Umarım iyisindir diyorum ya, demeye devam edeceğim. Ümid ne kadar kıymetli bir duygu. İnsanın yürek aydınlığı, güven iklimi. İnanıyor olmanın bu dünyadaki en büyük ikramı… İstikameti belirlemede en güçlü rehberi… Ümidimizi besleyen Rabbimizin her şeye gücü yettiğini bilmek, bence bilginin temeli ve tarifi.
Öyle yapıyorum ben, ümidimi duam ile duamı ümidim ile besliyorum. Anlaşıldığından, yanlış anlaşılmayacağından emin olmak, bu dünyada sahip olunacak en büyük zihnî ve kalbî zenginlik. İsteme hakkını bize veren Allah’a hamdolsun ki doğru duaya gereği gibi durmanın yolunu göstermiş, bu da büyük bir imkân. Kendinden emin olmak ne ki Rabbinden emin olan kul için… Affedileceğine inanarak günah işlemek değil, hatalarımızdan dönme yolu için fırsat verdiğini bilmek, doğru olan için gayret gösterirken cesurca davranabilmek… Duaların ifadelerinde hangi konularda nasıl büyük yardım görebileceğimizi anlamak ne büyük zenginlik… “Eğer unutur, hata edersek sorumlu tutma, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize yük yükleme, takatimizin yetmeyeceği yükü yükleme…” Duanın yeri yürek ve akıl olunca sükûnet eşlik ediyor hayatın her alanına. Sana da dua ediyor, dua bekliyorum. Karşılık olsun diye değil; karışıklık olmasın diye… Zira karıştı, çok karıştı; iyi ile kötü, güzel ile çirkin, evlat ile ebeveyn, öğretmen ile öğrenci…
Bu yazının devamı
211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Tüm renkler yan yana sıralanmıştı. Yılda bir kez kurulan panayırın her memleketten misafiri vardı. Renklerin gösterisi bir cümbüş havasındaydı. Hayatına yeni bir renk arayanlar, eskisini değiştirmek isteyenler dükkânlarının önünden geçiyordu.
İnsan olma gerçeği siyah- beyaz, Kürt- Türk, zengin- fakir, güçlü- güçsüz, aristokrat- proleter diye sınıflara ayırılınca biri diğerini farklı görmeye başladı. Hâlbuki hepsi de etten kandan müteşekkil, ihtiyaçları aynı olan, acıkan, uyuyan, hasta olan ve bir diğerinin yardımına muhtaç olan varlıklardı. Çoğalma tutkusu, yok olma endişesi, gelecek kaygısı, geçmişin korkusu hepsinde vardı. Güçlü olma çabası güçsüzü ezmek içindi. Ötekine kene gibi yapışıp semirdikçe güçlenir, semirdiğini güçsüzleştirdikçe pazusu kuvvetlenir, bununla iftihar eder, semirmeye devam ederdi zavallı muhteris insan.
Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
Allah insanı, yeryüzünün halifesi olarak yaratmıştır. Bu sebeple insan, dünyayı ve içinde yaşayan her türlü canlıyı korumak, dünyanın imarında ve yönetiminde yaratılış gayesine uygun ameller gerçekleştirmekle sorumludur. Allah, bu amacı gerçekleştirebilmesi için ona rehberlik edecek birçok peygamber ve uyarıcı da göndermiştir. Tevhid çizgisinde olan bu damar insanoğlunun en güvenli limanı, sığınağı ve yol göstericisidir. Bununla …
Mektup XII
Umarım iyisindir diyorum ya, demeye devam edeceğim. Ümid ne kadar kıymetli bir duygu. İnsanın yürek aydınlığı, güven iklimi. İnanıyor olmanın bu dünyadaki en büyük ikramı… İstikameti belirlemede en güçlü rehberi… Ümidimizi besleyen Rabbimizin her şeye gücü yettiğini bilmek, bence bilginin temeli ve tarifi.
Öyle yapıyorum ben, ümidimi duam ile duamı ümidim ile besliyorum. Anlaşıldığından, yanlış anlaşılmayacağından emin olmak, bu dünyada sahip olunacak en büyük zihnî ve kalbî zenginlik. İsteme hakkını bize veren Allah’a hamdolsun ki doğru duaya gereği gibi durmanın yolunu göstermiş, bu da büyük bir imkân. Kendinden emin olmak ne ki Rabbinden emin olan kul için… Affedileceğine inanarak günah işlemek değil, hatalarımızdan dönme yolu için fırsat verdiğini bilmek, doğru olan için gayret gösterirken cesurca davranabilmek… Duaların ifadelerinde hangi konularda nasıl büyük yardım görebileceğimizi anlamak ne büyük zenginlik… “Eğer unutur, hata edersek sorumlu tutma, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize yük yükleme, takatimizin yetmeyeceği yükü yükleme…” Duanın yeri yürek ve akıl olunca sükûnet eşlik ediyor hayatın her alanına. Sana da dua ediyor, dua bekliyorum. Karşılık olsun diye değil; karışıklık olmasın diye… Zira karıştı, çok karıştı; iyi ile kötü, güzel ile çirkin, evlat ile ebeveyn, öğretmen ile öğrenci…
Bu yazının devamı 211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Tövbeler Olsun!
Tüm renkler yan yana sıralanmıştı. Yılda bir kez kurulan panayırın her memleketten misafiri vardı. Renklerin gösterisi bir cümbüş havasındaydı. Hayatına yeni bir renk arayanlar, eskisini değiştirmek isteyenler dükkânlarının önünden geçiyordu.
Birlikte Yaşamak Neden Zor Olsun?
İnsan olma gerçeği siyah- beyaz, Kürt- Türk, zengin- fakir, güçlü- güçsüz, aristokrat- proleter diye sınıflara ayırılınca biri diğerini farklı görmeye başladı. Hâlbuki hepsi de etten kandan müteşekkil, ihtiyaçları aynı olan, acıkan, uyuyan, hasta olan ve bir diğerinin yardımına muhtaç olan varlıklardı. Çoğalma tutkusu, yok olma endişesi, gelecek kaygısı, geçmişin korkusu hepsinde vardı. Güçlü olma çabası güçsüzü ezmek içindi. Ötekine kene gibi yapışıp semirdikçe güçlenir, semirdiğini güçsüzleştirdikçe pazusu kuvvetlenir, bununla iftihar eder, semirmeye devam ederdi zavallı muhteris insan.
Modern Dünyada Takva’yı Anlamak
Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini
Ne Kadar İhtimam Gösteriyoruz?
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
İnsanın Kimliği: Halifelik
Allah insanı, yeryüzünün halifesi olarak yaratmıştır. Bu sebeple insan, dünyayı ve içinde yaşayan her türlü canlıyı korumak, dünyanın imarında ve yönetiminde yaratılış gayesine uygun ameller gerçekleştirmekle sorumludur. Allah, bu amacı gerçekleştirebilmesi için ona rehberlik edecek birçok peygamber ve uyarıcı da göndermiştir. Tevhid çizgisinde olan bu damar insanoğlunun en güvenli limanı, sığınağı ve yol göstericisidir. Bununla …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.