Fantastik metinler büyüye gark olmuş, adım başı tekinsizliklerin yaşandığı, inlerin cinlerle ver kaç yapıp iskeletlerin koruduğu kaleye topu plaselediği, gerçeğe sırtını dönmüş oyunbazlıklar mıdır? Boşlukta salınırcasına keyfilikte ilerleyen kurgu okurun ne ölçüde umrunda olur? Yeni nesil okur bile aile sorunlarının, akran çatışmalarının, iyi kötü mücadelesinin çekimindeki fantazyayı daha bir merakla, şevkle okuyor. Nasıl iyi bir gerilim, habire birilerinin telef olduğu mezhabalar gibi iş görmüyorsa, iyi fantazya, dupduru suya özenle damlatılan birkaç damlanın mayaladığı belirsizlikle güçlenip derinleşiyor. Avucumuzun içi gibi bildiğimizi sandığımız bir sokağın gözden kaçan kör noktası, ömrümüzü geçirdiğimiz konağın avlusundaki kuytu, hep karşısında dikildiğimiz kitaplığın tek bir rafındaki tuhaflık, bildiğimizi sandığımız dünyayı alt üst etmiyor mu?
Kitaplarının her birini hayranlıkla okuduğum Philippa Pearce, sabırla dokuduğu dramatik örgüye çok canlı bir tarihsel zemin katarken, can alıcı yerlerde gerçeği eğip bükerek tedirgin edici bir atmosfer oluşturuyor.
Tom Long, kızamık geçiren kardeşinin iyileşme sürecinde teyzesine gönderiliyor. Bahçeli hoş bir evde ve kafa dengi biraderi Peter ile yazı yaz etmeyi planlarken, bu hain gelişmelere lanet okuyor. Müşfik Gwen teyze, çok da cana yakın olmayan ve İngiliz sağduyusunun tipik bir örneği olan Alan eniştesiyle dört duvara sıkışacak olması yeterince kötü. Günleri sayarım biter gider diye düşünürken, erkencecik yatması ve hep mantıklı davranması dayatılınca, saatleri bile saymaya başlıyor.
Bu yazının devamı
220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik.O da oradaydı.Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı.Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler.Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti.Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar.“İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım.Bir sonraki nesli yani bizleri ve bizden sonrakileri düşündüm. …
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Mesela iddiası ile hareketi örtüşmeyenlerin ne garip bir görüntü sergilediklerini. Anlamak için okumaktan öte, uydurmak için okuyanların, anlamadan anlatmaya çalışanların oluşturduğu bu gürültülü dönemde neler hissettiğini kayıt altına almazsan korkarım sen bile unutursun bir gün. O nedenle yaz, ısrarla yaz. Bir kenara not al lütfen. Yazman gerektiğini not al hiç olmazsa umulur ki o not harekete geçirir zamanın bir yerinde…
Öğretmen, gönlünün sesiyle ufak yüreklere dokunmayı dert edinen kişidir. Savaş vermeden, emek harcamadan, sevmeden yapılan öğretmenlik “mevzuat öğretmenliğinden” öteye geçmiyor. Kendinden vererek çoğalabileceğin bir meslek yani öğretmenlik…
Yürek köküne dokunmak… İnsan bu duyguyu bir kere yaşayınca hayatının merkezine oturtabiliyor bunu. Kâmil insan olma yolunda bir basamak olarak kullanabiliyor.
Mânâyı incitmeden…
Zaman Yok Artık: Duvar Saatinin On Üçüncü Gongu
Fantastik metinler büyüye gark olmuş, adım başı tekinsizliklerin yaşandığı, inlerin cinlerle ver kaç yapıp iskeletlerin koruduğu kaleye topu plaselediği, gerçeğe sırtını dönmüş oyunbazlıklar mıdır? Boşlukta salınırcasına keyfilikte ilerleyen kurgu okurun ne ölçüde umrunda olur? Yeni nesil okur bile aile sorunlarının, akran çatışmalarının, iyi kötü mücadelesinin çekimindeki fantazyayı daha bir merakla, şevkle okuyor. Nasıl iyi bir gerilim, habire birilerinin telef olduğu mezhabalar gibi iş görmüyorsa, iyi fantazya, dupduru suya özenle damlatılan birkaç damlanın mayaladığı belirsizlikle güçlenip derinleşiyor. Avucumuzun içi gibi bildiğimizi sandığımız bir sokağın gözden kaçan kör noktası, ömrümüzü geçirdiğimiz konağın avlusundaki kuytu, hep karşısında dikildiğimiz kitaplığın tek bir rafındaki tuhaflık, bildiğimizi sandığımız dünyayı alt üst etmiyor mu?
Kitaplarının her birini hayranlıkla okuduğum Philippa Pearce, sabırla dokuduğu dramatik örgüye çok canlı bir tarihsel zemin katarken, can alıcı yerlerde gerçeği eğip bükerek tedirgin edici bir atmosfer oluşturuyor.
Tom Long, kızamık geçiren kardeşinin iyileşme sürecinde teyzesine gönderiliyor. Bahçeli hoş bir evde ve kafa dengi biraderi Peter ile yazı yaz etmeyi planlarken, bu hain gelişmelere lanet okuyor. Müşfik Gwen teyze, çok da cana yakın olmayan ve İngiliz sağduyusunun tipik bir örneği olan Alan eniştesiyle dört duvara sıkışacak olması yeterince kötü. Günleri sayarım biter gider diye düşünürken, erkencecik yatması ve hep mantıklı davranması dayatılınca, saatleri bile saymaya başlıyor.
Bu yazının devamı 220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsan Her Acıya Katlanabilir mi
Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik.O da oradaydı.Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı.Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler.Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti.Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar.“İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım.Bir sonraki nesli yani bizleri ve bizden sonrakileri düşündüm. …
“Eller Ne Derse Desin, Kullar Kader Yazamaz”
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Gençlerin Rüyasını Ekim Düşü’nde (1999) Görmek ve Kadın Öğretmenlerin Değerine Dair Kısa Bir Giriş
Eğitimi ve eğitimcileri konu edinen filmlerin kahir ekseriyetinde ana karakterlerin çocuklar ve gençler olması dikkat çekici bir hâl alır.
Mektup XI
Mesela iddiası ile hareketi örtüşmeyenlerin ne garip bir görüntü sergilediklerini. Anlamak için okumaktan öte, uydurmak için okuyanların, anlamadan anlatmaya çalışanların oluşturduğu bu gürültülü dönemde neler hissettiğini kayıt altına almazsan korkarım sen bile unutursun bir gün. O nedenle yaz, ısrarla yaz. Bir kenara not al lütfen. Yazman gerektiğini not al hiç olmazsa umulur ki o not harekete geçirir zamanın bir yerinde…
Okuyarak Dokumak: Endülüs Okuma Projesi
Öğretmen, gönlünün sesiyle ufak yüreklere dokunmayı dert edinen kişidir. Savaş vermeden, emek harcamadan, sevmeden yapılan öğretmenlik “mevzuat öğretmenliğinden” öteye geçmiyor. Kendinden vererek çoğalabileceğin bir meslek yani öğretmenlik…
Yürek köküne dokunmak… İnsan bu duyguyu bir kere yaşayınca hayatının merkezine oturtabiliyor bunu. Kâmil insan olma yolunda bir basamak olarak kullanabiliyor.
Mânâyı incitmeden…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.