Sinema okuryazarlığını, filmleri yalnızca bir eğlence aracı ve boş zamanları değerlendirme olarak görmenin ötesine geçen bir eylem olarak düşünebiliriz. O halde bu eylem, bir film yapıtının sunduğu anlam katmanlarını sistematik olarak incelemeyi esas aldığımızı, filmi anlamak ve anlamlandırmak için çaba sarf ettiğimizi, filmlerin üretilmesi üzerine kavrayışımızı derinleştirmeyi amaçladığımızı gösteren aktif bir süreci izah etmektedir.
Üzerinde çalıştığımız ve derinlemesine düşündüğümüz filmler, film izleme kültürünün tarih, din, sanat ve edebiyata dair kültürel bilgilere ihtiyaç duyulduğunu gösterir[2]. Nochimson’un eserinin giriş bölümünde (2012: 14-15) dile getirdiği bazı tespitler, sinema okuryazarlığının sadece “film izlemek”ten ibaret olmadığını, disiplinli ve çok boyutlu bir “okuma[3]” faaliyeti olduğunu açıklar. Bu açıklamaları sinema okuryazarlığı ile dolaylı ya da doğrudan ilişkilendirebilmek mümkündür. İlk olarak Nochimson, önemli olanın öykünün anlamını oluşturan imgeler olduğunu ve bunun bilinmesi gerektiğini söyler. Buna göre sinema okuryazarı, filmin sadece diyaloglarla ya da altyazılarla değil, görsel bir dil aracılığıyla anlatıldığını bilir. Kompozisyon, kamera açıları, ışık, renk, kostüm, mizansen gibi unsurların “okunması” gerekir. Bu, okuryazarlığın temel taşıdır; harfleri/imgeleri okuyup anlam çıkarmaya benzer.
Sinema okuryazarı, filmin farklı anlatım kanallarını (görsel, işitsel, metinsel) aynı anda “okur” ve bunlar arasında bir bağlantı kurmaya çalışır. Nochimson sadece altyazıya bağımlı kalan birinin, görsel ve işitsel zenginliğin çoğunu kaçırabileceğine değinir, bu sebeple de gözlem becerilerini geliştirmek, yeri geldiğinde altyazılara olan bağımlılığı azaltarak, daha derin ve daha az bölünmüş bir deneyim yakalanabileceğini savunur. Nochimson, bir diğer tespitinde, filmlerin üretildikleri toplumların gözüyle izlenebilmesinin önemine dikkat çeker. O halde okurun tarih, din, sanat ve edebiyata dair kültürel bilgilere ihtiyaç duyması gerektiğini duymuş oluruz.
Bu yazının devamı
221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kaybolmak öznenin değişimiyle anlam kazanıyor. Sonuçta herkes bir yerlerde, kimseyi kara delik yutmuyor, uzaylılar kadavra malzemesi olarak kullanmıyor, ecinni taifesiyle pişpirik âlemlerine gömüldüklerini de zannetmiyorum.
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Antonio Gramsci’nin kavramlaştırdığı “kültürel hegemonya” teorisine göre, güçlü uluslar hâkimiyetlerini yalnızca askeri ve ekonomik yollarla değil, aynı zamanda kültürel araçlarla da pekiştirerek kurarlar. Bu bakımdan genel sanat teorisi bağlamında sanatın hemen bütün dallarında olduğu gibi özellikle yazının ve yazınsal üretimin toplamı niteliğindeki edebiyatın, emperyalist düşüncenin yayılması, yerel ve genel eksenlerde dal budak salması ve giderek meşrulaştırılmasında önemli bir rol oynadığının altını çizmek gerekmektedir.
Burası dünyaydı geçici yürüyüş alanımız… Yürürken levhalara dikkat edip yolumuzu şaşırmayacaktık. Doğru görüp doğru düşünecektik. Doğru düşünüp doğru yaşayacaktık. Hoşumuza gitse de gitmese de yoldaki işaretleri takip edecektik.
