Emperyalizm; kabaca ve kısaca bir ülkenin siyasi, ekonomik veya kültürel olarak başka bir ülke üzerinde egemenlik kurma çabası ve bu çaba ile şekillenen çokça emperyal nitelikli bir sömürme sürecidir. Bu kavram, sadece askeri fetihlerle, sınır ötesi kazanımlar için girişilen pragmatik nitelikli ele geçirmeler ve kolonyal girişimlerle sınırlı kalmaz; aynı zamanda sosyolojik ve kültürel anlamda da genel olarak akademik egemenlik ve özel biçimde de edebiyat, sanat ve medya aracılığıyla da kendini gösterir. Bununla birlikte salt kültürel bağlamda ele alındığında edebiyatın iki uçlu bir biçimde emperyalizmin hem bir aracı hem de ona karşı bir direniş biçimi oluşturabileceği de unutulmamalıdır.
Bundan dolayı da bu makalede, emperyalizmin edebiyat üzerindeki etkilerini, bu iki anlamda olmak üzere bir yandan edebi eserlerde emperyalizmin temsillerini kısaca ele alırken diğer yandan da sömürgecilik karşıtı, yer yer yerli, milli ve bazen de politik anlamda devrimci sayılabilecek özgürlükçü ve giderek evrensel yazın geleneğini de özet olarak inceleyeceğiz.
Siyasal düşünceler tarihi içerisinde modern anlamda en özet ve açıklayıcı ifadesini İtalyan sosyalist düşünür Antonio Gramsci’nin kavramlaştırdığı “kültürel hegemonya” teorisine göre, güçlü uluslar hâkimiyetlerini yalnızca askeri ve ekonomik yollarla değil, aynı zamanda kültürel araçlarla da pekiştirerek kurarlar. Bu bakımdan genel sanat teorisi bağlamında sanatın hemen bütün dallarında olduğu gibi özellikle yazının ve yazınsal üretimin toplamı niteliğindeki edebiyatın, emperyalist düşüncenin yayılması, yerel ve genel eksenlerde dal budak salması ve giderek meşrulaştırılmasında önemli bir rol oynadığının altını çizmek gerekmektedir.
Bu yazının devamı
219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çocuklarla bir araya geldiğimde, onlara yüklenen ezberleri yıkamasam bile, şöyle bir sallasam yeter diyorum ve soruyorum: Sizi en çok geliştiren şey ne biliyor musunuz? Çoğunlukla en sevdiğimiz ezberi yineliyorlar ve “kitaplaaaar”
Yaşanılan dönemler ve onların olaylara, insanlara yansımaları dikkate alınarak Müslümanlar ve gelinen nokta ile ilgili bir değerlendirme yapılabilir ancak. Geçen dönemde kuşatıcı yapısal bir gelenek ve arzulanan güçlü bir zemin yakalanamadığı için sonraki yıllarda başta İslâmî değerleri önemseyen entelektüeller olmak üzere idealist birçok Müslüman başka adreslerde yer almaya başlamış ve bu durum büyük bir güven kaybına neden olmuştur. Müslüman kitlede ideallerin zayıflamasında bu entelektüellerin etkisi büyüktür. Bedel ödemeden entelektüel sıfatıyla ortaya çıkmanın geleceği nokta burasıdır, dense yanlış olmaz. Hiç kimse bunların veballerinin olmadığını söyleyemez.
