Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik. Öteki kavramına yer veren kurmaca türündeki filmlerde meselenin daha çok ideolojik, felsefik, düşünsel ve toplumsal boyutlarına dikkat çekildiğini söyleyebiliriz. Bazen iki farklı dünya, iki farklı düşünce, inanç bazen de iki farklı insan, durum ya da olay üzerinden karşıtlıklar içermektedir. Bu durumda öteki kavramı; çatışmacı-uzlaşımcı, empati kurucu-tahkir edici, birleştirici-farklılaştırıcı, yüceltici-alçaltıcı, Oryantalist-Oksidentalist, İslamiyet-Hristiyanlık veya Yahudilik, medeni veya barbar, efendi-köle, şehirli-köylü, çağdaş-gerici gibi anlamsal karşıtlıklarla filmin dili içine nüfuz ettirilmektedir.
Şimdiye değin diğer kıtalar ve ülkelerin sinema filmleri aracılığıyla ötekinin anlam arayışına eğildik. Bu yazıda, kendi coğrafyamıza yönelerek Türkiye sinemasında 2001 sonrası öteki kavramını ele alan bir filme yer vereceğiz: Girdap.[1] Bu film ve bu filmin ele aldığı temalar esasında, tarihsel arkaplanda bizi başka yerlere götürür. Çünkü Türkiye sinemasında İslam’ın ve Müslümanların, dindarlığın ya da dindarların temsilinin yeni bir durum olamadığı, bu konuya ilişkin pek çok filmin olduğunu söylemekle başlamalıyız.
Filmler, izleyiciyi farklı öykülere davet ederken çok katmanlı anlamları da içinde barındırır. Lale Kabadayı bu anlamları ortaya çıkarma ve anlamlandırma sürecinde film
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Eğitimin sinemayla olan ilişkisinde pek çok konu ve tema öne çıkar. Ancak belki de bunlar içinde çocukların dünyasından eğitimi ve hakikat ilişkisini tefekkür etmek oldukça önemli. Sinema filmlerinin muhatabı çocuklar olunca onlar
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum…
Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Hergün, ölen bebeklerin yasını tutamayan anne ve babaların öfkelerine ortak oluyorum. Onlardan bir hisse alıp öfkeyi zamana yayıyorum
Bir “Girdap”ın İçinde Olmak
Öteki kavramının birçok alanı içine aldığı, farklı disiplinlerde karşılık bulduğu ve sinema filmlerinde de çoğunlukla ‘biz/ben’ ve ‘öteki/başkası’ karşıtlığında yer bulduğunu şimdiye değin yaptığımız okumalarda idrak ettik. Öteki kavramına yer veren kurmaca türündeki filmlerde meselenin daha çok ideolojik, felsefik, düşünsel ve toplumsal boyutlarına dikkat çekildiğini söyleyebiliriz. Bazen iki farklı dünya, iki farklı düşünce, inanç bazen de iki farklı insan, durum ya da olay üzerinden karşıtlıklar içermektedir. Bu durumda öteki kavramı; çatışmacı-uzlaşımcı, empati kurucu-tahkir edici, birleştirici-farklılaştırıcı, yüceltici-alçaltıcı, Oryantalist-Oksidentalist, İslamiyet-Hristiyanlık veya Yahudilik, medeni veya barbar, efendi-köle, şehirli-köylü, çağdaş-gerici gibi anlamsal karşıtlıklarla filmin dili içine nüfuz ettirilmektedir.
Şimdiye değin diğer kıtalar ve ülkelerin sinema filmleri aracılığıyla ötekinin anlam arayışına eğildik. Bu yazıda, kendi coğrafyamıza yönelerek Türkiye sinemasında 2001 sonrası öteki kavramını ele alan bir filme yer vereceğiz: Girdap.[1] Bu film ve bu filmin ele aldığı temalar esasında, tarihsel arkaplanda bizi başka yerlere götürür. Çünkü Türkiye sinemasında İslam’ın ve Müslümanların, dindarlığın ya da dindarların temsilinin yeni bir durum olamadığı, bu konuya ilişkin pek çok filmin olduğunu söylemekle başlamalıyız.
Bu yazının devamı 196. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
196. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Doğu’da Eğitime ve Eğitimciye Bakmak: İki Dil Bir Bavul’dan Okul Tıraşı’na Bir Okuma
Filmler, izleyiciyi farklı öykülere davet ederken çok katmanlı anlamları da içinde barındırır. Lale Kabadayı bu anlamları ortaya çıkarma ve anlamlandırma sürecinde film
Şiire Dair
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Kar/Anlık Ağlıyor
Kalabalık, camii çıkışında ejder çığlıklı rüzgârın yüzlerine çarptığı karlardan sakınarak, paltolarına sımsıkı sarınarak, bacalarından mavi dumanlar yükselen sıcak evlerine dağıldılar. Akşamın alaca karanlığında, baklakırı atının üstünde, ağzı yüzü sımsıkı sarılmış vaziyette buz heykellerini andıran meşhur
Mecidi Sinemasında Eğitim, Çocuk ve Hakikati Arayış
Eğitimin sinemayla olan ilişkisinde pek çok konu ve tema öne çıkar. Ancak belki de bunlar içinde çocukların dünyasından eğitimi ve hakikat ilişkisini tefekkür etmek oldukça önemli. Sinema filmlerinin muhatabı çocuklar olunca onlar
Bir Soylu Öfke Biriktiriyorum…
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum…
Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Hergün, ölen bebeklerin yasını tutamayan anne ve babaların öfkelerine ortak oluyorum. Onlardan bir hisse alıp öfkeyi zamana yayıyorum
Alışverişe devam et