“Makineleri, marifetleri, büyüleri, hiçbir şeyi insanın hayatını uzatmaya yetmedi; ne de insanı daha mutlu daha huzurlu kılmaya…”
Son zamanlarda sıklıkla kentsel yaşamın yergisi yapılırken, modern teknolojik bireyin çağdaş ağıdı yakılmakta ve herkes bâkir olarak varsayılan doğaya davet edilmektedir. Bir tür popüler kültür eleştirisi yapan bu popüler söylem bu yazının çıkış noktasını tayin etmektedir. Genel anlayışa göre kent, hakkında eleştiri yapmanın tüm yollarının sonuna kadar açık olduğu yozlaşmayı ve kayıtsızlığı ifade ederken, doğa da kentin diyalektiği olarak kusursuz güzelliği ve öze/maziye dönüşü portrelemektedir. Böylece esasen doğanın iyileştirici etkisi vurgulanırken, kentleşme üzerinden bir tür modernite eleştirisi sunulmaktadır. Yani modernitenin açmazlarını somutlaştıran kent-eksenli gerilimler yeni bir mekân arayışını ya da doğaya dönme düşüncesini yüceltmektedir. Yine de bir manifesto şeklinde ele alınan bu karşıt anlatının umut ve heyecan verici olmakla birlikte, ne denli isabetli ve gerçekçi olduğunu da tartışmak gerekmektedir.
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Yolculuğunuza hicret sevabı versin Rabbim… Yolcunun duası kabul olur. Esas yolculuk Allah’tan Allah’a olandır evladım. Ahiret yolcusuyuz hepimiz. Gönlü açık olanın yolu da açık olur. Sadakamızı vermeden aman ha! Görünmez belayı def eder sadaka. Sıla-i rahim ettiniz, bağları koparmadınız. Sıla-i rahim ta cennete uzanan bir bağdır.”
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Çocuklarla bir araya geldiğimde, onlara yüklenen ezberleri yıkamasam bile, şöyle bir sallasam yeter diyorum ve soruyorum: Sizi en çok geliştiren şey ne biliyor musunuz? Çoğunlukla en sevdiğimiz ezberi yineliyorlar ve “kitaplaaaar”
TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayınlanan Gassal dizisi büyük yankı uyandırdı. Sanal cemaatlerin uzantıları olan mecralarda; diziden kesitler, replikler paylaşıldı. Kısa sürede oluşan bu güçlü yankının evveliyatı var aslında.
Hayalin Şirin Tadı ya da Şehirden Kaçmanın Reçetesi
“Makineleri, marifetleri, büyüleri, hiçbir şeyi insanın hayatını uzatmaya yetmedi; ne de insanı daha mutlu daha huzurlu kılmaya…”
Son zamanlarda sıklıkla kentsel yaşamın yergisi yapılırken, modern teknolojik bireyin çağdaş ağıdı yakılmakta ve herkes bâkir olarak varsayılan doğaya davet edilmektedir. Bir tür popüler kültür eleştirisi yapan bu popüler söylem bu yazının çıkış noktasını tayin etmektedir. Genel anlayışa göre kent, hakkında eleştiri yapmanın tüm yollarının sonuna kadar açık olduğu yozlaşmayı ve kayıtsızlığı ifade ederken, doğa da kentin diyalektiği olarak kusursuz güzelliği ve öze/maziye dönüşü portrelemektedir. Böylece esasen doğanın iyileştirici etkisi vurgulanırken, kentleşme üzerinden bir tür modernite eleştirisi sunulmaktadır. Yani modernitenin açmazlarını somutlaştıran kent-eksenli gerilimler yeni bir mekân arayışını ya da doğaya dönme düşüncesini yüceltmektedir. Yine de bir manifesto şeklinde ele alınan bu karşıt anlatının umut ve heyecan verici olmakla birlikte, ne denli isabetli ve gerçekçi olduğunu da tartışmak gerekmektedir.
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yoldan Öyküler
“Yolculuğunuza hicret sevabı versin Rabbim… Yolcunun duası kabul olur. Esas yolculuk Allah’tan Allah’a olandır evladım. Ahiret yolcusuyuz hepimiz. Gönlü açık olanın yolu da açık olur. Sadakamızı vermeden aman ha! Görünmez belayı def eder sadaka. Sıla-i rahim ettiniz, bağları koparmadınız. Sıla-i rahim ta cennete uzanan bir bağdır.”
Şam’dan Dostum Geldi: Bin Dilde Hakikat Şarkısı Söyledi
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Ahmet Örs’ten “Halkada Duranlara”: Poetik Bir Yoklama
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Jip ile Janneke: Arkadaşlık ve Oyunla Güzelleşen Dünyanın Belgesi
Çocuklarla bir araya geldiğimde, onlara yüklenen ezberleri yıkamasam bile, şöyle bir sallasam yeter diyorum ve soruyorum: Sizi en çok geliştiren şey ne biliyor musunuz? Çoğunlukla en sevdiğimiz ezberi yineliyorlar ve “kitaplaaaar”
Gassal: Randevuyla Çalışmıyoruz
TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayınlanan Gassal dizisi büyük yankı uyandırdı. Sanal cemaatlerin uzantıları olan mecralarda; diziden kesitler, replikler paylaşıldı. Kısa sürede oluşan bu güçlü yankının evveliyatı var aslında.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.