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Ördeklerin Göçü& Şemsiye
Sinema okuryazarlığını, filmleri yalnızca bir eğlence aracı ve boş zamanları değerlendirme olarak görmenin ötesine geçen bir eylem olarak düşünebiliriz. O halde bu eylem, bir film yapıtının sunduğu anlam katmanlarını sistematik olarak incelemeyi esas aldığımızı, filmi anlamak ve anlamlandırmak için çaba sarf ettiğimizi, filmlerin üretilmesi üzerine kavrayışımızı derinleştirmeyi amaçladığımızı gösteren aktif bir süreci izah etmektedir.
Üzerinde çalıştığımız ve derinlemesine düşündüğümüz filmler, film izleme kültürünün tarih, din, sanat ve edebiyata dair kültürel bilgilere ihtiyaç duyulduğunu gösterir[2]. Nochimson’un eserinin giriş bölümünde (2012: 14-15) dile getirdiği bazı tespitler, sinema okuryazarlığının sadece “film izlemek”ten ibaret olmadığını, disiplinli ve çok boyutlu bir “okuma[3]” faaliyeti olduğunu açıklar. Bu açıklamaları sinema okuryazarlığı ile dolaylı ya da doğrudan ilişkilendirebilmek mümkündür. İlk olarak Nochimson, önemli olanın öykünün anlamını oluşturan imgeler olduğunu ve bunun bilinmesi gerektiğini söyler. Buna göre sinema okuryazarı, filmin sadece diyaloglarla ya da altyazılarla değil, görsel bir dil aracılığıyla anlatıldığını bilir. Kompozisyon, kamera açıları, ışık, renk, kostüm, mizansen gibi unsurların “okunması” gerekir. Bu, okuryazarlığın temel taşıdır; harfleri/imgeleri okuyup anlam çıkarmaya benzer.
Sinema okuryazarı, filmin farklı anlatım kanallarını (görsel, işitsel, metinsel) aynı anda “okur” ve bunlar arasında bir bağlantı kurmaya çalışır. Nochimson sadece altyazıya bağımlı kalan birinin, görsel ve işitsel zenginliğin çoğunu kaçırabileceğine değinir, bu sebeple de gözlem becerilerini geliştirmek, yeri geldiğinde altyazılara olan bağımlılığı azaltarak, daha derin ve daha az bölünmüş bir deneyim yakalanabileceğini savunur. Nochimson, bir diğer tespitinde, filmlerin üretildikleri toplumların gözüyle izlenebilmesinin önemine dikkat çeker. O halde okurun tarih, din, sanat ve edebiyata dair kültürel bilgilere ihtiyaç duyması gerektiğini duymuş oluruz.
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kaybolmamak İçin Yola Çıkanlara; Hiç Durmayanlara
Kaybolmak öznenin değişimiyle anlam kazanıyor. Sonuçta herkes bir yerlerde, kimseyi kara delik yutmuyor, uzaylılar kadavra malzemesi olarak kullanmıyor, ecinni taifesiyle pişpirik âlemlerine gömüldüklerini de zannetmiyorum.
Anadolu Türkü Dolu
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Emperyalizm ve Edebiyat
Antonio Gramsci’nin kavramlaştırdığı “kültürel hegemonya” teorisine göre, güçlü uluslar hâkimiyetlerini yalnızca askeri ve ekonomik yollarla değil, aynı zamanda kültürel araçlarla da pekiştirerek kurarlar. Bu bakımdan genel sanat teorisi bağlamında sanatın hemen bütün dallarında olduğu gibi özellikle yazının ve yazınsal üretimin toplamı niteliğindeki edebiyatın, emperyalist düşüncenin yayılması, yerel ve genel eksenlerde dal budak salması ve giderek meşrulaştırılmasında önemli bir rol oynadığının altını çizmek gerekmektedir.
Son Nefes
Burası dünyaydı geçici yürüyüş alanımız… Yürürken levhalara dikkat edip yolumuzu şaşırmayacaktık. Doğru görüp doğru düşünecektik. Doğru düşünüp doğru yaşayacaktık. Hoşumuza gitse de gitmese de yoldaki işaretleri takip edecektik.
Neo-Liberal Zincirler: Gig Ekonomisinin Görünmez Prangaları ve Kurye Hayatları
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.