“Batılı entelektüellerin müphemliğe karşı 17. yüzyıldan beri sürdürdükleri mücadele, dünya tarihinde emsali olmayan bir gelişmedir. Modern öncesi kültürlerin hiçbirinde bununla mukayese edilebilir bir şey bulunmaz. Bu kültürlerde müphemliğin bariz biçimde başka bir rol oynamış olması, Levine’i, bir kültürde müphemliğin hangi işlevi gördüğünü sormaya sevk eder: “Müphemliğin bu kadar fazla sayıda geleneksel kültürde envai çeşit yolla geliştirilmiş olması vakıası, bizi, çok anlamlı ifadelerin toplumda ve kültürde bir dizi işlevi yerine getirdiği sonucuna vardırtır. Müphemliğin tasfiyesine dönük modern projeyi çekincesizce sahiplenmeden önce, işte bu işlevleri incelememiz gerekir.”
Arap Dili ve Edebiyatı ve İslam Tarihi üzerine uzman bir Alman araştırmacı olan Thomas Bauer Türkiyeli okurun gündemine ‘müphemlik’ kavramı ile keskin bir şekilde oturdu. On bölümden oluşan eser, İslami ilimler, dil bilimi, psikoloji, edebiyat ve siyaset bilimine dair müphemlik çatısı altında bütünsel bir anlatı sunuyor. İlk beş bölümde İslami ilimlerde dil ve müphemlik bağlamında tespitlerde bulunan Bauer, kıraat, Kur’an tarihi ve tefsiri ve meal-tercüme alanlarında müphemlikten doğan krizin müphemliğin ehlileştirilmesi şeklinde vuku bulduğunu, yine hadis ilminde bir hadisin otantikliğini belirlemede geliştirilen ihtimaliyet teorisinde müphemlik hoşgörüsünün varoluşunu ve İslam hukukunun çağlar üstü normlar ile gündelik hayatın hesaplanamaz çoğulluğu arasında kalan konumuyla müphemliğe gebe bir alan olduğunu belirtmektedir. Kitabın en temel bölümü olan altıncı makalede ise yazara göre ‘İslam’ın İslamileştirilmesi’ ile İslam Dünyası dogmatik söylemlerin ülkesi konumuna getirilmiş ve böylece rasyonel çıkarsamalardan uzak görülüp irrasyonel tepkilerle bütünleştirilerek ilişki kurma durumu imkânsızlaştırılmıştır. Kanaatimizce Bauer, bu şaşaalı müphemlik övgüsü ile adeta Müslümanları, Batı’nın eski iyisi olan modernitenin kötü, şimdiki iyisi olan post-modernitenin ise iyi olduğuna ikna etmeye çalışarak, son derece neo-liberal bir toplum önerisi sunuyor.
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Müslümanların birlik içinde olduğu inancı da tarihi temelleri bulunmayan bir yanılgıdır. Hatta bunun tam tersi doğrudur; şöyle ki, aslında sömürgeciliğin yarattığı kötü koşulların saikiyle Müslümanlar arasında küresel bir
“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek,
“Meksika’da Zapatista hareketi, Fransa’da 1995 kışında yaşanan toplumsal hareket ve daha geniş bir bağlamda alternatif-küreselleşmenin uluslararası ölçekte güçlenmesinden beri, hâlihazırda tahakkümlere karşı bireysel ve kolektif özerkliğin ele geçirilmesi olarak özgürleşme meselesi yeniden gündemde.”