Bir anlam aranıyor ve bir hikmet, her şeyi yerli yerinde yapmak için; gözlerin görmediği sır perdesini değil, gözler önünde kini anlayıp kavramak için. Bir heyecan koşar adım geliyor, yetişiyor kalabalıklara, her şeyi sıradanlaştıranların içinde yerleşecek bir gönül arıyor. Bir korku recayla karışık,
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Emperyalizm ve Edebiyat
Emperyalizm; kabaca ve kısaca bir ülkenin siyasi, ekonomik veya kültürel olarak başka bir ülke üzerinde egemenlik kurma çabası ve bu çaba ile şekillenen çokça emperyal nitelikli bir sömürme sürecidir. Bu kavram, sadece askeri fetihlerle, sınır ötesi kazanımlar için girişilen pragmatik nitelikli ele geçirmeler ve kolonyal girişimlerle sınırlı kalmaz; aynı zamanda sosyolojik ve kültürel anlamda da genel olarak akademik egemenlik ve özel biçimde de edebiyat, sanat ve medya aracılığıyla da kendini gösterir. Bununla birlikte salt kültürel bağlamda ele alındığında edebiyatın iki uçlu bir biçimde emperyalizmin hem bir aracı hem de ona karşı bir direniş biçimi oluşturabileceği de unutulmamalıdır.
Bundan dolayı da bu makalede, emperyalizmin edebiyat üzerindeki etkilerini, bu iki anlamda olmak üzere bir yandan edebi eserlerde emperyalizmin temsillerini kısaca ele alırken diğer yandan da sömürgecilik karşıtı, yer yer yerli, milli ve bazen de politik anlamda devrimci sayılabilecek özgürlükçü ve giderek evrensel yazın geleneğini de özet olarak inceleyeceğiz.
Siyasal düşünceler tarihi içerisinde modern anlamda en özet ve açıklayıcı ifadesini İtalyan sosyalist düşünür Antonio Gramsci’nin kavramlaştırdığı “kültürel hegemonya” teorisine göre, güçlü uluslar hâkimiyetlerini yalnızca askeri ve ekonomik yollarla değil, aynı zamanda kültürel araçlarla da pekiştirerek kurarlar. Bu bakımdan genel sanat teorisi bağlamında sanatın hemen bütün dallarında olduğu gibi özellikle yazının ve yazınsal üretimin toplamı niteliğindeki edebiyatın, emperyalist düşüncenin yayılması, yerel ve genel eksenlerde dal budak salması ve giderek meşrulaştırılmasında önemli bir rol oynadığının altını çizmek gerekmektedir.
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Jip ile Janneke: Arkadaşlık ve Oyunla Güzelleşen Dünyanın Belgesi
Çocuklarla bir araya geldiğimde, onlara yüklenen ezberleri yıkamasam bile, şöyle bir sallasam yeter diyorum ve soruyorum: Sizi en çok geliştiren şey ne biliyor musunuz? Çoğunlukla en sevdiğimiz ezberi yineliyorlar ve “kitaplaaaar”
Yılgınlık Çürümedir Çürüme Yavaş Ölümdür
Yaşanılan dönemler ve onların olaylara, insanlara yansımaları dikkate alınarak Müslümanlar ve gelinen nokta ile ilgili bir değerlendirme yapılabilir ancak. Geçen dönemde kuşatıcı yapısal bir gelenek ve arzulanan güçlü bir zemin yakalanamadığı için sonraki yıllarda başta İslâmî değerleri önemseyen entelektüeller olmak üzere idealist birçok Müslüman başka adreslerde yer almaya başlamış ve bu durum büyük bir güven kaybına neden olmuştur. Müslüman kitlede ideallerin zayıflamasında bu entelektüellerin etkisi büyüktür. Bedel ödemeden entelektüel sıfatıyla ortaya çıkmanın geleceği nokta burasıdır, dense yanlış olmaz. Hiç kimse bunların veballerinin olmadığını söyleyemez.
Akıbet Muttakilerindir
Bir anlam aranıyor ve bir hikmet, her şeyi yerli yerinde yapmak için; gözlerin görmediği sır perdesini değil, gözler önünde kini anlayıp kavramak için. Bir heyecan koşar adım geliyor, yetişiyor kalabalıklara, her şeyi sıradanlaştıranların içinde yerleşecek bir gönül arıyor. Bir korku recayla karışık,
Ahmet Örs’ten “Halkada Duranlara”: Poetik Bir Yoklama
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Elma Ve Fazlası
Kulağıma kulağıma
Elmadan fazla olduğunu
Söyleyip duruyordu.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.