İçtihad, müçtehitlerin Kur’an ve Sünnet ışığında İslam’ın daha iyi yaşanılır kılınması için müçtehitlerin hükümler çıkarma gayretinin adı olarak ifade edilir. İslam dini kıyamete kadar geçerli son gerçek dindir. Bu yüzden ortaya yeni çıkan ve çıkabilecek problemlere çözümler ortaya koyması kendisinden beklenir. Bu çözümün gerçekleştirilmesi için müçtehitler belirli usuller, yöntemler ve mekanizmalar geliştirmişlerdir. İslam tarihi boyunca içtihad, özellikle ilk dönemlerde önemli bir hukuki ve dini mekanizma olarak kullanılmıştır. Ancak zamanla bazı fakihler içtihad kapısının kapandığını iddia etmiş, bunun gerekçesi olarak da mezheplerin fıkhi doktrinlerinin olgunlaşmasını ve yeni içtihadlara ihtiyaç duyulmadığını öne sürmeleridir. Diğer yandan özellikle günümüz bazı İslam âlimleri içtihad kapısının kapanmadığını, aksine İslam hukukunun güncel sorunlara çözüm üretmesi için açık tutulması gerektiğini belirtmişlerdir. İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır. Bu araştırmamızda içtihad kapısı meselesi mevcut veriler göz önünde bulundurularak konu araştırma yöntemiyle tahlil edilmeye çalışılacaktır. Bu çalışmayla İslam ümmetinin çok önemli bir konusu olan içtihad kapısının durum tespiti yapılacak, literatüre katkı sağlanacaktır. Yapılan çalışmanın sonucuna göre içtihad kapısı usul, ilke ve prensipler noktasında kapalı iken; furu’, detaylar ve yeni çıkacak problemlerin çözümü konusunda kıyamete kadar açıktır.
Anahtar Kelimeler: İçtihad; İçtihad Kapısı; Müçtehit; Usul; Furu’; İslam Hukuku
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Bir yönüyle yitirilmiş bir kimliğin ete kemiğe büründüğü yerdir Filistin, hazanın henüz toprağa düşmemiş yaprağıdır. Bütün yaprak dökümlerimize ve Kemalizm’in İslâm coğrafyasındaki mankurtlaştırıcı etkilerine rağmen asli kimliğimizi bize her daim hatırlatan bir meseldir.
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
İnsanların şiddete başvurmalarını çoğunlukla toplum, din veya kültür bağlantılı olarak ele alma eğilimi çalışmalara hâkim durumdadır. Bu yaklaşımların, bir dinin ve özellikle İslâm’ın bu soruna sunduğu çözümü ortaya çıkarmakta yetersiz kalacağı açıktır. Bazı insanların sorunlarını çözmek veya istedikleri sonuca ulaşmak için neden şiddeti tercih ettiğini anlamak için insan psikolojisini tahlil etmeye çalışabiliriz.
İçtihad Kapısı Kapalı mıydı Gerçekten, Ya da Hangi İçtihad?
Özet
İçtihad, müçtehitlerin Kur’an ve Sünnet ışığında İslam’ın daha iyi yaşanılır kılınması için müçtehitlerin hükümler çıkarma gayretinin adı olarak ifade edilir. İslam dini kıyamete kadar geçerli son gerçek dindir. Bu yüzden ortaya yeni çıkan ve çıkabilecek problemlere çözümler ortaya koyması kendisinden beklenir. Bu çözümün gerçekleştirilmesi için müçtehitler belirli usuller, yöntemler ve mekanizmalar geliştirmişlerdir. İslam tarihi boyunca içtihad, özellikle ilk dönemlerde önemli bir hukuki ve dini mekanizma olarak kullanılmıştır. Ancak zamanla bazı fakihler içtihad kapısının kapandığını iddia etmiş, bunun gerekçesi olarak da mezheplerin fıkhi doktrinlerinin olgunlaşmasını ve yeni içtihadlara ihtiyaç duyulmadığını öne sürmeleridir. Diğer yandan özellikle günümüz bazı İslam âlimleri içtihad kapısının kapanmadığını, aksine İslam hukukunun güncel sorunlara çözüm üretmesi için açık tutulması gerektiğini belirtmişlerdir. İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır. Bu araştırmamızda içtihad kapısı meselesi mevcut veriler göz önünde bulundurularak konu araştırma yöntemiyle tahlil edilmeye çalışılacaktır. Bu çalışmayla İslam ümmetinin çok önemli bir konusu olan içtihad kapısının durum tespiti yapılacak, literatüre katkı sağlanacaktır. Yapılan çalışmanın sonucuna göre içtihad kapısı usul, ilke ve prensipler noktasında kapalı iken; furu’, detaylar ve yeni çıkacak problemlerin çözümü konusunda kıyamete kadar açıktır.
Anahtar Kelimeler: İçtihad; İçtihad Kapısı; Müçtehit; Usul; Furu’; İslam Hukuku
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
219. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İnsanın Terkedilişi: Dijital ve Siber Bedenler
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı
Modernitenin Ahlâk Sorunu
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Bir Hazan Yurdu: Filistin
Bir yönüyle yitirilmiş bir kimliğin ete kemiğe büründüğü yerdir Filistin, hazanın henüz toprağa düşmemiş yaprağıdır. Bütün yaprak dökümlerimize ve Kemalizm’in İslâm coğrafyasındaki mankurtlaştırıcı etkilerine rağmen asli kimliğimizi bize her daim hatırlatan bir meseldir.
Yönetilen Algı, Kaçak/Homodijitus ve Sığınak/Metaverse
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Şiddet Epistemolojisinin Temeli ve Yönelimleri
İnsanların şiddete başvurmalarını çoğunlukla toplum, din veya kültür bağlantılı olarak ele alma eğilimi çalışmalara hâkim durumdadır. Bu yaklaşımların, bir dinin ve özellikle İslâm’ın bu soruna sunduğu çözümü ortaya çıkarmakta yetersiz kalacağı açıktır. Bazı insanların sorunlarını çözmek veya istedikleri sonuca ulaşmak için neden şiddeti tercih ettiğini anlamak için insan psikolojisini tahlil etmeye çalışabiliriz.
Alışverişe devam et