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
”Şafii, bilinmeyen veya doğrulanamayacak kanıtlara yaslanan geniş kapsamlı mutabakatlardansa metinsel kaynakları yeğ tutar. Bu tercihi, onu ilk dönemlerinde rakiplerinin karşı çıktığı başka bir tercihe götürür: Şafii, bir sahabeden kaynaklanan tek tük rivayetleri dahi, ilahi metinlerin zincirinden
TÖVBE -Yenilenme ve Dirilmenin İmkânı-
Müphemlik Kültürü ve İslam
“Batılı entelektüellerin müphemliğe karşı 17. yüzyıldan beri sürdürdükleri mücadele, dünya tarihinde emsali olmayan bir gelişmedir. Modern öncesi kültürlerin hiçbirinde bununla mukayese edilebilir bir şey bulunmaz. Bu kültürlerde müphemliğin bariz biçimde başka bir rol oynamış olması, Levine’i, bir kültürde müphemliğin hangi işlevi gördüğünü sormaya sevk eder: “Müphemliğin bu kadar fazla sayıda geleneksel kültürde envai çeşit yolla geliştirilmiş olması vakıası, bizi, çok anlamlı ifadelerin toplumda ve kültürde bir dizi işlevi yerine getirdiği sonucuna vardırtır. Müphemliğin tasfiyesine dönük modern projeyi çekincesizce sahiplenmeden önce, işte bu işlevleri incelememiz gerekir.”
Arap Dili ve Edebiyatı ve İslam Tarihi üzerine uzman bir Alman araştırmacı olan Thomas Bauer Türkiyeli okurun gündemine ‘müphemlik’ kavramı ile keskin bir şekilde oturdu. On bölümden oluşan eser, İslami ilimler, dil bilimi, psikoloji, edebiyat ve siyaset bilimine dair müphemlik çatısı altında bütünsel bir anlatı sunuyor. İlk beş bölümde İslami ilimlerde dil ve müphemlik bağlamında tespitlerde bulunan Bauer, kıraat, Kur’an tarihi ve tefsiri ve meal-tercüme alanlarında müphemlikten doğan krizin müphemliğin ehlileştirilmesi şeklinde vuku bulduğunu, yine hadis ilminde bir hadisin otantikliğini belirlemede geliştirilen ihtimaliyet teorisinde müphemlik hoşgörüsünün varoluşunu ve İslam hukukunun çağlar üstü normlar ile gündelik hayatın hesaplanamaz çoğulluğu arasında kalan konumuyla müphemliğe gebe bir alan olduğunu belirtmektedir. Kitabın en temel bölümü olan altıncı makalede ise yazara göre ‘İslam’ın İslamileştirilmesi’ ile İslam Dünyası dogmatik söylemlerin ülkesi konumuna getirilmiş ve böylece rasyonel çıkarsamalardan uzak görülüp irrasyonel tepkilerle bütünleştirilerek ilişki kurma durumu imkânsızlaştırılmıştır. Kanaatimizce Bauer, bu şaşaalı müphemlik övgüsü ile adeta Müslümanları, Batı’nın eski iyisi olan modernitenin kötü, şimdiki iyisi olan post-modernitenin ise iyi olduğuna ikna etmeye çalışarak, son derece neo-liberal bir toplum önerisi sunuyor.
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslam’ın Düşük Düzeyde Temsili (!) Dil, Zihin ve Ufuk Daralması
“Müslümanların birlik içinde olduğu inancı da tarihi temelleri bulunmayan bir yanılgıdır. Hatta bunun tam tersi doğrudur; şöyle ki, aslında sömürgeciliğin yarattığı kötü koşulların saikiyle Müslümanlar arasında küresel bir
Şehir ve Köy Hayal ve Gerçek
“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek,
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
“Meksika’da Zapatista hareketi, Fransa’da 1995 kışında yaşanan toplumsal hareket ve daha geniş bir bağlamda alternatif-küreselleşmenin uluslararası ölçekte güçlenmesinden beri, hâlihazırda tahakkümlere karşı bireysel ve kolektif özerkliğin ele geçirilmesi olarak özgürleşme meselesi yeniden gündemde.”
Telafisi Olmayan İmtihan: ÖLÜM
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
Teoriden Pratiğe Devlet
”Şafii, bilinmeyen veya doğrulanamayacak kanıtlara yaslanan geniş kapsamlı mutabakatlardansa metinsel kaynakları yeğ tutar. Bu tercihi, onu ilk dönemlerinde rakiplerinin karşı çıktığı başka bir tercihe götürür: Şafii, bir sahabeden kaynaklanan tek tük rivayetleri dahi, ilahi metinlerin zincirinden
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.