Dünya hayatı bir imtihan yeridir. İmtihanın çeşitleri içinde zenginlikle imtihan kadar fakirlikle imtihan da vardır. İmtihan için cevap hazırlama gayretinde olanlar başaranlardır. Hazırlıksız sınava girenler kaybetmeyi göze alarak sınava girmişlerdir.
Kabullenilmiş şartlar insanlardaki mücadele duygusunu yok etmiş, pasif razı olma biçimleri ortaya koymuştur. “Ne yapalım kaderimiz buymuş. Dünya müslümana sürgün yeri, malda yalan mülkte yalan var biraz da sen oyalan” gibi telkinlerin arkasına sığınıp atalet üzere yaşayanlar fakirliği yazgı olarak mı görmekteler acaba!?
Bu “gönüllü fakirlik” müslüman aleme pahalıya malolmuş, bu körü körüne razı oluş tedbiri elden bıraktırmış “takdir Allahındır” diyerek varolmanın, varlıklı olmanın takdirinin arkasından koşmayı gereksiz göstermiştir.
Bu yazının devamı
186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Samimiyet; kirlenmemiş, temiz, saf, arı – duru, ihlaslı, sadakatli olmak, içten davranmak demektir. Gerçekçi olmaktır. Gerçek demektir. İnanılan gerçeğin, fiillere yansımasıdır. Somutlaşmasıdır. Şekle dönüşmesidir. Fiillerin, inanç ve düşünceye uyum sağlamasıdır. Ruh ile bedenin zıtlaşmaması, ayrı düşmemesi; bir ve beraber olmasıdır. Yekvücut haline gelmesidir. İnancın, düşüncenin ve davranışların gerçekle, doğrulukla mayalanışı demektir samimiyet. Samimiyetsizlik; kişinin kendisini …
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Geçinmek, insanın kendisi ve dış dünya ile kurduğu bağın niteliğine gönderme yapar.
İç âlemin bütünlüğünü korumak hiç de öyle kolay değildir. İnsanın kendi ihtiyaçlarını, arzularını, hayallerini anlama ve tanıma yolculuğu, geçmiş ve gelecek algısını düzenleme becerisi kişinin dış dünya ile bağını oluşturur.
“Kişinin iç ve dış dünya ile kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen kaynak nedir?” sorusu, bilimsel çalışmaların sorularından biridir. Bağlanma kuramı bu noktada kişinin ilişki yapılarını açıklayan bağlanma örüntülerinden bahseder. Bireyin erken dönem ilişkilerini, ergenin iç ve dış çevreye uyumunu, yetişkinlerin özel ve sosyal ilişkilerinin temelini bağlanma stilleriyle açıklar.
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
Gönüllü Fakirlik
Dünya hayatı bir imtihan yeridir. İmtihanın çeşitleri içinde zenginlikle imtihan kadar fakirlikle imtihan da vardır. İmtihan için cevap hazırlama gayretinde olanlar başaranlardır. Hazırlıksız sınava girenler kaybetmeyi göze alarak sınava girmişlerdir.
Kabullenilmiş şartlar insanlardaki mücadele duygusunu yok etmiş, pasif razı olma biçimleri ortaya koymuştur. “Ne yapalım kaderimiz buymuş. Dünya müslümana sürgün yeri, malda yalan mülkte yalan var biraz da sen oyalan” gibi telkinlerin arkasına sığınıp atalet üzere yaşayanlar fakirliği yazgı olarak mı görmekteler acaba!?
Bu “gönüllü fakirlik” müslüman aleme pahalıya malolmuş, bu körü körüne razı oluş tedbiri elden bıraktırmış “takdir Allahındır” diyerek varolmanın, varlıklı olmanın takdirinin arkasından koşmayı gereksiz göstermiştir.
Bu yazının devamı 186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Samimiyet Sınavında Başarımız
Samimiyet; kirlenmemiş, temiz, saf, arı – duru, ihlaslı, sadakatli olmak, içten davranmak demektir. Gerçekçi olmaktır. Gerçek demektir. İnanılan gerçeğin, fiillere yansımasıdır. Somutlaşmasıdır. Şekle dönüşmesidir. Fiillerin, inanç ve düşünceye uyum sağlamasıdır. Ruh ile bedenin zıtlaşmaması, ayrı düşmemesi; bir ve beraber olmasıdır. Yekvücut haline gelmesidir. İnancın, düşüncenin ve davranışların gerçekle, doğrulukla mayalanışı demektir samimiyet. Samimiyetsizlik; kişinin kendisini …
Adamak Üstüne
Diğer taraftan insan da bir ada gibidir. Tıpkı çevresini suyun sarıp sarmalaması gibi diğer varlıklar kuşatır çevresini. Bir başka karaya yol bulamadığı için artık onun için hayat sudur. Su onu sarmalar; o suyu sahiplenir. O’na; ‘Su nedir?’ sorusu sorulsa ‘Sudan başka ne var!?’ diye cevap verir.
Mektup III
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Geçinmek Kavramı ve Bağlanma
Geçinmek, insanın kendisi ve dış dünya ile kurduğu bağın niteliğine gönderme yapar.
İç âlemin bütünlüğünü korumak hiç de öyle kolay değildir. İnsanın kendi ihtiyaçlarını, arzularını, hayallerini anlama ve tanıma yolculuğu, geçmiş ve gelecek algısını düzenleme becerisi kişinin dış dünya ile bağını oluşturur.
“Kişinin iç ve dış dünya ile kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen kaynak nedir?” sorusu, bilimsel çalışmaların sorularından biridir. Bağlanma kuramı bu noktada kişinin ilişki yapılarını açıklayan bağlanma örüntülerinden bahseder. Bireyin erken dönem ilişkilerini, ergenin iç ve dış çevreye uyumunu, yetişkinlerin özel ve sosyal ilişkilerinin temelini bağlanma stilleriyle açıklar.
Sosyal Medya Tecessüs Damarını Çatlatmak İçindir
İslâm toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslâm toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller mü’minlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.