Edebiyat, pek çok açıdan değerlendirilebilecek çoklu yazınsal bir yapının genel adı olarak anılabilir. Bu çerçevede yaşamın güçlüklerini hafifleten, iyi ve doğru olana yönelik telkinleri barındıran bir vasfın onun belirgin özelliklerinden sayılması yerinde olur. Söz konusu işlevselliğini estetik ölçütlerle dengeleyebildiği takdirde de makbul bir kıvam alır. Çünkü hassas bir dengenin ve bunun üzerinden yükselecek bir idealin varlığı edebiyat için hayati roldedir. Edebiyat, yaşamı idealize ettiğine yaklaştırabildiği, sanat yapıtı ortamı kendine çekebildiği ölçüde toplumsal yapının iyileşme ve güzelleşme sürecinden bahsedilebilir. Yaşamın zorluklarını, beşerin neden olduğu arızaları gören sanatçı, bunları zihninde anlamlandırıp muayyen bir forma büründürdükten sonra tekrar yaşama dönük kılar.
Edebiyat, yapısı gereği güç karşısında konumlanır. Edebiyat iktidar ilişkisinde genel olarak sesin sahipliği ötekilerindir. Bu durum, sanatın hakikat veya gerçeklik yolunda yüklendiği işlevin görünüm kazanması olarak okunabilir. Ötekilerin ve mağlupların asli unsurlar ve iktidarın yörüngesindekiler karşısında başkaca bir gücü yoktur. Fakat bu güç, insani erdemleri sürdürülebilir kılma noktasında sağlam bir irade ve azim gerektirir. Edebiyat ve muktedirler karşılaşmasında yerine göre bilgi, yerine göre mukavemet ve kararlılık gibi önem arz eden unsurları, edebiyat cephesinde çoğu zaman yenilginin kabulü ve zaferin tahvili izler. Gerçi bu durum, edebiyatı besleyen ve ona direnç bahşeden bir özellik gösterir. Çünkü iktidarın ve edebiyatın zafer ve yenilgi tanımlamaları farklıdır.
Bu yazının devamı
207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler. Yunan-Roma düşüncesinde şiir etika, Sasani düşüncesinde ise edeb denilen köklü siyasi-hukuki yapıları yeniden diriltebilirdi.
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini
Zenofobiye Edebi Bir Bakış
Edebiyat, pek çok açıdan değerlendirilebilecek çoklu yazınsal bir yapının genel adı olarak anılabilir. Bu çerçevede yaşamın güçlüklerini hafifleten, iyi ve doğru olana yönelik telkinleri barındıran bir vasfın onun belirgin özelliklerinden sayılması yerinde olur. Söz konusu işlevselliğini estetik ölçütlerle dengeleyebildiği takdirde de makbul bir kıvam alır. Çünkü hassas bir dengenin ve bunun üzerinden yükselecek bir idealin varlığı edebiyat için hayati roldedir. Edebiyat, yaşamı idealize ettiğine yaklaştırabildiği, sanat yapıtı ortamı kendine çekebildiği ölçüde toplumsal yapının iyileşme ve güzelleşme sürecinden bahsedilebilir. Yaşamın zorluklarını, beşerin neden olduğu arızaları gören sanatçı, bunları zihninde anlamlandırıp muayyen bir forma büründürdükten sonra tekrar yaşama dönük kılar.
Edebiyat, yapısı gereği güç karşısında konumlanır. Edebiyat iktidar ilişkisinde genel olarak sesin sahipliği ötekilerindir. Bu durum, sanatın hakikat veya gerçeklik yolunda yüklendiği işlevin görünüm kazanması olarak okunabilir. Ötekilerin ve mağlupların asli unsurlar ve iktidarın yörüngesindekiler karşısında başkaca bir gücü yoktur. Fakat bu güç, insani erdemleri sürdürülebilir kılma noktasında sağlam bir irade ve azim gerektirir. Edebiyat ve muktedirler karşılaşmasında yerine göre bilgi, yerine göre mukavemet ve kararlılık gibi önem arz eden unsurları, edebiyat cephesinde çoğu zaman yenilginin kabulü ve zaferin tahvili izler. Gerçi bu durum, edebiyatı besleyen ve ona direnç bahşeden bir özellik gösterir. Çünkü iktidarın ve edebiyatın zafer ve yenilgi tanımlamaları farklıdır.
Bu yazının devamı 207. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ahmet Örs’ten “Halkada Duranlara”: Poetik Bir Yoklama
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Şiir Hukuku
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler. Yunan-Roma düşüncesinde şiir etika, Sasani düşüncesinde ise edeb denilen köklü siyasi-hukuki yapıları yeniden diriltebilirdi.
Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Mafima’ya Mektuplar
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi
Ren geyiğine binmiş
Umut arayışında.
Modern Dünyada Takva’yı Anlamak
Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.