Cumhuriyet modernleşmesinin ana değişim ilkeleriyle müzik siyaseti iç içe girmiştir. Hayatın her alanını dinden arındırarak tanımlama çabası müzik anlayışını da derinden etkilemiştir.
Kuşku yok ki Cumhuriyet modernleşmesi kendine özgü bir paradigmadan hareket ediyordu. Bu paradigmanın içeriğini ilerlemeci tarih anlayışı, pozitivist felsefe, milliyetçilik, evrimcilik, laiklik ve sekülerizm oluşturuyordu. Cumhuriyetin eğitim, tarih, kültür ve sanat politikaları da bu değerler üzerine inşa edilmeye çalışılıyordu. İnsan hangi kavramları kullanıyorsa o kavramların ışığında düşünüyor demektir. Düşünce sistematiğini belirleyen çerçeveye paradigma deniyor. Paradigma, dünya görüşü, örnek, model, bakış açısı gibi anlamlara gelir. Olaylar karşısındaki yargılarınız sahip olduğunuz paradigmanızın eseridir.
Cumhuriyet modernleşmesi tarihsel süreç içinde belirli kırılmalara uğradı. Sanat üzerindeki devlet egemenliğinin kırılması da büyük ölçüde özelleştirme politikalarıyla yakından bağlantılıdır. Türkiye’de özelleştirme Özal tarafından bürokrasinin etkisinin kırılması için düşünülmüş bir yöntemdir. Öyle görülüyor ki devletin egemenliğinin kırılması, bürokrasinin etkisinin azaltılmasında özelleştirmenin büyük katkısı oldu. Ancak bu süreç adaletli bir dönüşüme yol açmadı. Tekrar devletin bu konularda etkin olmasını savunmak da çok anlamlı gözükmüyor. Çünkü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile özelleşme arasında bir paralellik var.
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
Ebeveynlik, ahlâk mimarisinin en görünmez ama en etkili sanatıdır. Çocuğa bırakılacak en büyük miras, gösterişli eşyalar değil, erdemli melekeler olmalıdır. Çünkü huylar, melekeye dönüştükçe davranış bilinçten bağımsız bir zarafet kazanır. O zarafet, yetişkinlikte bile çocuğun hareketlerinde sürer: konuşurken ses tonunda, susarken duruşunda…
Önceki süreçte makine, emperyalizmin aracı iken yeni süreçte başta internet ve yapay zekâ olmak üzere yeni teknolojiler neo-emperyalizmin araçları olmuştur. Tekno-feodalizm kendi ülkelerinde egemenlik sağlarken, tekno emperyalizm başka ülkelerde egemenlik sağlama unsuru olmuştur.
Gerek Anayasa yapım sürecinde cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimin Anayasa’nın eşitlik maddesinde değil de ilgili maddenin gerekçesinde düzenleneceğine dair basında çıkan haberler, gerek 30 Eylül’de açıklanan de-mokratikleşme paketinde bu ifadelere dair herhangi bir atfın yapılmaması siyasî
Her kitap okuyucuyu bilgilendirmek ve yönlendirmek için yazılır. Yüce Allah’ın tarih boyunca bütün toplumlara kendi dilleriyle gönderdiği vahiyler de insanların bilgi ve kapasitelerine göre anlayacakları kitaplar olup
Müzik ve Siyaset
Cumhuriyet modernleşmesinin ana değişim ilkeleriyle müzik siyaseti iç içe girmiştir. Hayatın her alanını dinden arındırarak tanımlama çabası müzik anlayışını da derinden etkilemiştir.
Kuşku yok ki Cumhuriyet modernleşmesi kendine özgü bir paradigmadan hareket ediyordu. Bu paradigmanın içeriğini ilerlemeci tarih anlayışı, pozitivist felsefe, milliyetçilik, evrimcilik, laiklik ve sekülerizm oluşturuyordu. Cumhuriyetin eğitim, tarih, kültür ve sanat politikaları da bu değerler üzerine inşa edilmeye çalışılıyordu. İnsan hangi kavramları kullanıyorsa o kavramların ışığında düşünüyor demektir. Düşünce sistematiğini belirleyen çerçeveye paradigma deniyor. Paradigma, dünya görüşü, örnek, model, bakış açısı gibi anlamlara gelir. Olaylar karşısındaki yargılarınız sahip olduğunuz paradigmanızın eseridir.
Cumhuriyet modernleşmesi tarihsel süreç içinde belirli kırılmalara uğradı. Sanat üzerindeki devlet egemenliğinin kırılması da büyük ölçüde özelleştirme politikalarıyla yakından bağlantılıdır. Türkiye’de özelleştirme Özal tarafından bürokrasinin etkisinin kırılması için düşünülmüş bir yöntemdir. Öyle görülüyor ki devletin egemenliğinin kırılması, bürokrasinin etkisinin azaltılmasında özelleştirmenin büyük katkısı oldu. Ancak bu süreç adaletli bir dönüşüme yol açmadı. Tekrar devletin bu konularda etkin olmasını savunmak da çok anlamlı gözükmüyor. Çünkü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile özelleşme arasında bir paralellik var.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
213. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Dönüşen İnsanlığın ve Dünyanın (Transhümanizmin) Zemini Olarak Sinema ve Netflix
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
Yüzün Işığı, Kökün Karanlığı: Ahlâkın Görünmez Toprağı
Ebeveynlik, ahlâk mimarisinin en görünmez ama en etkili sanatıdır. Çocuğa bırakılacak en büyük miras, gösterişli eşyalar değil, erdemli melekeler olmalıdır. Çünkü huylar, melekeye dönüştükçe davranış bilinçten bağımsız bir zarafet kazanır. O zarafet, yetişkinlikte bile çocuğun hareketlerinde sürer: konuşurken ses tonunda, susarken duruşunda…
Yapay Zekâ ve Dijital Sömürgecilik: Tekno-Endüstriyel Çağda Yeni Neo-Sömürgeci Paradigmalar
Önceki süreçte makine, emperyalizmin aracı iken yeni süreçte başta internet ve yapay zekâ olmak üzere yeni teknolojiler neo-emperyalizmin araçları olmuştur. Tekno-feodalizm kendi ülkelerinde egemenlik sağlarken, tekno emperyalizm başka ülkelerde egemenlik sağlama unsuru olmuştur.
İnsan Fıtratını Bozma Girişimi Olarak Cinsiyet Eşitliği Projesi
Gerek Anayasa yapım sürecinde cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimin Anayasa’nın eşitlik maddesinde değil de ilgili maddenin gerekçesinde düzenleneceğine dair basında çıkan haberler, gerek 30 Eylül’de açıklanan de-mokratikleşme paketinde bu ifadelere dair herhangi bir atfın yapılmaması siyasî
Kur’an’ı Herkes Anlayabilir Ama Nasıl?
Her kitap okuyucuyu bilgilendirmek ve yönlendirmek için yazılır. Yüce Allah’ın tarih boyunca bütün toplumlara kendi dilleriyle gönderdiği vahiyler de insanların bilgi ve kapasitelerine göre anlayacakları kitaplar olup
Alışverişe devam et