İmtihan denildiğinde genellikle akla ilk olarak; sel, yangın, heyelan gibi doğal afetler, salgın hastalıklar, halk arasında amansız olarak tabir edilen rahatsızlıklar tarzında olumsuz nev’inden nitelendirilen konular gelmektedir. Fakat imtihanı bu kadar dar bir çerçevede ele almak, imtihanın kendisine yabancılaşmaya ve hemen yanı başımızda tüm ciddiyetiyle yer alan konulara duyarsız kalmaya sebebiyet vermektedir.
Maddelerini alanında uzman akademisyen ve yazarların kaleme aldıkları ve hazırlanışı uzun yıllar süren oldukça nitelikli olarak tabir edebileceğimiz bir sözlüğün “İmtihan” maddesinde yer alan üst tanımda: “Allah’ın insanları denemek için verdiği maddî ve mânevî sıkıntı, dert, külfet” tanımlaması da halk arasında yer alan (musibetin şer olarak karşımıza çıkması) anlayışın ne kadar yaygın olduğuna işaret etmektedir.
Peki, imtihan yalnızca olumsuz vakıalar üzerinden gerçekleşmiyorsa imtihan nedir? Ve imtihanın olumlu olarak adlandırılabilecek durumları da kapsadığı ne ile delillendirilebilir?
Bir Müslümanın zihin dünyasını ve pratiklerini şekillendiren temel kaynak Kur’ân olmak durumundadır. Zira Kur’ân, kâinattaki en ufak zerreciklerden uzay boşluğunun derinliğinde yer alan adını, sanını bilmediğimiz galaksi ve gezegenleri yaratan Allah’ın insanla konuşmasıdır.
Bu yazının devamı
197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
İnsan aciz yaratılmıştır. Yardıma muhtaç olarak yaratılmıştır. Birbirinin ihtiyacını görerek, birbirinin eksiğini tamamlayarak, yardımlaşarak hayatlarını devam ettirirler insanlar. Yardıma ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnız Allah’tır. Herkes, her şey O’na muhtaç. O, “samed”dir, “Ğani”dir. Yaratan O. Rızk veren, yaşatan, öldüren, dirilten O. Dünyaya gözümüzü açar açmaz bizi ilk selamlayan fiil “yardım” oluyor. Doktorun, ebenin yardımı… …
Fıtratında bulunan merhamet özelliğini yeniden kazanmadan, sevmeden, sevindirmeden, güldürmeden, yüzü gülmeyecek âdemoğlunun. Yitirdiği birçok güzel meziyetlerine yeniden kavuşması için aramaya buradan başlamalı önce.
“Çok okuyan mı, yoksa çok gezen mi daha çok bilir?” diye meşhur bir söz vardır. Doğrusu ben bu sözü çok gerekli bir söz olarak görmüyorum. Çünkü ‘bilmek’ tek başına bir anlam ifade etmeye yetmez. Zira aslolan bilmek değil, anlamaktır. Dolayısıyla âlemin bilmek üzerine değil, anlamak üzerine inşâ edildiğini düşünüyorum. Anlamak, zihnin bilgi üzerinde arayış hamlesiyle takla atmasıdır.
İmtihan’a Dair
İmtihan denildiğinde genellikle akla ilk olarak; sel, yangın, heyelan gibi doğal afetler, salgın hastalıklar, halk arasında amansız olarak tabir edilen rahatsızlıklar tarzında olumsuz nev’inden nitelendirilen konular gelmektedir. Fakat imtihanı bu kadar dar bir çerçevede ele almak, imtihanın kendisine yabancılaşmaya ve hemen yanı başımızda tüm ciddiyetiyle yer alan konulara duyarsız kalmaya sebebiyet vermektedir.
Maddelerini alanında uzman akademisyen ve yazarların kaleme aldıkları ve hazırlanışı uzun yıllar süren oldukça nitelikli olarak tabir edebileceğimiz bir sözlüğün “İmtihan” maddesinde yer alan üst tanımda: “Allah’ın insanları denemek için verdiği maddî ve mânevî sıkıntı, dert, külfet” tanımlaması da halk arasında yer alan (musibetin şer olarak karşımıza çıkması) anlayışın ne kadar yaygın olduğuna işaret etmektedir.
Peki, imtihan yalnızca olumsuz vakıalar üzerinden gerçekleşmiyorsa imtihan nedir? Ve imtihanın olumlu olarak adlandırılabilecek durumları da kapsadığı ne ile delillendirilebilir?
Bir Müslümanın zihin dünyasını ve pratiklerini şekillendiren temel kaynak Kur’ân olmak durumundadır. Zira Kur’ân, kâinattaki en ufak zerreciklerden uzay boşluğunun derinliğinde yer alan adını, sanını bilmediğimiz galaksi ve gezegenleri yaratan Allah’ın insanla konuşmasıdır.
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Şiire Dair
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Tevbe Hayat Yolunun Neresindedir?
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
Yardım
İnsan aciz yaratılmıştır. Yardıma muhtaç olarak yaratılmıştır. Birbirinin ihtiyacını görerek, birbirinin eksiğini tamamlayarak, yardımlaşarak hayatlarını devam ettirirler insanlar. Yardıma ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnız Allah’tır. Herkes, her şey O’na muhtaç. O, “samed”dir, “Ğani”dir. Yaratan O. Rızk veren, yaşatan, öldüren, dirilten O. Dünyaya gözümüzü açar açmaz bizi ilk selamlayan fiil “yardım” oluyor. Doktorun, ebenin yardımı… …
Müslümanların Merhamet Sınavı
Fıtratında bulunan merhamet özelliğini yeniden kazanmadan, sevmeden, sevindirmeden, güldürmeden, yüzü gülmeyecek âdemoğlunun. Yitirdiği birçok güzel meziyetlerine yeniden kavuşması için aramaya buradan başlamalı önce.
Entelektüel Bir Haslet Olarak Eleştirellik
“Çok okuyan mı, yoksa çok gezen mi daha çok bilir?” diye meşhur bir söz vardır. Doğrusu ben bu sözü çok gerekli bir söz olarak görmüyorum. Çünkü ‘bilmek’ tek başına bir anlam ifade etmeye yetmez. Zira aslolan bilmek değil, anlamaktır. Dolayısıyla âlemin bilmek üzerine değil, anlamak üzerine inşâ edildiğini düşünüyorum. Anlamak, zihnin bilgi üzerinde arayış hamlesiyle takla atmasıdır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.