Gözünü yumup geçip gidememektir. ’Başka türlü yapamazdım’ deme hasletidir.
Kemal Sayar
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor olmak korkutuyor bizleri…
Bu gökyüzü altında herkese yer varken; kalbi çürümüş bu vahşi canlılar yüzünden dünyanın mavisine, yeşiline, gün doğumuna, gün batımına zulmün amansız karanlığı çöktü… Artık ne mavi ne yeşil; bütün renkler siyahımsı ve gri…
Şimdi gök semada ki yıldızlarımız bir bir kararıyor. Işığını yitiriyor, ısıtmıyor güneşimiz. Çünkü adalet yeryüzünü aydınlatmayınca; umudun, merhametin aydınlık yüzü karanlığa teslim oluyor.
Bu muydu gözümüzü açtığımızda umut ettiğimiz dünya… Bu muydu hayat denen yolculuğumuzda beklentimiz… Hayallerimiz, ideallerimiz, hedeflerimiz… Gülen yüzümüz, umut dolu bakışımız… Heyecanlarımız…
Yazmak insanlık tarihi kadar eski midir diye düşünenler için cevap olsun burada, ilk insana her şeyi öğreten Rabbim yazıyı da öğretmiştir muhakkak. Yazıya yemin eden Rabbim’e hamdolsun ki yazabilme imkânına sahibiz, okuma imkânına da. Yazı mektubun can damarıdır ya, ondan böyle başladım bu mektuba… Ne kadar açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum, bu da anlaşılmama yorgunluğumun göstergesi sayılıversin, öyle ya anlaşılma sancım olmasa niye yazayım ki…
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Akademi cenahında muteber bir deyim olan “filmi okumak”, filmin anlaşılması için muayyen bir sinema kültürüne ve birikimini haiz olmak gerekliliğine işaret eder. İnsanlar özel bir eğitim almadan da bir filmin içeriğini elbette az ya da çok anlayabilirler, ancak medya, gerçekliği aslına çok uygun biçimde taklit ettiği için bizler onu kavramaktan ziyade, kolayca kabulleniriz. Bu mânâda Monaco’un çalışması, medya aygıtlarından aktarılanları nasıl anlamak gerektiğine dair detaylı bir sorgulamayı hedefler.
Forrester’ı Bulmak, sinemada eğitim mefhumun sınırlarını ve eğitim verildiği yerin ölçülerini belirli kurumların dışına da taşabileceğine dikkat çeker. Okul, eğitim, öğrenmek deyince zihnimizde beliren mekanlar birbirine benzeşebilir. Ancak bu film eğitimle ilgili kavramları farklı yerlerde aramak gerektiğini, eğitimci ve öğrenci ilişkisini farklı mahallerde bulmak gerektiğini söyler adeta. Forrester’ın evinde birçok şeyin de cevabını bulan Cemal, yaşlı adamın evinde çantasını unutmuş, daha sonra ise çantasına kavuştuğunda defterine yazdığı yazıların karalandığını fark etmiştir.
Medeniyet kurma sorumluluğu içerisinde olan insana diğer yaratılmışlardan farklı olarak
düşünme, fıkhetme, yorum yapma ve itaat etme kabiliyeti verilmiştir. Bunun için ona
yapay zekâ gibi sabit bir program yüklenmemiş, bırakılan boşlukları ihtiyaca binaen dol-
durması istenmiştir. Bu boşlukları doldurma amelinin keyfilikten korunması için de ona bir
takım kriterler verilmiş ve naslar çerçevesinde hareket etmesi ondan istenmiştir.
Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Vicdan, etrafımızda olup biten şeylere şehadet etmek, etkin bir şekilde
yanıt vermektir. Haksızlığı, adaletsizliği, hakkaniyetsizliği umursamaktır.
Gözünü yumup geçip gidememektir. ’Başka türlü yapamazdım’ deme hasletidir.
Kemal Sayar
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor olmak korkutuyor bizleri…
Bu gökyüzü altında herkese yer varken; kalbi çürümüş bu vahşi canlılar yüzünden dünyanın mavisine, yeşiline, gün doğumuna, gün batımına zulmün amansız karanlığı çöktü… Artık ne mavi ne yeşil; bütün renkler siyahımsı ve gri…
Şimdi gök semada ki yıldızlarımız bir bir kararıyor. Işığını yitiriyor, ısıtmıyor güneşimiz. Çünkü adalet yeryüzünü aydınlatmayınca; umudun, merhametin aydınlık yüzü karanlığa teslim oluyor.
Bu muydu gözümüzü açtığımızda umut ettiğimiz dünya… Bu muydu hayat denen yolculuğumuzda beklentimiz… Hayallerimiz, ideallerimiz, hedeflerimiz… Gülen yüzümüz, umut dolu bakışımız… Heyecanlarımız…
Hepsini almaya mı geldiniz?
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
216. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Mektup IV
Yazmak insanlık tarihi kadar eski midir diye düşünenler için cevap olsun burada, ilk insana her şeyi öğreten Rabbim yazıyı da öğretmiştir muhakkak. Yazıya yemin eden Rabbim’e hamdolsun ki yazabilme imkânına sahibiz, okuma imkânına da. Yazı mektubun can damarıdır ya, ondan böyle başladım bu mektuba… Ne kadar açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum, bu da anlaşılmama yorgunluğumun göstergesi sayılıversin, öyle ya anlaşılma sancım olmasa niye yazayım ki…
XIV. Mektup / Son Mektup
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Robot Ron Bir Sorun Var & Yumurtalar
Akademi cenahında muteber bir deyim olan “filmi okumak”, filmin anlaşılması için muayyen bir sinema kültürüne ve birikimini haiz olmak gerekliliğine işaret eder. İnsanlar özel bir eğitim almadan da bir filmin içeriğini elbette az ya da çok anlayabilirler, ancak medya, gerçekliği aslına çok uygun biçimde taklit ettiği için bizler onu kavramaktan ziyade, kolayca kabulleniriz. Bu mânâda Monaco’un çalışması, medya aygıtlarından aktarılanları nasıl anlamak gerektiğine dair detaylı bir sorgulamayı hedefler.
Düşünmek mi Yazmak mı? Forrester’ı Bulmak Üzerine Bir Deneme
Forrester’ı Bulmak, sinemada eğitim mefhumun sınırlarını ve eğitim verildiği yerin ölçülerini belirli kurumların dışına da taşabileceğine dikkat çeker. Okul, eğitim, öğrenmek deyince zihnimizde beliren mekanlar birbirine benzeşebilir. Ancak bu film eğitimle ilgili kavramları farklı yerlerde aramak gerektiğini, eğitimci ve öğrenci ilişkisini farklı mahallerde bulmak gerektiğini söyler adeta. Forrester’ın evinde birçok şeyin de cevabını bulan Cemal, yaşlı adamın evinde çantasını unutmuş, daha sonra ise çantasına kavuştuğunda defterine yazdığı yazıların karalandığını fark etmiştir.
İçtihat Etme Sorumluluğumuz
Medeniyet kurma sorumluluğu içerisinde olan insana diğer yaratılmışlardan farklı olarak
düşünme, fıkhetme, yorum yapma ve itaat etme kabiliyeti verilmiştir. Bunun için ona
yapay zekâ gibi sabit bir program yüklenmemiş, bırakılan boşlukları ihtiyaca binaen dol-
durması istenmiştir. Bu boşlukları doldurma amelinin keyfilikten korunması için de ona bir
takım kriterler verilmiş ve naslar çerçevesinde hareket etmesi ondan istenmiştir.
Alışverişe devam et