İnsanın öznel değerini kaybederek insandan insana kapital olarak bakılan bir dünyada nefes alıp vermekteyiz. Değerlerin kapital üzerinden yeniden tanımlandığı bir dünyada, kapital üzerinden üretilen itibar karşısında bocalayan insan, pek kıymetsiz şeyle değişti kendini.
Her şeye parası kadar sahip olabiliyor; bir yerlerde söz sahibi oluyor ama sözün sahibi olamıyor değerini yitiren insan. Parayla geçiştirir oldu her şeyi. Değer, nitelik, insanlık, hesap, hesap vermek kıymetsiz birer kelime gibi görünüyor artık. Paranın birçok hesabı kapattığı, birçok değeri değersizleştirdiği vâki değil mi? İşte çocuklar böyle bir dünyaya gözlerini açar oldu. Ebeveynine ve topluma göz aydınlığı olması, takva üzere yetişmesi için dünyaya gelmesi beklenen çocuklar artık başka hayallerin basit birer nesnesi hâline geldi.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bugün baba otoritesi, anne şefkati, aile, terbiye, ahlâk gibi tüm değer ve kurumları hedef alan topyekûn bir saldırı hatta bir toplum mühendisliği projesi ile karşı karşıyayız. Aile içinde baba otoritesinin sarsılması, anneliğin ve anne şefkatinin sanki bir yükmüş gibi algılanıyor olması, çocukların bencil ve narsist bir psikolojinin içerisine sürüklenmesi, aile ile birlikte toplumu ve insanlığı hedef alan topyekûn bir saldırıdır.
İnsan, diğer yaratılmışlardan farklı olarak düşünen, taşınan ve tercih eden bir varlık. Akledip tercih ediyor olması onu sorumluluk sahibi kılıyor. Nihayetinde tercihlerinin sorumluluğunu üstlenen ve hesabını vermeyi de göze alan bir varlık; insan…
Ortaya çıkan öngörülemeyen(!) gerçekler karşısında edindikleri merkeziliği her duruma göre sürdürme arzusu taşıyanların, öngörülere ve senaryolara bağlı olarak uygulamaya koydukları dünya sistemini meşrûlaştırma çabası yeni bir durum değil. Gerçeklik tanımlarını, kaos üzerinden yeniden inşâ eden ideolojiler, iç içe geçmişliklerini farklı isimlerle aynı dünya görüşünün yörüngesinde sürüklerken, aksini iddia etseler de bu çabanın farklı bir boyutu var. Peki, farklı olan ne?
İddiasını kaybetmiş bir din söylemi ya tarih sahnesinden çekilecek ya da başka ideolojilerin boyunduruğuna girmekten başka bir yol bulamayacaktır. Biz İslam’ın tarih boyunca olduğu gibi bugün de insanlığın problemlerine çözüm bulma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlamıyla İslam, misyonunu tamamlayarak tarih sahnesindeki yerini almış bir din değildir.
Şiirin en çok hangi mısrası Demirel’in derhal faksa sarılmasına yol açmıştır, bunu kestirmek güç. Belki tamamı, belki de bazı bölümleri. Ancak “Köylü milletin efendisidir.” şiarının söylem olarak takipçisi sayılan ve “Çoban Sülü” olarak da anılan mezkûr politikacı, belki de şu mısradan daha fazla rahatsız olmuştur:
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler.
Çocuk Hayatın Nesnesi mi?
“Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.”
İnsanın öznel değerini kaybederek insandan insana kapital olarak bakılan bir dünyada nefes alıp vermekteyiz. Değerlerin kapital üzerinden yeniden tanımlandığı bir dünyada, kapital üzerinden üretilen itibar karşısında bocalayan insan, pek kıymetsiz şeyle değişti kendini.
Her şeye parası kadar sahip olabiliyor; bir yerlerde söz sahibi oluyor ama sözün sahibi olamıyor değerini yitiren insan. Parayla geçiştirir oldu her şeyi. Değer, nitelik, insanlık, hesap, hesap vermek kıymetsiz birer kelime gibi görünüyor artık. Paranın birçok hesabı kapattığı, birçok değeri değersizleştirdiği vâki değil mi? İşte çocuklar böyle bir dünyaya gözlerini açar oldu. Ebeveynine ve topluma göz aydınlığı olması, takva üzere yetişmesi için dünyaya gelmesi beklenen çocuklar artık başka hayallerin basit birer nesnesi hâline geldi.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Meskulen Erkek, Feminen Kadın Bağlamında İnsan ve Aile
Bugün baba otoritesi, anne şefkati, aile, terbiye, ahlâk gibi tüm değer ve kurumları hedef alan topyekûn bir saldırı hatta bir toplum mühendisliği projesi ile karşı karşıyayız. Aile içinde baba otoritesinin sarsılması, anneliğin ve anne şefkatinin sanki bir yükmüş gibi algılanıyor olması, çocukların bencil ve narsist bir psikolojinin içerisine sürüklenmesi, aile ile birlikte toplumu ve insanlığı hedef alan topyekûn bir saldırıdır.
Meşru İle Gayri Meşru Olan Arasında İnsan
İnsan, diğer yaratılmışlardan farklı olarak düşünen, taşınan ve tercih eden bir varlık. Akledip tercih ediyor olması onu sorumluluk sahibi kılıyor. Nihayetinde tercihlerinin sorumluluğunu üstlenen ve hesabını vermeyi de göze alan bir varlık; insan…
Yeni Olan Ne?
Ortaya çıkan öngörülemeyen(!) gerçekler karşısında edindikleri merkeziliği her duruma göre sürdürme arzusu taşıyanların, öngörülere ve senaryolara bağlı olarak uygulamaya koydukları dünya sistemini meşrûlaştırma çabası yeni bir durum değil. Gerçeklik tanımlarını, kaos üzerinden yeniden inşâ eden ideolojiler, iç içe geçmişliklerini farklı isimlerle aynı dünya görüşünün yörüngesinde sürüklerken, aksini iddia etseler de bu çabanın farklı bir boyutu var. Peki, farklı olan ne?
İddiasını Kaybetmiş Bir Din Söylemi ya da İçtihadı Yeniden Düşünmek
İddiasını kaybetmiş bir din söylemi ya tarih sahnesinden çekilecek ya da başka ideolojilerin boyunduruğuna girmekten başka bir yol bulamayacaktır. Biz İslam’ın tarih boyunca olduğu gibi bugün de insanlığın problemlerine çözüm bulma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlamıyla İslam, misyonunu tamamlayarak tarih sahnesindeki yerini almış bir din değildir.
Köylülerin Öç Alma Vakti mi?
Şiirin en çok hangi mısrası Demirel’in derhal faksa sarılmasına yol açmıştır, bunu kestirmek güç. Belki tamamı, belki de bazı bölümleri. Ancak “Köylü milletin efendisidir.” şiarının söylem olarak takipçisi sayılan ve “Çoban Sülü” olarak da anılan mezkûr politikacı, belki de şu mısradan daha fazla rahatsız olmuştur:
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.