Üzgünüz, Size Ulaşamadık (2019) Filmi Üzerine Bir İnceleme
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Senarist Paul Laverty’nin, adeta bir sosyolojik alan araştırması yapar gibi oluşturduğu karakterlerin günlük yaşamları, sinema perdesinde yalnızca bireysel trajediler olarak değil, sistematik bir sömürü ve dönüşüm anlatısı olarak yankılanıyor.
Ken Loach’un 2019 tarihli Sorry We Missed You filmi, gig-ekonomisinin1 soğuk matematiğinin ardında kalan insan hikâyelerini samimi ve gerçekçi bir dille ortaya koyar. Hikâye, Turner ailesi aracılığıyla sıradan hayatların, neoliberal sistemin kırılgan çarklarında nasıl ezildiğini gösterir. Film, yalnızca bir aile dramı sunmakla kalmaz; aynı zamanda, Agamben’in deyimiyle insanın “çıplak hayatı”nın nasıl görünmez kılındığını da açığa çıkarır. Gerçek bir kişi olan Don Lane’in, DPD’deki teslimat işinde yaşadığı trajediden esinlenen bu anlatı, kurguyla gerçeğin sınırlarını bulanıklaştırarak, bizi derinlemesine düşündürmeye davet ediyor.
Teknolojinin Eski Sömürü Biçimleriyle Dansı
Başkarakter Ricky Turner (baba), 2008 krizinde inşaat sektöründeki işini kaybettikten sonra, ailesiyle birlikte kiralık bir evde yaşamaktadır. Sıfır saatlik bir sözleşmeyle teslimat şoförü olarak çalışmaya başlayan Ricky, şirket müdürü Maloney’nin sesinde yankılanan neoliberal vaadi işitir: “Sen burada çalışmıyorsun, bizimle çalışıyorsun. Bizde ücret yok, hizmet bedeli var. Kendi işinin patronusun, Ricky.” Brunella Casalini’nin (2019) belirttiği gibi2, bu söylem, bireyi “gelecek vaatlerine yatırım yapmaya” zorlayan neoliberal öznenin üretilişini ve Lauren Berlant’ın (2011) “acımasız iyimserlik”3 adını verdiği yanılsamayı tüm çıplaklığıyla göstermektedir.
Bu yazının devamı
220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında.
El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız.
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Bu yazıda edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücünü arkasına alarak, tekdüze didaktik bir öğretiden uzaklaşıp lirik bir atmosfer içinde çocuk okurları hayatın her zerresinde bir mucize aramaya davet eden Mustafa Ökkeş Evren’in 40 Hazine adlı eseri,
Neo-Liberal Zincirler: Gig Ekonomisinin Görünmez Prangaları ve Kurye Hayatları
Üzgünüz, Size Ulaşamadık (2019) Filmi Üzerine Bir İnceleme
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Senarist Paul Laverty’nin, adeta bir sosyolojik alan araştırması yapar gibi oluşturduğu karakterlerin günlük yaşamları, sinema perdesinde yalnızca bireysel trajediler olarak değil, sistematik bir sömürü ve dönüşüm anlatısı olarak yankılanıyor.
Ken Loach’un 2019 tarihli Sorry We Missed You filmi, gig-ekonomisinin1 soğuk matematiğinin ardında kalan insan hikâyelerini samimi ve gerçekçi bir dille ortaya koyar. Hikâye, Turner ailesi aracılığıyla sıradan hayatların, neoliberal sistemin kırılgan çarklarında nasıl ezildiğini gösterir. Film, yalnızca bir aile dramı sunmakla kalmaz; aynı zamanda, Agamben’in deyimiyle insanın “çıplak hayatı”nın nasıl görünmez kılındığını da açığa çıkarır. Gerçek bir kişi olan Don Lane’in, DPD’deki teslimat işinde yaşadığı trajediden esinlenen bu anlatı, kurguyla gerçeğin sınırlarını bulanıklaştırarak, bizi derinlemesine düşündürmeye davet ediyor.
Teknolojinin Eski Sömürü Biçimleriyle Dansı
Başkarakter Ricky Turner (baba), 2008 krizinde inşaat sektöründeki işini kaybettikten sonra, ailesiyle birlikte kiralık bir evde yaşamaktadır. Sıfır saatlik bir sözleşmeyle teslimat şoförü olarak çalışmaya başlayan Ricky, şirket müdürü Maloney’nin sesinde yankılanan neoliberal vaadi işitir: “Sen burada çalışmıyorsun, bizimle çalışıyorsun. Bizde ücret yok, hizmet bedeli var. Kendi işinin patronusun, Ricky.” Brunella Casalini’nin (2019) belirttiği gibi2, bu söylem, bireyi “gelecek vaatlerine yatırım yapmaya” zorlayan neoliberal öznenin üretilişini ve Lauren Berlant’ın (2011) “acımasız iyimserlik”3 adını verdiği yanılsamayı tüm çıplaklığıyla göstermektedir.
Bu yazının devamı 220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Anne kendime benziyor muyum?
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında.
Ekonomi-politiğin Çocukça Dile Gelişi: Kahraman Seyyar Satıcılar Devasa Kamyonlara Karşı
El minibüsleri, el arabaları, bakkallar, vitrini bile tevazusuna başkaldıramayan ardiyeden hallice dükkânlar çocukluğumuzu öyle sarmış sarmalamış ki, para bile vermeden alıyormuşçasına mutluluk yüklü hatıralarımız.
Diasporaki “Canım Öğretmenim” Dertlere Deva Olabilir Mi?
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Kar/Anlık Ağlıyor
Kalabalık, camii çıkışında ejder çığlıklı rüzgârın yüzlerine çarptığı karlardan sakınarak, paltolarına sımsıkı sarınarak, bacalarından mavi dumanlar yükselen sıcak evlerine dağıldılar. Akşamın alaca karanlığında, baklakırı atının üstünde, ağzı yüzü sımsıkı sarılmış vaziyette buz heykellerini andıran meşhur
Kelimelerin Kalbinden Çocukların Dünyasına: 40 Hazine
Bu yazıda edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücünü arkasına alarak, tekdüze didaktik bir öğretiden uzaklaşıp lirik bir atmosfer içinde çocuk okurları hayatın her zerresinde bir mucize aramaya davet eden Mustafa Ökkeş Evren’in 40 Hazine adlı eseri,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.