daha büyük bir bütünün içinde görmek ister. Doğumdan ölüme uzanan bu yolun rastgele olmadığını düşünmek, acının ve kaybın karşısında tutunabileceği bir söz bulmak ister. Belki de bu yüzden insanlık tarihi boyunca din, sadece inanılan birtakım hükümlerden ibaret olmamıştır. Din, insanın dünyadaki yerini gösteren, nereden gelip nereye gittiğini söyleyen bir anlam haritası olmuştur.Geleneksel dünyada insan, gözlerini kendisinden önce kurulmuş bir anlamın içine açıyordu. Hayatın belli eşikleri vardı; doğumun, evliliğin, ölümün, yasın, sevincin ve duanın ortak bir dili bulunuyordu. İnsan her sorunun cevabını bilmese de kendisini sahipsiz bir dünyanın ortasında hissetmiyordu. Acı, yalnızca katlanılması gereken anlamsız bir yük değil; sabır, imtihan, olgunlaşma yahut başka...
Bu yazının devamı
224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ruhun doğal eğilimlerinden olan sanat tutkusuna, insanoğluyla yaşıt diyebiliriz. Sanat olgusunun sarmalı içinde insanın eğilimleri, hayalleri, duyguları, tasavvurları, bulunur çünkü. Evrende ve fıtratta varolduğu için sanata müştaktır ama içinin derinliklerinde bulunan sanat gerçeğini somutlaştıramaz her insan.
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor.
Dinlerin büyük çoğunluğunun temel paradigması insanın yaratıcısına kulluk etmek için dünyaya gelmiş olmasıdır. Yani hayat, teleolojiktir/erekseldir/amaçsaldır. İnsanın var olmasının dinler açısından ilâhî bir amacı vardır. Bu da en genel anlamıyla kulluk etmektir. Kulluk nasıl yapılır sorusuna, ibadet etmekten adaletli davranmaya, işi ehline vermekten tevhidî bir itikada sahip olmak gibi onlarca cevap verilebilir. Özellikle İslâm teolojisi bağlamında düşünülecek olursa; insan, -farklı mezheplerde çeşitli yorumlar olmakla beraber- irade sahibi, tercih yapabilen, özgür bir varlıktır.
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış
Kayıp Anlamın Peşinde Yeni Kutsallar Postmodern Bireyin Dinî Gelenekten Spiritüel Deneyime Yolculuğu
Giriş: İnsan Neyi Kaybetti?İnsan, yalnızca yaşayan değil, yaşadıklarına bir anlam vermek isteyen varlıktır. Başına gelenlerin nedenini bilmek, hayatını daha büyük bir bütünün içinde görmek ister. Doğumdan ölüme uzanan bu yolun rastgele olmadığını düşünmek, acının ve kaybın karşısında tutunabileceği bir söz bulmak ister. Belki de bu yüzden insanlık tarihi boyunca din, sadece inanılan birtakım hükümlerden ibaret olmamıştır. Din, insanın dünyadaki yerini gösteren, nereden gelip nereye gittiğini söyleyen bir anlam haritası olmuştur.Geleneksel dünyada insan, gözlerini kendisinden önce kurulmuş bir anlamın içine açıyordu. Hayatın belli eşikleri vardı; doğumun, evliliğin, ölümün, yasın, sevincin ve duanın ortak bir dili bulunuyordu. İnsan her sorunun cevabını bilmese de kendisini sahipsiz bir dünyanın ortasında hissetmiyordu. Acı, yalnızca katlanılması gereken anlamsız bir yük değil; sabır, imtihan, olgunlaşma yahut başka...
Bu yazının devamı 224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sanat ve Sanatımız
Ruhun doğal eğilimlerinden olan sanat tutkusuna, insanoğluyla yaşıt diyebiliriz. Sanat olgusunun sarmalı içinde insanın eğilimleri, hayalleri, duyguları, tasavvurları, bulunur çünkü. Evrende ve fıtratta varolduğu için sanata müştaktır ama içinin derinliklerinde bulunan sanat gerçeğini somutlaştıramaz her insan.
İnsan Haklarını Konuşmak ‘Kışkırtılmış İnsan’dan ‘Yaratılmış İnsana’
Ahvalimiz; karanlıkta can havliyle girdiği eczaneden el yordamıyla ilaçlar toparlayıp içen ve bundan da şifa uman adamın halini andırıyor. Hasta, daha hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor; iyileşmek istiyor fakat kullandığı ilaçların neye iyi geldiğiyle ilgilenmiyor.
“İnsan”ın Yapısal Dönüşümü: Teo-Kadercilikten Biyo-Kaderciliğe
Dinlerin büyük çoğunluğunun temel paradigması insanın yaratıcısına kulluk etmek için dünyaya gelmiş olmasıdır. Yani hayat, teleolojiktir/erekseldir/amaçsaldır. İnsanın var olmasının dinler açısından ilâhî bir amacı vardır. Bu da en genel anlamıyla kulluk etmektir. Kulluk nasıl yapılır sorusuna, ibadet etmekten adaletli davranmaya, işi ehline vermekten tevhidî bir itikada sahip olmak gibi onlarca cevap verilebilir. Özellikle İslâm teolojisi bağlamında düşünülecek olursa; insan, -farklı mezheplerde çeşitli yorumlar olmakla beraber- irade sahibi, tercih yapabilen, özgür bir varlıktır.
Dönüşen İnsanlığın ve Dünyanın (Transhümanizmin) Zemini Olarak Sinema ve Netflix
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
Deizm mi Ateizm mi ya da Sorun Nerede?
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış