Manipülasyon, en genel anlamıyla bir aldatma biçimidir. Çıkarlar doğrultusunda muhataba hileli bir şekilde yaklaşılarak gerçekleşir. Amaçlara ulaşılsa bile meşruiyet çeperinden geçemez. Buna tevessül edenler, doğruluk ekseninde yargılanmaktan kurtulamaz. Hastalıklı olarak yahut bilinçli bir şekilde yapılsın, ahlâkî değerler karşısında tutunulamaz. Manipülasyonun sonuçları aldatana ve aldanana farklı şekilde yansır. Ama ne olursa olsun aldatan daha zayıf, daha acınası bir pozisyondadır. Genel geçer kabuller dışında gerçeklik bunu söylemeyi gerektirir. Çoğunluğun kabulleri ise genellikle bu doğruluk durumunu tersyüz eden bir yaklaşımın sergilenmesinin ürünüdür. Çünkü aldatmaya zekiliğin, aldanmaya da saflığın atfedildiği görülmüştür. Kazanç aldatının, kayıp zayıf olanın hanesine yazılır. Buradaki determinizmi aşmak ise bir bilgi durumunu gerektirir. Manipülasyon gerçeklik karşısında her zaman için malûldür. Bilmek ve fark etmek bu minvalde nicel değil nitel bir karşılık gerektirir. Mücadele etmek, aldanmamak elbette önemlidir ama neticede güç yetirilemediği de olur. En azından yeltenmeleri olgunlukla seyretmenin teskin edici yönüne sığınmak gerekir. Kaybı kazanca irca etmek, çıkarlara tevessül etmemiş olmakla mümkün olur. Kayıp yaşansa bile özgürlüğün vazgeçilmez çekiciliği ve kendine meftun edici yönü vardır. Ali Şeriati’nin (1991) özgürlüğe yüklediği anlam, bu minvalde örnek olarak sunulabilir:
“Ey özgürlük!
Seni seviyorum.
Sana muhtacım.
Sana aşığım.
Sensiz yaşam zordur.
…
Bu yazının devamı
218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
– Kırılan bir şeyi tekrar kullanılabilecek hâle getirmek ya da başka bir şeye dönüştürmektir.
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik.
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
Hayatın yanlışlarına, insanlığın kötülük oluşumlarına karşın iyilerden olanlar hep bir hareket içinde olmalılar. Yani bunların oturmalarına çok fırsatları olmamalı. Çünkü kötülük ayakta olup yürüyüp- koştukça; İyilerinde miskin miskin oturmaları
Edebiyat ve Manipülasyon
Manipülasyon, en genel anlamıyla bir aldatma biçimidir. Çıkarlar doğrultusunda muhataba hileli bir şekilde yaklaşılarak gerçekleşir. Amaçlara ulaşılsa bile meşruiyet çeperinden geçemez. Buna tevessül edenler, doğruluk ekseninde yargılanmaktan kurtulamaz. Hastalıklı olarak yahut bilinçli bir şekilde yapılsın, ahlâkî değerler karşısında tutunulamaz. Manipülasyonun sonuçları aldatana ve aldanana farklı şekilde yansır. Ama ne olursa olsun aldatan daha zayıf, daha acınası bir pozisyondadır. Genel geçer kabuller dışında gerçeklik bunu söylemeyi gerektirir. Çoğunluğun kabulleri ise genellikle bu doğruluk durumunu tersyüz eden bir yaklaşımın sergilenmesinin ürünüdür. Çünkü aldatmaya zekiliğin, aldanmaya da saflığın atfedildiği görülmüştür. Kazanç aldatının, kayıp zayıf olanın hanesine yazılır. Buradaki determinizmi aşmak ise bir bilgi durumunu gerektirir. Manipülasyon gerçeklik karşısında her zaman için malûldür. Bilmek ve fark etmek bu minvalde nicel değil nitel bir karşılık gerektirir. Mücadele etmek, aldanmamak elbette önemlidir ama neticede güç yetirilemediği de olur. En azından yeltenmeleri olgunlukla seyretmenin teskin edici yönüne sığınmak gerekir. Kaybı kazanca irca etmek, çıkarlara tevessül etmemiş olmakla mümkün olur. Kayıp yaşansa bile özgürlüğün vazgeçilmez çekiciliği ve kendine meftun edici yönü vardır. Ali Şeriati’nin (1991) özgürlüğe yüklediği anlam, bu minvalde örnek olarak sunulabilir:
“Ey özgürlük!
Seni seviyorum.
Sana muhtacım.
Sana aşığım.
Sensiz yaşam zordur.
…
Bu yazının devamı 218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Her Şeyi Onaran Adam
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
– Kırılan bir şeyi tekrar kullanılabilecek hâle getirmek ya da başka bir şeye dönüştürmektir.
Mektup-X
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Bir “Girdap”ın İçinde Olmak
Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik.
Pencere Değiştikçe Manzara Değişir
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
Beşinci Olma Helak Olursun
Hayatın yanlışlarına, insanlığın kötülük oluşumlarına karşın iyilerden olanlar hep bir hareket içinde olmalılar. Yani bunların oturmalarına çok fırsatları olmamalı. Çünkü kötülük ayakta olup yürüyüp- koştukça; İyilerinde miskin miskin oturmaları
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.