Yaşlı bir adam… Beli iki büklüm… Bastonunun elini tutmuş, ayaklarını sürükleyerek ağır ağır ilerliyor sokakta. Yaramaz bir çocuk yaklaşıyor yanına. Takılıyor yaşlı adama:
— Dede, yerlere eğilmiş ne arıyorsun böyle, diye soruyor.
Yaşlı adam duruyor. Anlamlı anlamlı çocuğun gözlerine bakıyor:
Bana sorsalar; teknik çok ilerledi. Yaşama şartları kolaylaştı. Sosyal hayat seviyesi yükseldi. Ekonomi, eskiye göre çok daha iyileşti… Bu hayattan memnun musun? Yoksa çocukluk günlerini mi istiyorsun, deseler.
O güzel, hayat dolu günleri hatırlar, önce hasretle derin bir “Aaah!” çekerim. Sonra da çocukluk günlerime geri dönmek istediğimi söylerim.
Dünya değişti, çok değişti…
Bu yazının devamı
185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Samimiyet; kirlenmemiş, temiz, saf, arı – duru, ihlaslı, sadakatli olmak, içten davranmak demektir. Gerçekçi olmaktır. Gerçek demektir. İnanılan gerçeğin, fiillere yansımasıdır. Somutlaşmasıdır. Şekle dönüşmesidir. Fiillerin, inanç ve düşünceye uyum sağlamasıdır. Ruh ile bedenin zıtlaşmaması, ayrı düşmemesi; bir ve beraber olmasıdır. Yekvücut haline gelmesidir. İnancın, düşüncenin ve davranışların gerçekle, doğrulukla mayalanışı demektir samimiyet. Samimiyetsizlik; kişinin kendisini …
“ Evleri mevsimlere kapatmamakla başlar hikâyeler. Uçuşan bir çiçeğin rüzgârla rüzgârın çocuk kovalamacası ile doğrudan ilgisi vardır.” Bir düzen ile doğarız. Yerli yerinde, sıralı ve rengârenk bir uyum, estetik ve letafet kuşatır bizi. Bakmakla hareketlenen hisler, duyma mesafesi bu dengenin bir parçası haline gelmemize olanak …
Geçinmek, insanın kendisi ve dış dünya ile kurduğu bağın niteliğine gönderme yapar.
İç âlemin bütünlüğünü korumak hiç de öyle kolay değildir. İnsanın kendi ihtiyaçlarını, arzularını, hayallerini anlama ve tanıma yolculuğu, geçmiş ve gelecek algısını düzenleme becerisi kişinin dış dünya ile bağını oluşturur.
“Kişinin iç ve dış dünya ile kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen kaynak nedir?” sorusu, bilimsel çalışmaların sorularından biridir. Bağlanma kuramı bu noktada kişinin ilişki yapılarını açıklayan bağlanma örüntülerinden bahseder. Bireyin erken dönem ilişkilerini, ergenin iç ve dış çevreye uyumunu, yetişkinlerin özel ve sosyal ilişkilerinin temelini bağlanma stilleriyle açıklar.
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstri”sine rağmen bir şeyler yapmak, akıntıya karşı küreklere davranmaya benziyor. Bu nedenle farklı yaş grubundaki bireylerin, dayatılan tek tip müzik endüstrisinden sıyrılıp aynı şarkılara, ezgilere gönlünde yer açması gittikçe türüne az rastlanan bir durum.
Bana Çocukluk Günlerimi Geri Verin
Yaşlı bir adam… Beli iki büklüm… Bastonunun elini tutmuş, ayaklarını sürükleyerek ağır ağır ilerliyor sokakta. Yaramaz bir çocuk yaklaşıyor yanına. Takılıyor yaşlı adama:
— Dede, yerlere eğilmiş ne arıyorsun böyle, diye soruyor.
Yaşlı adam duruyor. Anlamlı anlamlı çocuğun gözlerine bakıyor:
— Gençliğimi arıyorum evlat, gençliğimi arıyorum, diyor.
Bana sorsalar; teknik çok ilerledi. Yaşama şartları kolaylaştı. Sosyal hayat seviyesi yükseldi. Ekonomi, eskiye göre çok daha iyileşti… Bu hayattan memnun musun? Yoksa çocukluk günlerini mi istiyorsun, deseler.
O güzel, hayat dolu günleri hatırlar, önce hasretle derin bir “Aaah!” çekerim. Sonra da çocukluk günlerime geri dönmek istediğimi söylerim.
Dünya değişti, çok değişti…
Bu yazının devamı 185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Samimiyet Sınavında Başarımız
Samimiyet; kirlenmemiş, temiz, saf, arı – duru, ihlaslı, sadakatli olmak, içten davranmak demektir. Gerçekçi olmaktır. Gerçek demektir. İnanılan gerçeğin, fiillere yansımasıdır. Somutlaşmasıdır. Şekle dönüşmesidir. Fiillerin, inanç ve düşünceye uyum sağlamasıdır. Ruh ile bedenin zıtlaşmaması, ayrı düşmemesi; bir ve beraber olmasıdır. Yekvücut haline gelmesidir. İnancın, düşüncenin ve davranışların gerçekle, doğrulukla mayalanışı demektir samimiyet. Samimiyetsizlik; kişinin kendisini …
Evi Yuva Yapan
“ Evleri mevsimlere kapatmamakla başlar hikâyeler. Uçuşan bir çiçeğin rüzgârla rüzgârın çocuk kovalamacası ile doğrudan ilgisi vardır.” Bir düzen ile doğarız. Yerli yerinde, sıralı ve rengârenk bir uyum, estetik ve letafet kuşatır bizi. Bakmakla hareketlenen hisler, duyma mesafesi bu dengenin bir parçası haline gelmemize olanak …
Geçinmek Kavramı ve Bağlanma
Geçinmek, insanın kendisi ve dış dünya ile kurduğu bağın niteliğine gönderme yapar.
İç âlemin bütünlüğünü korumak hiç de öyle kolay değildir. İnsanın kendi ihtiyaçlarını, arzularını, hayallerini anlama ve tanıma yolculuğu, geçmiş ve gelecek algısını düzenleme becerisi kişinin dış dünya ile bağını oluşturur.
“Kişinin iç ve dış dünya ile kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen kaynak nedir?” sorusu, bilimsel çalışmaların sorularından biridir. Bağlanma kuramı bu noktada kişinin ilişki yapılarını açıklayan bağlanma örüntülerinden bahseder. Bireyin erken dönem ilişkilerini, ergenin iç ve dış çevreye uyumunu, yetişkinlerin özel ve sosyal ilişkilerinin temelini bağlanma stilleriyle açıklar.
Çocuklarımız Bizim mi?
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Barış’a da Bir Sorsalar
Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstri”sine rağmen bir şeyler yapmak, akıntıya karşı küreklere davranmaya benziyor. Bu nedenle farklı yaş grubundaki bireylerin, dayatılan tek tip müzik endüstrisinden sıyrılıp aynı şarkılara, ezgilere gönlünde yer açması gittikçe türüne az rastlanan bir durum.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.