“Kafa karıştıran şey, 11 Eylül’de seçilen hedefler ve teknolojinin olağanüstü kullanımıydı. Tarih boyunca benzer eylemler gerçekleştirilmiş ve benzerleri hala dünya çapında gerçekleştirilmektedir. Batı’da yazılan, deneyimlenen ve şekillenen tarih, geçmişin, günün ve geleceğin başka yerlerde hayal edilme biçimlerine ters düşmektedir. Fakat Batı geleneğinde tarih reddedilmiştir ve reddedilmeye devam etmektedir. Batılılar, şehitlik amaçlı intihar eylemlerinden habersiz değildir. Burada tekrar tekrar söylemeye çalıştığım şey, tarihi olayların gerçekleşirken içinde direnişin çekirdeğini barındırmasıdır. Ve aynı zamanda tarihin boğucu baskısına karşı en yaygın bireysel ve toplumsal direniş biçimi ya da ret, bazı dini deneyimlerin ya binyıl beklentilerine ya da ütopyacı fantezilere dönüşmüş olmasıdır. Postmodern dünyamızda bile bu dini hareketlerin sıklığının sürekliliği bizi onlara karşı tetikte olmaya iter. Birçok yönden inanç toplulukları sosyal ve siyasal normların dışında durur. Çoğu zaman bu inançlar devletin kısıtlamalarını ve otoritesini reddeder.”
Tarih devamlı dehşet üreten ve kendisinden özellikle kaçılması gereken bir gerçek midir? İnsanın insan oluşunun çizgisi midir, yoksa insan yapımı facia ve dehşetlerin, büyük savaşların, kanın ve gözyaşının kendisi midir? Teofılo F. Ruız, bu soruları kendi vechesinden net bir yanıt verir; tarih, insan yapımı faciaların ve bitmek bilmeyen savaşların meydana geldiği bir gerçektir ve insan bu dehşetten kaçma çabalarını üretegelmiştir tarih boyunca. Yazara göre bir anlam üretme çabasında olan insanın, dini tecrübeyi benimsemekten maddi dünyanın peşine düşmeye ve estetik mutluluk arayışına kadar hem sıradan hem de alışılmadık şekillerde anlam bulma yolları üretegelmiştir. Bütün bu çabaların hepsi tarihten kaçmak içindir. Yazar geniş bir birikim çerçevesinde tezini kurgulamaktadır. Kitabın kurgusu içinde sık sık düştüğü tekrarları bir tarafa bırakırsak, Batı dünyasının iç hesaplaşmasına dair göz önünde bulundurulabilecek bir eser
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem
“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
“Bilimsel Devrim bilimi dinden kurtardı. Yeni bilim ruhu maddeden kurtardı. Dünya bilgisinin kaynağı olarak vahyin yerine akıl ve deney aldı. Bilimsel Devrim’den sonra Tanrı’nın en sonunda doğadan tamamen dışlanması ve bilimin Tanrı’nın varlığını inkâr etmesi kaçınılmazdı.”
“Teröristlerin işledikleri korkunç şeylerin, bazen ahlâki olarak meşru olduğunu bir mazeret olarak öne sürmek istemiyorum. Ben yalnızca, modern devletlerin daha kolay bir şekilde ve şimdiye kadar olanlardan da çok büyük bir ölçekte hayatı tahrip ve kesintiye uğratabilmeye muktedir oldukları ve teröristlerin asla
Kültür Atlasımıza Göre İnsan, Ruhî İnceliği Ve Zarafetiyle Terbiye Olunur
TARİHİN DEHŞETİ
“Kafa karıştıran şey, 11 Eylül’de seçilen hedefler ve teknolojinin olağanüstü kullanımıydı. Tarih boyunca benzer eylemler gerçekleştirilmiş ve benzerleri hala dünya çapında gerçekleştirilmektedir. Batı’da yazılan, deneyimlenen ve şekillenen tarih, geçmişin, günün ve geleceğin başka yerlerde hayal edilme biçimlerine ters düşmektedir. Fakat Batı geleneğinde tarih reddedilmiştir ve reddedilmeye devam etmektedir. Batılılar, şehitlik amaçlı intihar eylemlerinden habersiz değildir. Burada tekrar tekrar söylemeye çalıştığım şey, tarihi olayların gerçekleşirken içinde direnişin çekirdeğini barındırmasıdır. Ve aynı zamanda tarihin boğucu baskısına karşı en yaygın bireysel ve toplumsal direniş biçimi ya da ret, bazı dini deneyimlerin ya binyıl beklentilerine ya da ütopyacı fantezilere dönüşmüş olmasıdır. Postmodern dünyamızda bile bu dini hareketlerin sıklığının sürekliliği bizi onlara karşı tetikte olmaya iter. Birçok yönden inanç toplulukları sosyal ve siyasal normların dışında durur. Çoğu zaman bu inançlar devletin kısıtlamalarını ve otoritesini reddeder.”
Tarih devamlı dehşet üreten ve kendisinden özellikle kaçılması gereken bir gerçek midir? İnsanın insan oluşunun çizgisi midir, yoksa insan yapımı facia ve dehşetlerin, büyük savaşların, kanın ve gözyaşının kendisi midir? Teofılo F. Ruız, bu soruları kendi vechesinden net bir yanıt verir; tarih, insan yapımı faciaların ve bitmek bilmeyen savaşların meydana geldiği bir gerçektir ve insan bu dehşetten kaçma çabalarını üretegelmiştir tarih boyunca. Yazara göre bir anlam üretme çabasında olan insanın, dini tecrübeyi benimsemekten maddi dünyanın peşine düşmeye ve estetik mutluluk arayışına kadar hem sıradan hem de alışılmadık şekillerde anlam bulma yolları üretegelmiştir. Bütün bu çabaların hepsi tarihten kaçmak içindir. Yazar geniş bir birikim çerçevesinde tezini kurgulamaktadır. Kitabın kurgusu içinde sık sık düştüğü tekrarları bir tarafa bırakırsak, Batı dünyasının iç hesaplaşmasına dair göz önünde bulundurulabilecek bir eser
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem
“İnsan Hakları” Hakk’a Baş Kaldırmış Egemenin Hakkı
“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine
Akleden Kalbi Besleyen Cevher: GÜZELLİK
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
Yasanın Kıskacından İlahi Buyruğa ADALET ARAYIŞI
“Bilimsel Devrim bilimi dinden kurtardı. Yeni bilim ruhu maddeden kurtardı. Dünya bilgisinin kaynağı olarak vahyin yerine akıl ve deney aldı. Bilimsel Devrim’den sonra Tanrı’nın en sonunda doğadan tamamen dışlanması ve bilimin Tanrı’nın varlığını inkâr etmesi kaçınılmazdı.”
Bellek Yitimine Karşı KİMLİK
“Teröristlerin işledikleri korkunç şeylerin, bazen ahlâki olarak meşru olduğunu bir mazeret olarak öne sürmek istemiyorum. Ben yalnızca, modern devletlerin daha kolay bir şekilde ve şimdiye kadar olanlardan da çok büyük bir ölçekte hayatı tahrip ve kesintiye uğratabilmeye muktedir oldukları ve teröristlerin asla
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.