“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş önemi itibarıyla hayatımızın öncelikli meselesi olmalı. İçsel dürtülerimizi canlandırmaya neden olacak heyecanları, zevkleri, fikirleri hatta duyguları sınırlamak zorundayız çünkü mutluluğumuz irademize hâkim olmaktan geçiyor. Mutluluk yoğun şekilde dikkatimizi irademiz üzerinde tutmamıza bağlı. Sadece mutluluğumuz değil zihinsel açıdan gelişimimiz de irade terbiyesinden geçiyor. İşin püf noktası büyük sabır göstermekte saklı. Sanıldığının aksine bilimsel, büyük edebi eserler olağanüstü beyinler sayesinde değil, başarılı bir otokontrol ve kendine hâkim olma neticesinde doğar.’’
Jules Payot’un 19. yüzyılda yazmış olduğu kitap, başarı ve mutluluğun en temel faktörü olarak irade terbiyesini konu ediniyor. Bu doğrultuda geniş bir çerçevede insanın ruhsal ve anatomik yapısıyla ilgili analizler yaptıktan sonra irade terbiyesini gerçekleştirebilme yönünde çeşitli çözümlemeler ve önerilerde bulunuyor. Israrlı bir biçimde insan hayatı için çalışmanın önemine değinen yazar, kişinin bunu hayatının temel noktasına yerleştirebilmesi için birçok noktada önemli tespitlerde bulunuyor. Zamanın insan hayatı için oldukça önemli olduğu göz önünde bulundurulunca, bunun disipline edilmesinin ne derece ehemmiyetli olduğu aşikâr. Hayatın disipline edilmesinde irade terbiyesinin önemini fark edebilmek açısından kitap dikkate değer bir eser. Kitabın bizce dikkat çeken diğer bir yönü ise, Cemil Meriç’in bu kitap için “Kaderimi tayin eden bir başka kitap!”, Ali Fuat Başgil’in ise “Kendi kendime, ah bu kitap on sekiz yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi!” demiş olmalarıdır.
Bu yazının devamı
190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek,
“Esasında akademik aklın(Kantçı anlamdaki) eleştirisini sorgulamaların genellikle dokunmadığı bir noktaya kadar itmek ve skhole(Yunanca: boş zaman, İngilizce: okul) durumunun, yani serbest ve dünyadaki aciliyetlerden ve dünyadan azat olmuş zaman durumunun varsayımlarının
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
Özgürlük ve zorunluluk meselesi tüm insanlar için önemlidir ve herkesi ilgilendirir fakat ben (Müslüman Dünya da dâhil olmak üzere) Üçüncü Dünya için daha önemli ve ilgili olduğunu iddia ediyorum. Bizler (aşağı yukarı Chaucer ve eseri Frankleyn gibi) modernitenin eşiğinde beklediğimizden, onu belli
“Şiddet bir ölçüde antropolojik, bir ölçüde siyasal ve kültürel ve hatta ontolojik bir sorun. Hele ki İslam dünyası ve Türkiye açısından şiddet kültürel kodlarımıza dek işlemiş olan, üstesinden gelmek şöyle dursun, sorunlarımızın çözümündeki neredeyse yegâne siyasal aracımız olan bir sorun.”
Akleden Kalbi Besleyen Cevher: GÜZELLİK
İRADE TERBİYESİ
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş önemi itibarıyla hayatımızın öncelikli meselesi olmalı. İçsel dürtülerimizi canlandırmaya neden olacak heyecanları, zevkleri, fikirleri hatta duyguları sınırlamak zorundayız çünkü mutluluğumuz irademize hâkim olmaktan geçiyor. Mutluluk yoğun şekilde dikkatimizi irademiz üzerinde tutmamıza bağlı. Sadece mutluluğumuz değil zihinsel açıdan gelişimimiz de irade terbiyesinden geçiyor. İşin püf noktası büyük sabır göstermekte saklı. Sanıldığının aksine bilimsel, büyük edebi eserler olağanüstü beyinler sayesinde değil, başarılı bir otokontrol ve kendine hâkim olma neticesinde doğar.’’
Jules Payot’un 19. yüzyılda yazmış olduğu kitap, başarı ve mutluluğun en temel faktörü olarak irade terbiyesini konu ediniyor. Bu doğrultuda geniş bir çerçevede insanın ruhsal ve anatomik yapısıyla ilgili analizler yaptıktan sonra irade terbiyesini gerçekleştirebilme yönünde çeşitli çözümlemeler ve önerilerde bulunuyor. Israrlı bir biçimde insan hayatı için çalışmanın önemine değinen yazar, kişinin bunu hayatının temel noktasına yerleştirebilmesi için birçok noktada önemli tespitlerde bulunuyor. Zamanın insan hayatı için oldukça önemli olduğu göz önünde bulundurulunca, bunun disipline edilmesinin ne derece ehemmiyetli olduğu aşikâr. Hayatın disipline edilmesinde irade terbiyesinin önemini fark edebilmek açısından kitap dikkate değer bir eser. Kitabın bizce dikkat çeken diğer bir yönü ise, Cemil Meriç’in bu kitap için “Kaderimi tayin eden bir başka kitap!”, Ali Fuat Başgil’in ise “Kendi kendime, ah bu kitap on sekiz yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi!” demiş olmalarıdır.
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Şehir ve Köy Hayal ve Gerçek
“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek,
Mücadele İlim, Hikmet ve Tefekkür ile
“Esasında akademik aklın(Kantçı anlamdaki) eleştirisini sorgulamaların genellikle dokunmadığı bir noktaya kadar itmek ve skhole(Yunanca: boş zaman, İngilizce: okul) durumunun, yani serbest ve dünyadaki aciliyetlerden ve dünyadan azat olmuş zaman durumunun varsayımlarının
Telafisi Olmayan İmtihan: ÖLÜM
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
İslam’ın İnsanlığa Vaadi
Özgürlük ve zorunluluk meselesi tüm insanlar için önemlidir ve herkesi ilgilendirir fakat ben (Müslüman Dünya da dâhil olmak üzere) Üçüncü Dünya için daha önemli ve ilgili olduğunu iddia ediyorum. Bizler (aşağı yukarı Chaucer ve eseri Frankleyn gibi) modernitenin eşiğinde beklediğimizden, onu belli
Kekemelik Zihinde Ve Kalptedir
“Şiddet bir ölçüde antropolojik, bir ölçüde siyasal ve kültürel ve hatta ontolojik bir sorun. Hele ki İslam dünyası ve Türkiye açısından şiddet kültürel kodlarımıza dek işlemiş olan, üstesinden gelmek şöyle dursun, sorunlarımızın çözümündeki neredeyse yegâne siyasal aracımız olan bir sorun.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.