“Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem hükümetler hem de özel gruplar tarafından çok geniş bir ölçekte hayata geçirildiğidir.”
İkbal Ahmed, 20. Yy’ın en etkili aktivist entellektüellerinden biri olarak kabul edilir. Hindistan ve Pakistan’ın ayrılmasından sonra Pakistan’a göç etmiş, eğitim için gittiği Amerika’da bir kolejde siyaset bilimi hocalığı yapmıştır. Kitap ise Davıd Barsamıan’ın İkbal Ahmed ile yaptığı uzun soluklu söyleşilerden oluşuyor. Kitap, Ahmed’in kişisel anlatısından, emperyalizme, Cezayir bağımsızlık savaşına, Filistin sorununa, Bosna ve Kosova katliamlarına, Ahmed’in Ortadoğu’ya dair geniş perspektifli değerlendirmelerine kadar birçok konuyu içeriyor. İlgi çekici bir şekilde dönemin etkili entellektüelleri Frantz Fanon, Malcom X, Edward Said ve Noam Chomsky ile olan ilişkilerini; bunun yanında Gandhi ve Yaser Arafat gibi siyasilerle olan etkileşimlerinide kitap bağlamında okumak mümkün. Kitabın önsözünü yazan Edward Said, İkbal Ahmed’ten ‘politik meselerlerdeki akıl hocam’ olarak bahsetmektedir.
“Kafa karıştıran şey, 11 Eylül’de seçilen hedefler ve teknolojinin olağanüstü kullanımıydı. Tarih boyunca benzer eylemler gerçekleştirilmiş ve benzerleri hala dünya çapında gerçekleştirilmektedir. Batı’da yazılan, deneyimlenen ve şekillenen tarih, geçmişin, günün ve geleceğin başka yerlerde hayal edilme biçimlerine ters düşmektedir.”
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
“Tarihsel yasalar sürekli geçerliliğini koruyan sünnetullaha dayanır. Geçici ve körü körüne meydana gelen bir ilişki, tesadüf ve rast gelmek suretiyle gerçekleşen alelade bağlar değildir. Tarihsel yasalar ilmi bir özelliği olan, tabiat ve kâinatın genel yasalarına bağlı olarak gerçekleşen, normal şekilde seyrini
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
“Kavrama ilişkin ilk tartışma, postkolonyal teriminin zamansal olarak sömürge sonrası dönemi anlatmak için mi, yoksa sömürge döneminin başka şekillerde hala devam ettiğini göstermek için mi kullanılacağı noktasındadır.İkinci görüşü savunanlar daha çok klasik Marksist geleneğe
Dil Evreninden Söz Ülkesine
İMPARATORLUĞA MEYDAN OKURKEN
“Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem hükümetler hem de özel gruplar tarafından çok geniş bir ölçekte hayata geçirildiğidir.”
İkbal Ahmed, 20. Yy’ın en etkili aktivist entellektüellerinden biri olarak kabul edilir. Hindistan ve Pakistan’ın ayrılmasından sonra Pakistan’a göç etmiş, eğitim için gittiği Amerika’da bir kolejde siyaset bilimi hocalığı yapmıştır. Kitap ise Davıd Barsamıan’ın İkbal Ahmed ile yaptığı uzun soluklu söyleşilerden oluşuyor. Kitap, Ahmed’in kişisel anlatısından, emperyalizme, Cezayir bağımsızlık savaşına, Filistin sorununa, Bosna ve Kosova katliamlarına, Ahmed’in Ortadoğu’ya dair geniş perspektifli değerlendirmelerine kadar birçok konuyu içeriyor. İlgi çekici bir şekilde dönemin etkili entellektüelleri Frantz Fanon, Malcom X, Edward Said ve Noam Chomsky ile olan ilişkilerini; bunun yanında Gandhi ve Yaser Arafat gibi siyasilerle olan etkileşimlerinide kitap bağlamında okumak mümkün. Kitabın önsözünü yazan Edward Said, İkbal Ahmed’ten ‘politik meselerlerdeki akıl hocam’ olarak bahsetmektedir.
Bu yazının devamı 201. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
201. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Kültür Atlasımıza Göre İnsan, Ruhî İnceliği Ve Zarafetiyle Terbiye Olunur
“Kafa karıştıran şey, 11 Eylül’de seçilen hedefler ve teknolojinin olağanüstü kullanımıydı. Tarih boyunca benzer eylemler gerçekleştirilmiş ve benzerleri hala dünya çapında gerçekleştirilmektedir. Batı’da yazılan, deneyimlenen ve şekillenen tarih, geçmişin, günün ve geleceğin başka yerlerde hayal edilme biçimlerine ters düşmektedir.”
Gönüllü Fakirlik!
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
Bedeni Yeniden Kurgulamak ve Serginin Nesnesi Yapmak
“Tarihsel yasalar sürekli geçerliliğini koruyan sünnetullaha dayanır. Geçici ve körü körüne meydana gelen bir ilişki, tesadüf ve rast gelmek suretiyle gerçekleşen alelade bağlar değildir. Tarihsel yasalar ilmi bir özelliği olan, tabiat ve kâinatın genel yasalarına bağlı olarak gerçekleşen, normal şekilde seyrini
Telafisi Olmayan İmtihan: ÖLÜM
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
Yılmak da Neyin Nesi Yoksa İnancını Yitirmek mi!?
“Kavrama ilişkin ilk tartışma, postkolonyal teriminin zamansal olarak sömürge sonrası dönemi anlatmak için mi, yoksa sömürge döneminin başka şekillerde hala devam ettiğini göstermek için mi kullanılacağı noktasındadır.İkinci görüşü savunanlar daha çok klasik Marksist geleneğe
Alışverişe devam et