“Biz, kendi hayatımızı değerli kılacağız, her birimiz zihni kapasitelerimiz açısından, geliştirdiğimiz yeteneklerimiz bakımından birer hazine olmaya yöneleceğiz. Öyle ki, bir gün canımızı İslam uğruna vermemiz gerektiğinde Allah için hazineler feda edebilelim, ölmeyi göze alışımız basit hazlardan, basit tatmin vasıtalarından vazgeçmemiz anlamına gelmesin. Batarsak güneşler olarak batabilelim.”
İSMET ÖZEL
Öncelikle İslami hareket veya İslami dâvâcılık kavramlarının yetersizliği ve belirsizliği konusunda akla gelen itirazların haklı olduğunu itiraf etmeliyim. Fakat Müslüman her ferdin dinini öğrenmesi, tebliğ etmesi ve savunması adına yapılan ve çaba sarf edilen bütün organizasyon, topluluk, bireysel çalışma, niyet ve ülküyü ifade edebilmek için kullanılabilecek kavramların kısıtlılığı malumdur. Ve özellikle İslamcılık kavramını kullanmadık zira amacımız İslamcılığın neliği ve tanımı üzerinde bir tartışma yapmak/üretmek değil. Yazımızda bu iki kavramı kullanmaktaki amacımız Müslümanım diyen bütün kesimleri ve İslam’a taalluk eden bütün fraksiyonları kastettiğimiz bir çerçeve oluşturmaktır. Bu mülahazaların belirli bir grup veya akım üzerine yapılmadığını açıkça ifade etmiş olmak isteriz.
Bu yazının devamı
188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
”Ey insanlar şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Allah katında en değerli olanınız o’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Her şeyden haberdardır.” Hucurat 13 Suretimiz haktan yana siretimiz meydanda. Özgürlüğü yanlış anladık galiba, özgürlük bize sorumluluğumuzu unutturmuş olmalı; sorumsuzluk samimiyetsizliği, samimiyetsizlik bencilliği tetiklerken yaralandık. Geçim sıkıntısı çektiğimiz bundan… Bu …
Hikâyeye göre bir bilgenin iki köpeği varmış. Köpeklerden birinin adı “kötü”; diğerinin adı “iyi” imiş. Bir gün kendisini ziyarete gelen genç misafirlerinden biri, köpeklerin birbirleriyle oynadıklarını görünce: “Ne de güzel oynuyorlar!” demiş.
Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır.
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
Bir Heves Olarak İslami Hareket Veya İslami Dâvâcılık
“Biz, kendi hayatımızı değerli kılacağız, her birimiz zihni kapasitelerimiz açısından, geliştirdiğimiz yeteneklerimiz bakımından birer hazine olmaya yöneleceğiz. Öyle ki, bir gün canımızı İslam uğruna vermemiz gerektiğinde Allah için hazineler feda edebilelim, ölmeyi göze alışımız basit hazlardan, basit tatmin vasıtalarından vazgeçmemiz anlamına gelmesin. Batarsak güneşler olarak batabilelim.”
İSMET ÖZEL
Öncelikle İslami hareket veya İslami dâvâcılık kavramlarının yetersizliği ve belirsizliği konusunda akla gelen itirazların haklı olduğunu itiraf etmeliyim. Fakat Müslüman her ferdin dinini öğrenmesi, tebliğ etmesi ve savunması adına yapılan ve çaba sarf edilen bütün organizasyon, topluluk, bireysel çalışma, niyet ve ülküyü ifade edebilmek için kullanılabilecek kavramların kısıtlılığı malumdur. Ve özellikle İslamcılık kavramını kullanmadık zira amacımız İslamcılığın neliği ve tanımı üzerinde bir tartışma yapmak/üretmek değil. Yazımızda bu iki kavramı kullanmaktaki amacımız Müslümanım diyen bütün kesimleri ve İslam’a taalluk eden bütün fraksiyonları kastettiğimiz bir çerçeve oluşturmaktır. Bu mülahazaların belirli bir grup veya akım üzerine yapılmadığını açıkça ifade etmiş olmak isteriz.
Bu yazının devamı 188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Düzelir Miyiz? Bilmem
”Ey insanlar şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Allah katında en değerli olanınız o’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Her şeyden haberdardır.” Hucurat 13 Suretimiz haktan yana siretimiz meydanda. Özgürlüğü yanlış anladık galiba, özgürlük bize sorumluluğumuzu unutturmuş olmalı; sorumsuzluk samimiyetsizliği, samimiyetsizlik bencilliği tetiklerken yaralandık. Geçim sıkıntısı çektiğimiz bundan… Bu …
Günahın Tâlimi
Hikâyeye göre bir bilgenin iki köpeği varmış. Köpeklerden birinin adı “kötü”; diğerinin adı “iyi” imiş. Bir gün kendisini ziyarete gelen genç misafirlerinden biri, köpeklerin birbirleriyle oynadıklarını görünce: “Ne de güzel oynuyorlar!” demiş.
Geçimsiz Çöl Sessizliği
Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır.
İmtihandan Çıkış
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
Sosyal Medya Tecessüs Damarını Çatlatmak İçindir
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
Alışverişe devam et