[O yardıma layık olanlar ki,] kendilerini yeryüzünde egemen kılsak
salâta devam ederler (salatı ikâme ederler), arınmak için verilmesi gerekeni verirler,
yapılması iyi ve doğru olanı emreder, yanlış ve kötü olanı yasaklarlar;
ama yine de, olup biten her şeyin sonucu Allah’a kalmıştır.
(Hac /41)
Dünya devlet aracılığıyla değiştirilemez.
Hem kurumsal düşünce hem de yüzyıllık kötü deneyim
bize bunun böyle olduğunu gösteriyor.
“Size söylemiştik” der halinden memnun olanlar.
“Hep söyledik. Makul olmadığını,
insan doğasına karşı gelemeyeceğinizi anladık.
Vazgeçin bu rüyadan, vazgeçin.”
John Holloway / İktidar Olmadan Dünyayı Değiştirmek
Her din, dünya görüşü ve ideoloji bir ‘hakikat’ iddiası içerir. Bu hakikat insanı öyle bir kuşatır ki, insan onunla görür, onunla düşünür, onunla işitir ve onunla hisseder. Hiçbirşeyi onun dışında yorumlayamaz olur! Bunun güzel bir örneği Orphalese halkına giderayak hitâb eden Ermiş’de görülür.[1] İnsan ve insanın halleri, tarih ve tarihin çarpan ruhu, toplum ve toplumun iniş ve çıkışları önce o hakikatle yoğrulur, sonra da yorumlanır, ete kemiğe bürünür.
Burdan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz diye düşünüyorum: yaşama, hissetme, duyma, gör/ebil/me biçiminden; idâre etme, siyaset eyleme, sosyal veya siyasal olaylara refleks verme eşiklerimiz aslında hangi hakikat kümesine ait olduğumuzu ele verir.
Bu yazının devamı
188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Önceki süreçte makine, emperyalizmin aracı iken yeni süreçte başta internet ve yapay zekâ olmak üzere yeni teknolojiler neo-emperyalizmin araçları olmuştur. Tekno-feodalizm kendi ülkelerinde egemenlik sağlarken, tekno emperyalizm başka ülkelerde egemenlik sağlama unsuru olmuştur.
Günübirlik, üzerinde çok da araştırma yapmaya gerek olmayan mevzuların yanında söz söylemek için bir ömür çaba harcamak zorunda olduğumuz meseleler de var. Hatta bazı meseleleri anlayabilmek için bir ömür harcadığımız halde yine de meseleyle ilgili net bir şey söylemek çoğu zaman mümkün de olmayabilir.
Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı koruma altına almak anlamındaki ”hikaye” kökünden gelen “ittika” sözlükte;
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
Cümle ümmet-i İslam’ın gözü aydın, farklı düşündüğü için bir insanı daha, teolojik bir farklı yorumu daha linç ederek istifa etmesine vesile olduk. Linçin şehvet düzeyi, kışkırtma kat sayısı o kadar yüksekti ki sosyal medyada küfrün, hakaretin, tehdidin binlercesi, onlarca saat sürdü. Herhangi bir ibadetinde erişemediği iştiyakı bir insanı linç etmek için kullanan “biz”ler, “insanlıktan çıkma başarımıza” bir yenisini daha eklemiş bulunuyoruz.
Gücünü ‘Hakikat’ten Almayan ‘İktidar’
“Allah nezdinde hak din (ed-dîn) İslâm’dır.”
(Al-i İmran /19)
[O yardıma layık olanlar ki,] kendilerini yeryüzünde egemen kılsak
salâta devam ederler (salatı ikâme ederler), arınmak için verilmesi gerekeni verirler,
yapılması iyi ve doğru olanı emreder, yanlış ve kötü olanı yasaklarlar;
ama yine de, olup biten her şeyin sonucu Allah’a kalmıştır.
(Hac /41)
Dünya devlet aracılığıyla değiştirilemez.
Hem kurumsal düşünce hem de yüzyıllık kötü deneyim
bize bunun böyle olduğunu gösteriyor.
“Size söylemiştik” der halinden memnun olanlar.
“Hep söyledik. Makul olmadığını,
insan doğasına karşı gelemeyeceğinizi anladık.
Vazgeçin bu rüyadan, vazgeçin.”
John Holloway / İktidar Olmadan Dünyayı Değiştirmek
Her din, dünya görüşü ve ideoloji bir ‘hakikat’ iddiası içerir. Bu hakikat insanı öyle bir kuşatır ki, insan onunla görür, onunla düşünür, onunla işitir ve onunla hisseder. Hiçbirşeyi onun dışında yorumlayamaz olur! Bunun güzel bir örneği Orphalese halkına giderayak hitâb eden Ermiş’de görülür.[1] İnsan ve insanın halleri, tarih ve tarihin çarpan ruhu, toplum ve toplumun iniş ve çıkışları önce o hakikatle yoğrulur, sonra da yorumlanır, ete kemiğe bürünür.
Burdan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz diye düşünüyorum: yaşama, hissetme, duyma, gör/ebil/me biçiminden; idâre etme, siyaset eyleme, sosyal veya siyasal olaylara refleks verme eşiklerimiz aslında hangi hakikat kümesine ait olduğumuzu ele verir.
Bu yazının devamı 188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yapay Zekâ ve Dijital Sömürgecilik: Tekno-Endüstriyel Çağda Yeni Neo-Sömürgeci Paradigmalar
Önceki süreçte makine, emperyalizmin aracı iken yeni süreçte başta internet ve yapay zekâ olmak üzere yeni teknolojiler neo-emperyalizmin araçları olmuştur. Tekno-feodalizm kendi ülkelerinde egemenlik sağlarken, tekno emperyalizm başka ülkelerde egemenlik sağlama unsuru olmuştur.
Sünnetsiz, Mezhepsiz, Modernist!
Günübirlik, üzerinde çok da araştırma yapmaya gerek olmayan mevzuların yanında söz söylemek için bir ömür çaba harcamak zorunda olduğumuz meseleler de var. Hatta bazı meseleleri anlayabilmek için bir ömür harcadığımız halde yine de meseleyle ilgili net bir şey söylemek çoğu zaman mümkün de olmayabilir.
Takva Sahibi Birisi Allah’tan Niçin Korksun
Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı koruma altına almak anlamındaki ”hikaye” kökünden gelen “ittika” sözlükte;
Sembolik Düzen Krizi ve Varolmak
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
Eleştiri Kültürümüzün Eleştirisi: Yok Edilmesi Gereken “Öteki”lere Karşı Kahraman “Biz”ler
Cümle ümmet-i İslam’ın gözü aydın, farklı düşündüğü için bir insanı daha, teolojik bir farklı yorumu daha linç ederek istifa etmesine vesile olduk. Linçin şehvet düzeyi, kışkırtma kat sayısı o kadar yüksekti ki sosyal medyada küfrün, hakaretin, tehdidin binlercesi, onlarca saat sürdü. Herhangi bir ibadetinde erişemediği iştiyakı bir insanı linç etmek için kullanan “biz”ler, “insanlıktan çıkma başarımıza” bir yenisini daha eklemiş bulunuyoruz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.